Fuck Buddy Aranıyor

Gördüğünüz gibi sürekli bir etkinlikten diğerine koşturmamıza rağmen yine de sonunu getiremiyoruz. Hayır, bitiremediğimiz gibi bir de bir sürü güzel oyuna bilet bulamadığımız için kaçırıyoruz. Bu sırada hâlâ bugüne kadar hiç duymamış olduğumuz yepyeni isimlerle tanışıyoruz. Ve tüm bunlar yalnızca tiyatro için geçerli değil! Sinema, konserler, kitaplar, sergiler derken bir bakıyoruz ki bilinçli bir takibe rağmen aslında yine de ne kadar çok şeyi gözden kaçırıyoruz.

GAF Tiyatro da geçen seneden beri adını duyduğumuz, ama oyunlarını izleme fırsatını bulamadığımız (belki Kumbaracı50'nin programında görmeseydik yine izleyemeyeceğimiz) gencecik bir ekip. Çarşamba akşamı tanışmış olduk ve çok etkilendik kendilerinden. Açıkçası ismi itibariyle daha uçuk kaçık ve marjinal bir çalışma olabileceğini düşünüyordum. (Ve itiraf: ehil ellerde yapılmamış bir marjinal çalışmaysa eğreti durabileceğini de düşünmüyor değildim!)

Ama hiç de öyle olmadı. Oyundan gerçekten çok etkilendik ve hatta son sahnesinde gözlerimin dolmasına engel olamadım diyebilirim. 80 sonrası apolitize edilen, bilinçten yoksun, birçok tüketim maddesiyle uyuşturulan ve birçok önemli manevi değeri bile tüketmeyi öğrenen gençlerin durumu "kaliteli fuck buddy" arayan Deniz karakterinden yola çıkılarak anlatılmış. 20'li yaşların ortalarında bir reklamcı olan Deniz her şeye sahip ama yine de mutsuz! Özellikle de başı dumanlı olduğunda aklına takılan soruya bir cevap aradığı kesin: 'Neden yaşıyoruz?' (Gerçi öyle eni konu düşünülecek bir konu da değil bu canım! Biraz içeriz, bir sigara tüttürürüz, biraz bilgisayar oyunu oynarız, bir de sevişiriz bir fast-food bedenle, olur biter işte! Peeahh! diye düşünerek de hayatının sorumluluğunu almayı hep erteliyor bilinmeyen bir zamana.)









Deniz ile olan sahnelerin dışında bir de işkence gören bekçi Nihat'ın bulunduğu sahneler var. Hakları için mücadele etmek adına eylemlere katılmış, yoldaşlarıyla örgütlenmiş, onuruyla inandığı şeyler için savaşan Deniz'le aynı yaşlarda ama evli ve hamile bir karısı olan bekçi Nihat. Gördüğü onca işkenceye rağmen arkadaşlarını satmayan, başını eğmeyen, cesur bir karakter. Belli ki o, bu döneme ait değil!! Çünkü Deniz'den çok farklı bir mücadele içinde ve kat kat üstün bir bilimç seviyesinde. daha az para ve maddi olanaklar, ama daha onurlu, gerçek, sevgi dolu ve anlamlı bir yaşam.

Bu iki farklı hikaye birbirine nasıl bağlanacak dersiniz? Uyarmadı demeyin: hikayeler bağlanırken sizler çözülebilirsiniz. Ama kurulan bu paralellik sayesinde de anlatılmak istenenler o kadar etkili bir şekilde anlatılmış ki. Deniz sevginin, bağlılığın, manevi tatminin, hayatın anlamını biraz olsun anlayabilecek mi dersiniz? Hepsinden vazgeçtim, adının anlamını ve ne kadar değerli olduğunu anlayabilecek mi? Bence oyunu izleyip görmelisiniz. (Bu yüzden GAF Tiyatro ve Kumbaracı50'yi takip listenize almanızı öneririm.)

Bu güzel oyunu sahneleyen ekibin hepsinin yüreğine sağlık diyor ve onlara teşekkür ediyorum. Aynı zamanda oyunu yazan ve yöneten kişi olduğu için Serkan Öz'e biraz daha fazla tebrik ve teşekkür gönderdiğimi de belirteyim.


Gaf Tiyatro
'nun yeri de çok kolay. Nevizade'nin alt sokağı olarak tarif edilmiş. Haritadaki yeri için sola bakabilirsiniz. Tel: 0-212-244 06 77

Şimdiden iyi seyirler!

4 yorum:

chido dedi ki...

bak şimdi, bu başlıkla google aramalarında çoklukla görünebilirsin imgecim, eğlenceli arama sonuçlarına hazırlıklı ol :)

Imge dedi ki...

Chido,

Eyvah eyvah! Bakalım bloga kimleri çekeceğim. :)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Ben bu açıdan hiç düşünmemiştim ama chido haklı, bu tarz arama yapacak çok insan var gerçekten :)

Imge dedi ki...

Ata,

Chido sayesinde bundan sonraki yazacaklarımıza başka bir gözle daha bakmamız gerekecek sanırım! :) Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyeceğim ama nicelikten çok niteliğe önem veren biri olarak bu isim bana pek fayda sağlamayacak gibi görünüyor.. Yaktı beni bu fuck-buddy! :))