Festival Haberi: Penfest 2018 Çırağan'da


Dev markaların en zarif kalemleri Çırağan’da


Kalem tutkunları, koleksiyonerleri, sanatçıları ve dünyaca ünlü markalar, ilk kez 2-3 Kasım tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Penfest'te bir araya gelecek. Kalem ve prestijli ürün gruplarını aynı çatı altında toplayan markakalem.com tarafından düzenlenen festivalde, yüzlerce çeşit özel tasarım harikası kalem yer alacak. Ünlü kalem işleme sanatçılarının gösterileri nefes keserken, koleksiyonların en nadide eserleri bu festivalde bulunacak


Tarihe damgasını vurmuş Fransız komutan Napolyon Bonapart, “Dünyada iki büyük kuvvet vardır. Biri kılıç diğeri kalemdir, fakat kılıç kuvveti de kalem kuvvetine mağlup olur” der, kalemden bahsederken. İbn-i Sina, kalemden “Aletlerin en faydalısı” diye bahseder. Yine İbn-i Sina’ya göre, bir şişe mürekkep bir külçe altından daha değerlidir. İşte o kalemlerin en şık, en zarifleri 2-3 Kasım tarihlerinde markakalem.com tarafından Çırağan Palace Kempinski’de düzenlenecek ve dünyada bir ilk olma özelliği taşıyacak Penfest’te bir araya gelecek.     


Devler bir arada
Festivalde; Cross, De Atramentis, E+M, Faber-Castell, Graf Von Faber-Castell, J. Herbin, Kaweco, Lamy, Montblanc, Montegrappa, Namiki, Noodler’s, Parker, rOtring, S. T. Dupont, Visconti, Diplomat, Scrikss, Tibaldi, Twsbi, Pilot, Rhodia ve Waterman gibi dünyaca ünlü markalar, özel koleksiyonlarını kalem tutkunlarıyla buluşturacak. Koleksiyonerler, koleksiyonları için en nadide parçaları bulabilecek.  



Kalem sanatçılarından şov
Ünlü kalem işleme sanatçılarının gösterileri de yine festivalin en ilgi çekecek kısımları arasında hafızalara kazınacak. Kalem tutkunu ünlü isimlerle yapılacak söyleşiler sonrasında sorular cevaplanırken, canlı müzik eşliğinde festivali gezen kalem severlere firmaların çeşitli sürprizleri de olacak. Ayrıca, kurulacak Mürekkep Bar’da da kalemler farklı mürekkep çeşitleriyle denenebilecek. 
  
Rezervasyonlar başladı
Prestijli kalem markalarını ilk kez böylesine büyük çaplı bir organizasyon ile buluşturacak festivali; kalem tutkunlarının, koleksiyonerlerinin ve sanatçılarının yanı sıra şirketlerin satın alma yöneticileri ile sosyal medyanın stil fenomenlerinin de ziyaret etmesi bekleniyor. Alanında ilk ve tek olan festivale katılmak isteyenler, ayrıntılı bilgiye penfest.com.tr’den ulaşıp rezervasyonunu yaptırabiliyor.    

Sergi Haberi: Divane

Haniyeh Aeini’nin tamamı akrilik eserlerden oluşacak “Divane” isimli sergisi 10-31 Ekim 2018 tarihleri arasında Galeri Eksen’de gerçekleşecek.

Haniyeh, yaşamın zorluklarını farklı anlam ve anlatılara sarılarak azaltan ve bu sayede kendi olmayı başaran figürlerin fedakarlıklarını, eserleriyle gözler önüne seriyor.




Sergideki eserlerde “divane”nin toplumsal maskelerini sıyırıp, kimliğine dair yoğun ve uçlardaki duygularını ifade edişine tanık olacaksınız. Haniyeh’nin çizgilerinde insanın güzellik, gerçeklik ve “ben” olmak üzerine arayışını görebileceksiniz.

Zıtlıkları, varoluşu, kozadan kurtuluşu izleyebileceğiniz eserler, 31 Ekim 2018’e kadar Galeri Eksen’de.

İyi gezmeler!

