Medet

22 Kasım akşamı Toy İstanbul'da Tiyatro Yan Etki'nin Medet adlı oyununu izledik. G-Mall'da  o en sık sinema izlediğimiz günlerin yaklaşık on yıl geride kaldığını fark edince feci bir yaşlanıyoruz muhabbetine daldık oyun öncesinde. Sonra DOTMarsta için bol bol uğramıştık buraya ve o dönemler buranın küçük tiyatro gruplarına kiralanan sahneleri ve Souq Karaköy tarzı tasarım alışveriş stantları ile ne kadar güzel değerlendirilebileceğini düşünmüştüm. Toy İstanbul, o kıvamda değil henüz ama DOT'tan boşalan yeri çeşitli tiyatro gruplarına ayırarak güzel bir iş çıkarmış. Hemen 3 ve 7 Aralık'taki oyunlar için de yerimizi ayırttık tabi. Toy İstanbul programını incelerken aşağıdaki sarı şişko da bize eşlik etti. ;)


Medet, Deniz Madanoğlu'nun yazdığı ve Serkan Üstüner'in yönettiği bir Tiyatro Yan Etki oyunu. Baş rollerinde Faruk Barman ve Melike Güner var. Melike Güner daha da bir baş rol sanki. Onu izlerken bir ara "yarabbim bu bitmek tükenmek bilmeyen ağlamayı bir yerden tanıyorum ben" diye düşünüp durdum ama nereden tanıdığımı bulamamıştım. Çıkınca internet sağ olsun buldum: İncir Reçeli'nden tanıyormuşum. Orada da ağlaya ağlaya içi çıkıştı kızcağızın. Buradan yönetmenlere sesleniyorum: lütfen artık bu Melike kızımıza güleç bir rol verin yahu. ;)

Oyuna gelince... Uzun bir aradan sonra kendilerine İstanbul'da iki farklı hayat kurmuş iki eski sevgilinin bir doktor muayenehanesinde bir araya gelişini izliyoruz. Gençlik yıllarında derslerle hiç ilgisi olmayan, daha serseri bir tip  olan Durukan, güzel bir semtte muayenehanesi olan bir doktor olmuş. Gençliğinde daha çok okuyup İstanbul'a gelme, çalışma hayalleri kuran, modern görüşlü, hafif fırlama Çiçek ise başı bağlı, ürkek, iki lafından biri "Allah, peygamber, kader, kısmet" olan bir kadına dönüşmüş. Çiçek'in 1999 Kocaeli depreminden sonra ilk kez Durukan'ın karşısına çıkmasının nedeninin aşkla meşkle ilgisi yok tabi. Çiçek, eski sevgilisinden kendisi için bir iyilik yapmasını isteyecek... ya da daha doğru bir ifadeyle ondan "medet" umacak.

Güzel bir konu, güzel oyunculuklar. Ruh halim pek harika olmadığı için biraz fazla ağlak olduğunu düşünmüş olabilirim. Ama hikaye kesinlikle bize ait, özellikle de kadın ve erkeğe ailede ve genel anlamda toplumda biçilen roller bakımından. İlişkiler açısından da güven yok olduğunda dünyanın insanın başına yıkıldığını anlatmak açısından çok başarılı. İzleyin derim. 

Toy İstanbul'da bir sonraki tarihler 13 ve 27 Aralık. Diğer yerlerdeki en güzel tarihler için Tiyatro Yan Etki'nin Twitter ya da Facebook hesaplarını takip edebilirsiniz.

İyi seyirler!

Hiç yorum yok: