Üç Film Birden

Cuma akşamı hafta sonu kar gelecek ve eve kapanacağız diye gereksiz bir panik yaparak koştura koştura sinemaya gittik. İyi ki de gitmişiz, orası ayrı, ama paniğimiz biraz anlamsız oldu doğrusu! Neyse, önce trans yağlar içermeyen mönüsüyle sağlıklı ve leziz yemekler sunan ve çok sevdiğimiz Num Num'da yemeğimizi yedik, sonra Astoria'daki kıpkırmızı Cinebonus dünyasına attık kendimizi. (Bu arada konuyla ilgisiz olacak ama gıda maddeleri, restoranlar ve kozmetik ürünlerindeki yeni trend bu olmalı diye düşünüyorum. Sağlık ve hijyen adına yapılanları vurgulamak. Tıpkı "Sarelle'nin içine koyduklarımız kadar koymadıklarımız da önemli" reklamında olduğu gibi!) Barselona Barselona'dan sonra ilk kez bir Woody Allen filmi daha izlemek için salondayız: Whatever Works! (Evet, isim çevirisini beğenmediğim için orijinal adını kullanıyorum!) Açıkçası Ayşe'nin blogu sayesinde bu filme gitmeye karar verdik ve gerçekten de bayıldık diyebilirim.















Arızalı "deha", fizikçi Boris Yelnikoff'un hayatından yola çıkarak ve karakterler arasındaki pek çok zıtlıktan (zeki-kafasız, yaşlı-genç, muhfazakar-açık görüşlü, vs.) yararlanarak ortaya çıkardığı bu filmde aynı zamanda çok da güldük. Diyaloglar süper! Zaman zaman Boris rolündeki Larry David'in aynı zamanda anlatıcılık da yapması beni rahatsız edebilir mi diye düşünmüştüm, ama bu bile tam dozunda kullanılmış ve filme güzel bir tat katmıştı. Hayatın her şeye rağmen güzel olduğu duygusuyla çıktım salondan. Elbette bunun en önemli şartı ise kendi potansiyelini ve istediklerini belirleyebilmek, kimi zaman cesurca kimi zaman ise şans(sızlık) eseri bunları gerçekleştirme fırsatını yakalamak, bunun doyumunu yaşadığınız bir hayatı sürmek ve olabildiğince açık bir zihinle bu hayatın tadını çıkarmak olsa gerek. İzlemelisiniz.

Cumartesi günü iki film birden seansımız vardı... Bu kez evimizin salonunda... İzlediğimiz ilk film Almodovar'a ilk Oscar'ını kazandıran 1999 yapımı filmiydi. Hüzünlü bir hikayesi olan filmin baş rolünde diğer Almodovar filmlerinde olduğu gibi yine kadınlar var. Ve kadın olmayı tercih edenler! Biri midenize bir yumruk oturmasına neden olan, diğeri içinizi umutla dolduran iki Esteban... Duyarlı bir kadın ve güçlü bir anne olan Manuela... Sürekli insanları memnun ettiği için Agrado ismini alan sevgi dolu bir travesti... Esteban(lar)ın babası... İyiliksever bir anne ve ölümcül bir hastalığı olan Rosa... Çok sevdiğin kişileri farklı şekillerde kaybetmek, hayattan kopma, sonra yeniden tutunmak, açık olabilmek, kabullenebilmek, ne kadar zor da olsa mücadeleye devam etmek... İzlemediyseniz, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Gelelim izlediğimiz son filme: It's Complicated. Bu hafta sonu İlişki Durumu: Karmaşık adıyla sinemalarda olacak, ama biz gelmesini bekleyemedik. Meryl Streep'e yine hayran kalacağınızı söyleyebilirim. Bu kez ikinci kadın rolünde. Hem de eski kocasının yeni evliliğindeki ikinci kadın! :) Adı üstünde karmaşık bir durum var anlayacağınız. Çok keyifli bir film. Romantik komedi en bayıldığım tür olmasa da bu filmi çok sevdim. Galiba bunun en önemli faktörü de Meryl Streep'ti. Siz de kendisini seviyorsanız ve hoş zaman geçirmek istiyorsanız bu filmi kaçırmayın derim.














Bu arada Cumartesi akşamı Disko Kralı'nı izleyenler öğrenmişlerdir zaten, ama ben izlemeyenler için söyleyeyim: Bu Cuma günü Başka Dilde Aşk filmi Cinebonus G-Mall'un bir salonunda yeniden gösterime girecek. Mars Entertainment Group'un Okan'ın önceki hafta yaptığı çağrıya sessiz kalmayarak filmi yeniden gösterime sokması da haftanın hoşuma gidenleri arasındaki yerini aldı. Cumartesi G-Mall'da görüşürüz artık..:)

(Not: Resimler buradan alınmıştır.)

6 yorum:

NzN dedi ki...

Whatever Works'ü ben de evde seyrettim 2 hafta kadar önce.
Keyifli bir filmdi fakar sanırım benim beklentim çok daha yüksekti filmden. Dolayısı ile yürekten bağlanamadan bitirdim filmi ve kaldırdım rafa.
Almodovar filmlerini ise İspanya'da yaşadığım dönemlerde keşfetmiş ve ilginç bir bağ kuruvermiştim sevgili Almodovar ile.
Çırılçıplak hayatı dan! diye koyuveriyor insanın önüne. Bazen sıcacık bazen de bir o kadar acımasız...

nymphea dedi ki...

Almodovar'ı cok severim ve bu filmini ne zamandır izlemek istiyorum ama bi türlü fırsat olmadı, ama mutlaka izleyecegim.Bu arada Başka Dilde Aşk'ı da kaçırdıgıma üzülmüştüm. sevindim bu habere:)) Bence bu havada geçirilecek en iyi hafta sonuymuş bu filmlerle dolu:P

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

İmge yine güzel gezmişsiniz :) Yalnız Whatever Works'u ben bundan 3 ay önce yazmıştım :) Bu da benim yorumum :) http://hepsidetay.blogspot.com/2009/10/whatever-works.html

Almodovar'ın vizyondaki filmini evde izlemeye karar verdik burdaki filmi de izleme listesine alalım o halde ;)

Imge dedi ki...

NzN,

Almodovar konusunda gerçekten haklısın. Bu kez dan diye ortaya koyduğu hayat, (sonu umutlu bitse de) bana çok acımasız geldi ama..

Nymphea,

Bu hafta sonu Başka Dilde Aşk'ı kaçırmamak gerek sanki, ne kadar kalacağı belli olmaz diye düşünüyorum ben..

Ata,

Film Ekimi kapsamındaki hiçbir filmi izleyememiştim. Dolayısıyla gözden kaçırmış olmalıyım yazını. Ama sen de beğenmişsin görüyorum ki.. Bu arada Boris'in sürekli hayatı eleştiren bakışını ben de pek kendime benzettim diyebilirim. Hatta İso filmi izledikten sonra benim de her an salondaki camdan fırlayıp atlayabileceğimi düşünmeye başlayarak alt kattaki kuaförü uyarmaya karar verdi..:))

Bu arada Ejder Kapanı hakkında yorumlarını bekliyorum merakla..

Ayşe Şakarcan dedi ki...

İmge, çok sevindim filmi beğenmene. Zaten seninle restorandan, seyahate, sinemaya kadar pek çok zevkimiz uyuşuyor sanırım:) sevgiler...

Imge dedi ki...

Ayşe,

Kesinlikle öyle.. O yüzden Avatar'ı beğenmiş olmana sevindim. Daha bir güvenle gidebileceğim izlemeye demek ki..:)

Sevgiler..