Sergi Haberi: Melih Püskülcü'den Yüzler


Heidegger'a göre varoluşun temel kategorileri ya da temel biçimleri şöyle sıralanır; hal ya da duygu, anlama ve konuşma.



Bu üçü içinde hal ya da duyguyu (stimmung) ele aldığımızda, bir varlık kipi olarak en temel halimizin endişe (kaygı-angst) olduğunu belirtir. Bu endişe ya da kaygı, nesnesi belli olmayan türde bir korku olarak da ifade edilebilir. Geleceğin belirsizliğinin üzerimizdeki sürekli etkisi diyebiliriz buna!




Son yıllarda üzerinde çalıştığım bu insan yüzleri bu türden bir varoluşsal kaygının dışavurumunun izlerini taşımakta. Ancak belirtmeliyim ki bu yüzler bu izlenimi yaratsın diye değil, çalışmanın hezeyanı içinde kendiliğinden, adeta karşı konulmaz bir biçimde beliriyor.

Bunun en büyük nedeni de muhtemelen, kalabalıklar içinde sürekli olarak izlediğim tek tek yüzlerin birinden diğerine gide gide bir insan idesine evrilmesi; tüm zamanların tedirgin insanına!


Melih Püskülcü



Sanatçı yirmi beş yıla varan çalışmalarında resmin geleneksel olan peyzaj ve ölüdoğa gibi  konularının yanında portrelere ağırlık vermiş ve figüratif soyutlama diyebileceğimiz bir tekniği benimsemiştir.

Günümüzde resim ve felsefe alanları ile ilgili olarak çalışmalarını sürdürmektedir.


Sergi, 11- 30 Ekim tarihleri arasında Galeri Selvin'de izlenebilir.



Adres: Arnavutköy Dere Sok. No:3 Arnavutköy, Beşiktaş İstanbul
Tel: 212.263 74 81
Galeri Selvin, Pazar günleri hariç 11:00 – 19:00 saatleri arasında açıktır.

Sergi Haberi: Datça Ruhu

Datça’da yaşayan 21 sanatçının eserlerinden oluşan “Datça Ruhu” Karma Sergisi 1-14 Ekim tarihleri arasında Datça Liman Sanat Galerisi’nde açılıyor. Sergiyi Datça Kent Konseyi Kültür Sanat Bilim Grubu düzenledi. Küratörlüğünü ise Ayşe Gülay Hakyemez yaptı.

Datça sakinlerinin, Datça’nın havası, denizi, çiçekleri ve hayvanlarının oluşturduğu benzersiz Datça Ruhu’nu resim, illüstrasyon, heykel ve enstalasyonlarıyla betimleyen sanatçılar:

Volkan Akmeşe, İdil Berf, Sema Boyancı, Zeynep Bozoğlu, Evrim Bozyel, Ayça Bumin, Şebnem Çaylan, Serap Çota, Gülsen Erdoğan, Nahide Erol, Tamer Ertuna, Gözde Yaldızciyan, Yasemin Gök, Özgül Kahraman, Melek Şule Kantürk, Nezaket Koç, Serap Riedel, Korkut Sönmez, Zeynep Şankaynağı, Mine Soral, Mehmet Ünsalan.

(Sağ: Korkut Sözmez; Sol: Serap Riedel )

Datça'ya yolu düşenlerin 1-7 Ekim ve 8-14 Ekim haftalarına bölünerek iki hafta boyunca gezilebilecek sergiyi kaçırmamalarını öneririm. 

İyi haftalar!

83 1/4 Yaşındaki Hendrik Groen'un Gizli Güncesi

Yeni bir yıl, yaşlıları hala sevmiyorum. Yürütecin peşinden ayaklarını sürüyerek yürüyüşleri, yersiz sabırsızlıkları, bitmeyen şikayetleri, çayın yanında yedikleri kurabiyeleri, inleyip sızlanmaları.Ben mi? Ben kendim 83 yaşındayım” 

