Ölmek ya da Ölmemek

Bu aralar etkinliklerimdeki temel mesele budur: ölmek ya da ölmemek! Elimdeki kitapta bu konuyla cebelleşirken bir de gittiğim tiyatroda benzer bir durum karşıma çıkınca yazmak şart oldu.

Öncelikle kitaptan başlayayım. Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago'nun Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabı elimde bir süredir. Konusu insanoğlunun en büyük fantezilerinden biri olan ölümsüzlük. Günün birinde ülkenin birinde ölüm ortadan kalkarsa ne olur düşünün bakalım. Evet, ölümsüzlük dediysem evrensel bir durum değil söz konusu olan, yalnız bir ülke sınırları içinde geçerli, o ülke halkına bahşedilmiş bir armağan (!) var ortada anlayacağınız. O ülkedeki ölümsüzlük simülasyonu içinde cenaze levazımatçılarının, hastanelerin, sigortacıların, huzurevlerinin, din ve devlet adamlarının, vs durumunu zihninizde canlandırmaya çalışın. Ölüm yok! Yaşlı ve hasta nüfus sürekli artıyor ama ölemiyor. Hımm, sınırı geçince ölüm olduğuna göre maphia bu işe bir çözüm bulabilir belki değil mi? Peki, bedenin ölümsüzlüğü Tanrı'nın kendi sonunu hazırlaması değil midir? Ya ölümsüzlüğe göre yeni bir düzen kurulduktan sonra ölüm eflatun bir mektup ile geri dönmeye karar verirse ne olur? O zaman düzen nasıl değişir? Peki ya ölüm neye benzer? Otuzlu yaşlarında hoş bir kadın olabilir mi mesela?

Neyse, biri beni durdursun lütfen! Ama siz siz olun kesinlikle bu güzel kitabı okuyun ve Saramago'nun nokta ve virgül dışında hiçbir noktalama işareti kullanmadığı o bitmek bilmeyen cümlelerinin içinde kaybolun derim.

Bu kitabı okumaya devam ettiğim geçen hafta izlediğimiz İstanbul Devlet Tiyatroları'nın yeni sezon oyunlarından Ölüleri Gömün'de de ölmeyi reddeden şehitler vardı sahnede. Kaybedilen canların, parçalanan yaşantıların, yok olan maneviyatın büyüklüğü düşünüldüğünde bir hiç uğruna yapılan savaşların anlamsızlığının ortaya koyulduğu oyunu çok beğendim. Amerikalı yazar Irwin Shaw'un savaş karşıtı oyunu Ölüleri Gömün, ilk kez 1936’da New York’ta sahnelenmiş. Oyunda politikacılar, din adamları, generaller, mafya, silah tüccarları gibi bu süreçte gözü dönmüş farklı kesimlerin tepkilerinin yanı sıra çok insani nedenlerden dolayı ölmüş olmalarına rağmen mezarlarından çıkarak gömülmeyi reddeden gencecik askerler ve yakınlarının akıllarından ve kalplerinden geçenlere de yer verilmiş. Biraz uzun olmasına rağmen altı askerin hepsi de kadın olan altı yakınıyla yaptıkları birebir konuşmaların olduğu son bölüme bayıldım diyebilirim. Yirmili yaşlarında neden olduğunu bilemeden, anlamadan, yalnızca iki çıkar grubu karar verdi diye ölüme gitmiş altı askeri asker olarak değil de insan olarak görebildiğimiz anlar çok etkileyiciydi.

Oyuncu kadrosu çok geniş ve iyi, ama muhteşem oyunculuklar izlediğimi söyleyemem. En merak ettiğim isimler birçokları gibi Musa Uzunlar ve Civan Canova'ydı ve onlar da kötü olmasalar da bence performanslarının doruklarında değillerdi. Bana göre metin çok güzeldi. Savaş karşıtlığı mesajı güzel verilmişti. Dekor, sahne, ışıklandırma, müzik başarılıydı. Savaş ortamını anlatan bir oyun olduğu için yüksek sesli efektler ve müzikler bana hiç de rahatsız edici gelmedi. Bence çok dozundaydı bile diyebilirim. (Belki de yüksek dozda DOT alışkanlığım olduğu içindir. :)) Yalnızca sürekli çalışan o sis makinesinden çıkan dumanın toz kokusuna benzer o gıcık kokusunu sürekli duymaktan rahatsız oldum. O makinenin ayarı biraz düşürülse iyi olurmuş (çok anlarmışım gibi :)). Sonuç olarak tavsiye ediyor muyum diye sorarsanız yanıtım evet. MyBilet'i de tavsiye ettiğimi biliyorsunuz zaten. O zaman tıklayın ve yerinizi ayırtın bakalım. Şimdiden iyi seyirler.

6 yorum:

İnsanat dedi ki...

Farklı bir Saramago eseri sanki bambaşkabir ruh hali ile yazmış ya da zamanla değişmiş Saramago.

Imge dedi ki...

Sanırım yaşlılık psikolojisi ve ruh haliyle yazılmış bu kitap. Kendisinin de yazdığı sıralarda yaşının fazlasıyla ilerlemiş olduğunu düşünürsek bu konudaki kendi düşüncelerinden bile yola çıkmış bile olabilir.

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Ölüleri Gömün'ü beğendiğine sevindim :)

Imge dedi ki...

Ata,
Ben de öyle.:) Açıkçası biraz korkarak gitmiştim ama gerçekten beğendim.

Sevgi Küçük dedi ki...

Kitabı listeme ekledim. ;)
Sevgiler

Imge dedi ki...

Güle güle oku Sevgicim.:)