Kızcağız!

Dün elimde Migros poşetleriyle apartmandan içeri girerken altımızdaki kuaförün sahibi Nihat Bey'le karşılaştım. Selamlaşma faslından sonra gülerek bana "O gün İhsan Bey'i az kalsın siz diye başka biriyle buluşturuyordum!" dedi. Ben de iki doz içtenlik, üç doz ayıp olmasın nüansı(karşımdaki kişiye karşılık bâbında) ve beş doz da şüphe içeren dört numaralı İmge gülüşümle "Nasıl yani?" diye sordum.

- "İhsan Bey tam aşağıdan kapıyı çalıyordu ki ben karşıdan siz geliyorsunuz sandım. Ama tam size benziyordu.. Böyle elinde Migros poşetleri, saçlar toplu, lastik ayakkabılar falan..."

(Eyvah! Mahalledeki imajım bu herhalde! Altımızdaki kuaför Migros poşetlerinden bir uzvummuş gibi bahsediyor!!)

- "Öyle mi? Sonra ne oldu?"

- "İhsan Bey, zile basmayın, İmge Hanım geliyor işte diye gösterdim! Tam o sırada o bayan başka bir sokağa dönünce anladık siz olmadığınızı!"

- "Aman aman Nihat Bey! Bu tarz yanlışlıkları pek sık yapmıyorsunuzdur umarım!"

Neyse gülüştük ve ben eve çıktım. Ama bir gün önce kapıyı çaldıktan sonra eve geç gelen İso'cuma neden geciktiğini sorduğumda bu hikayeden hiç bahsetmemiş olduğu ve sadece Nihat Bey'le ayak üstü sohbet ettik dediği aklıma geldi. Ve aynı hızla da aklımdan çıktı.

Sonra akşam yemeği sonrası Lost'un 5. sezonunu izlerken dizinin etkisiyle olsa gerek bende de anlık bir flashback oldu ve İso'cuma dönüp, "Dün Nihat Bey yoldan geçen birini ben sanmış?" diye sordum. Evet, bu bir soru cümlesi değil farkındayım, ama o anki tonlamam bu cümleyi kesinlikle bir soru cümlesi yapmıştı.

İso da bana döndü ve "Hımm, evet, bir tane kızcağız, eli kolu dolu geliyordu, Nihat..."

İşte söylediklerinin geri kalanını dinlememi engelleyen bir sözcük: "kızcağız!"

- "Demek kızcağızdı ha?"
- "Yok yani, lafın gelişi hani..."

Bende nedense bir kızcağız fobisi oluştu. Aslında nedeni belli sayılır. Çünkü genelde İso'cumun "Ben ok atmaya gidiyorum, animatör bir kızcağız çağırıyordu herkesi" ya da "bardaki kızcağız mohito önerdi" ya da "gereksiz yere kötü davrandı kızcağıza" falan gibi yorumlar yaptığı her seferinde -cağız ekinin söz konusu "kızcağız" karakteri için fazladan kullanıldığını düşünmüşümdür!! Benim bildiğim -ceğiz, -cağız ekleri acıma ifadesi olarak kullanılırlar. Ama bizdeki durum biraz farklı! Genellikle hiç -cağız'lık durumu olmayan, hatta yanında kendinizi -cağız gibi hissedebileceğiniz gayet muntazam hatun kişiler için "kızcağız" diyor benim kocam!! :)

Mahallemizdeki kızcağız ile ilgili durumu biraz daha kurcalayacaktım ki parmaklıkların ardındaki Sayid araya girdi ve kendisine "Nasılsın?" diye soran Sawyer'a o gün bugündür aklıma geldikçe beni kopartan o sözleri söyledi: "12 yaşındaki Ben Linus bana tavuklu sandviç getiriyor. Nasıl olmamı bekliyorsun?" (Yazarken kendimi tutamıyor ve yine gülüyorum..:)) )

Neyse, bundan sonra kızcağız konusuna dönmek biraz zor oldu ve zaten İso'cum bu kez gerçekten de -cağız ekini doğru yerinde kullanmıştı diye düşünüyorum. Ama yine de gözümü dört açıp, yakınımızda elinde Migros poşetleriyle apartmanına giren kadınları inceleyip, kapsamlı bir analiz raporu çıkarmayı da yeni misyon edindim kendime.

Kızcağızmış!! Peaah!

6 yorum:

gulen ERBASLI dedi ki...

evet aynı fıkırdeyım benımkı de hıcde cagızlık halı olmayan tıplere kızcagız,yazık kıza bı yardımcı olalım gıbı seyler soyluyo....
kızcagızmıs????peahh kı peahh

nymphea dedi ki...

Ha ha ha ha:))) Çok güldüm gerçekten:)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Ahaha benim de hiç güleceğim yoktu :) Aman bizimkine okutmayalım sonra o da her kelimeden manalar çıkarır :)

Imge dedi ki...

Gülen,

Ben de karşılığında "çocukcağız" kelimesini kullanmayı düşündüm bir ara, ama çocukcağız dediğim birini hoş da bulamadığımı fark edip, vazgeçtim..:))

Nymphea,

:))

Ata,

:)) Ama imgeleme gibi ünlü bir haber kaynağını okutmamayı nasıl başaracaksın Ata? Nereye kadar kaçabilirsin söyler misin? :)

moonliiin dedi ki...

hihihi...çok tatlısın:)

Imge dedi ki...

:) tişkür..:)