Bir kitap sayfasında ya da dergisinde şu cümlelerle başlayan tanıtım yazısının tamamını bile okumadan karar vermiştim zaten bu kitabı almaya. Çok tatlı değil mi 83 yaşındaki bir yaşlının ağzından yaşlılığı dinlemek? Üstelik öyle nostaljiye bayılan, yanımdan çocuk-torun eksik olmasın diyen, ne olursa olsun yaşayayım kafasında olan bir yaşlı değil Hendrik Groen. Geriatristine gerekli olması halinde ötenazi istediğini belirten, huzurevinin sürekli şikayet eden yaşlılarından köşe bucak kaçan, Tanrı'yla birbirlerini rahatsız etmeme anlaşması yapmış, engelli scooter'ına binerek dört tel saçını rüzgarda dalgalandırmayı seven, dört tel saçı için iki ayda bir berbere giden, kendi çapında aşık bile olan, hasta bezi kullanma fikrinden nefret eden, her gün yazarak kendini iyileştiren BHÖ (Biz Hala Ölmedik) grubu üyelerinden. ;)


Yaşlılığın esprili bir dille anlatıldığı ancak gerçekçi bir bakışla hüzünlü taraflarına da değinen 83 1/4 Yaşındaki Hendrik Groen'in Güncesi takma bir isimle yazılmış. Yani Hendrik Groen'in ardındaki gerçek kimliği bilmiyoruz. Gerçek bir günlük mü, kurgulanmış bir roman mı onu da bilmiyoruz. Ama ben gerçek bir karakter olmasını çok istedim kendisinin, çünkü bu yaşlı profilini çok sevdim. 

Hollanda'da bir huzurevinde kalan Hendrik Groen her gün olanları kısacık da olsa günlüğüne not ediyor. Yaşlıların çay saati dedikoduları, yangın tatbikatı sırasındaki ağır aksak hareketleri, ufak tefek sakarlıkları, gençlerin zoraki ziyaretleri gibi sevimli ve komik konuların yanında alzheimer olduğu anlaşılan bir dost ile gerçekçi bir yol planı çizme, hoşlanılan bir komşunun felç geçirmesi, içkisinden asla vazgeçmeyen bir arkadaşın ayak parmaklarının kesilmesi, her ay cenazeler sonrasında boşalan ve yeni sakinlerinin yerleştiği odalar, kışın düşme korkusuyla pencere önüne mahkum kalma gibi hüzünlü yaşlılık gerçekleri de var bu kitapta. Toplumun ve daha genç insanların yaşlılara nasıl baktığı da o hüzünlü gerçeklik kısmına dahil. 

Ben çok severek okudum bu romanı. Umarım Hendrik gibi 83 yaşında günce yazabilen, akşamları bir iki kadeh şarabını içen, bedeninin elverdiği aktivitelerden hiç vazgeçmeyen ve şikayet etmeden yaşayabilen bir yaşlı olurum. (İlk üçü olurum da sonuncusuna söz veremiyorum sanki, yaşlılığın şanındandır şikayet etmek yahu! ;)) ) 

Alıntılar

* "Dün en güzel günlerimizden birini yaşadık yine; bir kalp krizi, bir kalça kırılması ve boğazına takılan bir Bastogne kurabiyesinden dolayı az kalsın boğulan biri. Ambulans gidip geldi; öğleden sonra üç sefer yaptı. İnsan yetişemiyor; o kadar çok konu konuşuluyor ki kahve ve çay saatlerinde."



* "Everest Dağı'na tırmanmış seksen yaşında bir adam var. Ben kaldırım kenarını çıkmaya zorlanıyorum. bu hiç adil değil."

* "Beklenilenin aksine yıllar içinde ufak şeylerle uğraşmak daha önemli hale gelir, geniş düşünme ise azalır. Yaşlı ve bilge olmak kuraldan çok istisnai bir durumdur."

* "Hasta çocuklar için klinik palyaçolarından sonra şimdi de yalnız yaşlılar için palyaçolar görevlendireceklermiş. Onları şimdiden uyarmak isterim; kalan en son gücümle, beni neşelendirmeye gelecek olan palyaçonun neşeli, ukala kafasını tavayla yaracağım."

* "Dalgınlık. Yaşlılar tıpkı çocuklar gibi sürekli bir şeylerini kaybederler, ancak her şeyin yerini bilen bir anneleri yoktur artık."

Keyifli okumalar.. Ve iyi hafta sonları hepimize!