Antakya Sokaklarında Yürüyüş

Mozaik Müzesi'ni gezdikten sonra Asi Nehri'nin üzerindeki köprülerden birinden karşıya geçiyoruz. Köprünün üzerinden çektiğim bu resimde görünen cami ise Ulu Cami.

















Meşhur humusçulardan birini bulmadan önce daracık Antakya sokaklarında biraz yürüyüş yapmaya karar veriyoruz. Eski Antakya evlerini görüyoruz. Yalnız bir kişinin geçebileceği darlıktaki bazı sokaklarda aklıma Venedik geliyor.

















Daha sonra önceleri eski bir Antakya evi olan Katolik Kilisesi'ni geziyoruz. Kilisenin çanının olduğu üst kata çıktığınızda hemen arkasındaki caminin minaresini de görebiliyorsunuz. Yüzyıllar boyu değişik dinlere ve farklı kültürlere ev sahipliği yapan bu şirin kentte gezerken attığınız her adımda şehrin bu en önemli özelliğinin farkına varıyorsunuz. Umarım Antakya bu güzel özelliğini hiçbir zaman yitirmez.



















Kiliseyi gezdik. Sırada Anadolu’da yapılan ilk cami olarak bilinen Habib-i Neccar Cami var. Bu cami, Roma dönemine ait bir pagan tapınağının üzerine inşa edilmiş. Günümüzdeki hali Osmanlı dönemi eseriymiş. Etrafı medrese odaları ile çevrili olan bu caminin avlusunda 19. yüzyıldan kalma bir şadırvan bulunuyor (bkz. sağ üst resim). İsa’nın havarilerinden Yunus (Yuhanna) ve Yahya(Pavlos) ile onlara ilk inanan ve inanmayan halk tarafından şehit edilen ilk kişi olan Antakyalı Habib-i Neccar’ın türbesi de burada yer alıyor. Antakya şehri, Halife Ömer’in komutanlarından Ubeydullah Bin Cerrah tarafından 636 yılında fethedildiği dönemde fethin simgesi olarak, Habib-i Neccar ve İsa’nın iki havarisinin mezarının bulunduğu yere bu cami inşa edilmiş.

















Artık acıkmaya başladık. Hemen Antakya'nın meşhur humusçularından birini bulmalıyız. Sonra da Uzun Çarşı'yı gezeceğiz.

5 yorum:

mutfakfaresi dedi ki...

yapılar çok hoş görünüyor. ben de gitmek istiyorum.

mehtap dedi ki...

Canım ne güzel tarihi bilgiler vermişsin.Antakyayı hiç görmedim.Sayende tanımış da oldum.Ülkemin her köşesini olduğu gibi Antakya'yı da görmek isterim.Heryerinden tarih akıyor değil mi?sevgilerimle İyi gezmeler,iyi tatiller canım.

Imge dedi ki...

Özlem,

Orada bol bol kulaklarını çınlattım.. Özellikle Uzun Çarşı'da nar ekşileri, peynirler ve biber salçaları arasında.. Tam bir mutfak faresine göre bir yer..:)

Mehtap,

Kesinlikle çok zengin bir ülkede yaşıyoruz. Hem doğal güzellikler hem de kültür ve tarih mirası anlamında... Bir de değerini bilsek ve tanıtımını yapabilsek çok güzel olacak ya neyse..

Sevgiler..

:)den dedi ki...

Uzun Çarşı'da "Pöç Kasabı" vardır. Kağıt kebabı meşhurdur. Antakya'da kebab çoğunlukla kasaplarda yeniyor. Küçük, dar, bir kaç masalık kasaplarda kebab yemek çok orjinal gelmişti bana:)
Ben Harbiye'yi anlatmanızı bekliyorum.
Sevgiler...

Imge dedi ki...

:)den,

Bak işte onu kaçırmışız! Bir daha gitmek farz oldu artık..:) Uzun Çarşı yazısı bu akşam geliyor.. (açıkçası ben çok bayılmadım Uzun Çarşı'ya..)

Harbiye yazısı da yarın huzurlarınızda olacak.. Benden ayrılmayın..
Sevgiler..:)