Lezzet Önerileri: Piola, Sıdıka ve Uskumru

Sırada sizlere bir süredir bahsetmek istediğim üç restoran var. İlk olarak tam ağzımıza layık, çıtır bir İtalyan ile başlayayım yazıma. Piola'nın çıtırlığı bir yaşını yeni doldurmuş olmasından kaynaklanıyor. Türkiye'de yeni bir mekan olabilir ama aslında 1896 doğumlu! Ve 25 şubesiyle dünyaya açılmış tam bir İtalyan burası. Biz Gayrettepe'ye taşındıktan sonra tanıştık kendisiyle ve tanıştığımıza da çoook memnun olduk.  :) Point Hotel Barbaros'un altında hizmet veren Piola'ya ilk olarak Kasım başında Attila Demircioğlu'nun canlı müziği eşliğinde şarap ve peynir keyfi yapmak için uğramıştık. Sonrasında ise Yemek Sepeti Elit'ten eve sipariş vererek pizzalarıyla tanıştık. En kısa zamanda makarnalarıyla da tanışmayı umut ettiğim Piola'da Rani peynirleri kullanıldığını da belirteyim. İncecik ve iyi pişmiş pizza hamuru, kaliteli zeytinyağları, organik peynirleri, taze malzemeleri, onlarca pizza çeşidi, muhteşem İtalyan şarapları, espresso'ları ( ya da benim gibi Türk kahvesinden vazgeçmeyenlere ise çok şık Atatürk fincanlarında sunulan Türk kahveleriyle) İtalyan mutfağı severlere Piola'yı kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta ilk denemenizi Mekanist'in Lezzet Günleri kapsamında 21 Ocak'a kadar yapabilirsiniz. Aşağıda bizim en favori pizzalarımız duruyor. Tanıştırayım: biri Pavia, diğeri ise domates sossuz beyaz hamurlu ve çok hafif olan Rosetti! Şefiniz bu pizzaların yanında Corvus'un Karga'sını öneriyor! (Home TV'deki İtalyan aşçı gibi yapmaya çalıştım ama pek olmadı galiba. Zira orada iki alakasız yemekle aynı şarabı öneren hiçbir aşçıya rastlamadım şu ana kadar! :) Neyse, şarap konusunda bilmişlik yapacak değilim. Karga'yı biz seviyoruz ama bu pizzalarla en uygun şarap olup olmadığını bilemeyeceğim. Yine de "ben içtim oldu!") Piola'nın iletişim bilgileri için buraya buyurun.




İkinci restoran önerim ise eski evimize ve İso'cumun işyerine çok yakın olan ODTÜ'lü okuldaşımızın sahibesi olduğu ve bu civarda oturup da denemeyen sanırım bir tek benim kaldığım Sıdıka olacak. Adını sahibesinden alan bu ufacık tefecik şirincik restorandaki ahtapot bacağının, bütün kızarmış kalamarın, levrek filetoya sarılmış deniz ürünlerinin ve Sübye Yumurtası'nın tadı unutulmayacaklar arasındaki yerini aldı bile. Hepsi kendi memleketlerinden gelen taze ot tabağı, Ermeni pilaki, lakerda, fava ve beyaz peynir ile başlayıp, aslan sütü ile yemeklere eşlik edip, üstüne Abidin ile geceyi sonlandırdığınızda kendinizi mutluluğun resmindeki ana figür olarak hissetmeniz işten bile değil! Bu mini minnacık, güler yüzlü mekanda yer bulabilmek için rezervasyon yaptırmayı unutmayın. İnsanın keyif aldığı işi yapmasının yararını bir kez daha açıkça görmek için Sıdıka'ya ve Sıdıka'nın iletişim bilgileri içinse buraya buyurun.


Gelelim üçüncü ve son restoran keşfine... Anadolu Hisarı'nda Lacivert'in komşusu olan Uskumru'dan bahsedeceğim şimdi de. İso'cumun iş arkadaşlarıyla yeni yıla merhaba demek için gittiğimiz bu balık restoranına çok da bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Dondurucu soğuk bir günde, tam trafiğin en curcuna saatinde Rumelihisarı'na gidip, oradan tekneyle içimiz titreyerek karşıya geçerek geceye başlamış olmak bir etken olabilir. O dondurucu soğukta cam kenarındaki masamızın cama (ve dolayısıyla denize) en yakın koltuklarında gece boyunca buz tutmaya devam etmiş olmamız ikinci etken olabilir. Bunun üzerine bir de sürgülü camları ara sıra açarak ortamı havalandırmaları ve "N'apıyorsunuz? Zaten donuyoruz burada!" dediğimizde cevap olarak pişkin pişkin "Eee, ortalık dumanaltı oldu ama" demeleri de en önemli ve üçüncü etken olabilir. Yediğimiz, içtiğimiz lezizdi ve tazeydi, ama benim için bu noktada yediğim içtiğimin en ufak bir önemi olamaz! Dışarıda yemek yemek, sadece midenizi doldurduğunuz bir aktivite değil, her anlamda duyularınıza hitap eden ve serotonin salgılatan uzun ve keyifli bir deneyim olmalıdır. Bana göre garsonuyla, mekanıyla, yemekleriyle, ısısıyla, hijyeniyle ve aklıma gelen veya gelmeyen pek çok farklı unsurla bunu sağlamayı başaramayan bir ortamda ancak bir kez yemek yenir! Uskumru'da tek gecelik bir kaçamak oldu benim için. Ama ekibimiz o kadar keyifliydi ki buz tutmuş olmamıza rağmen yeni yıldan üç gün önce sıcacık bir merhaba diyebildik 2011'e. Uskumru'yu önerir miyim? İlla ki gidecekseniz sıcak bahar veya yaz günlerinde açık havada oturabileceğiniz zamanlarda gidin derim, çünkü fosur fosur sigara içilen mekan, kışın içmeyenler (ve içenler) için adeta bir eziyete dönüşebilir!

Yiyip içip kilo almadığımız lezzet deneyimleriyle dolu günler diliyorum hepimize... Tabii (tüm realistliğimle) bir yandan da ailecek yılbaşının ve sonrasında annemle geçen günlerimizin bünyemde yarattığı enkazdan kurtulmak üzere acilen spora gitmek için hazırlanıyorum! :) Eh, ne yapalım artık, bu da yaşam mücadelesinin gastronomik kısmı! Sağlığım yerinde olduğu sürece de hiç şikayet etmeyeceğim çabalardan biri olmaya devam edecek. Iıınn ııınnn, yeterince gaza geldim! Veee kaçtım!

Sırada bir tiyatro ve bir vizyon filmi olacak. Bence benden ayrılmayın..:)

4 yorum:

Dışavurum dedi ki...

Piola ilgimi çekti İmgeciğim teşekkürler, o yakınlarda otoparkın arkasında bir site var arkadaşlarımız oturuyor, oraya gittiğimde deneyip, deneteceğim :)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Benim de ilgimi Piola çekti :) Pizzasever biri olarak en yakın zamanda denemeyi düşünüyorum,teşekkürler :)

Seda Cürgül Kaya dedi ki...

Sıdıka ile ben de birkaç hafta önce tanıştım. Her şeyiyle harika bir yer. İş yerime yakın olduğu için öğlenleri de gidebiliyorum:)

Imge dedi ki...

Seda,

Çıkışta da kahveye bana gelebilirsin, aklında olsun..:) Sevgiler.

Ata,

Beğeneceğini umuyorum. Şimdiden afiyet olsun..:)

Seda,

Ben hiç denemedim ama İso'dan duyduğum kadarıyla öğlen menüleri de süpermiş Sıdıka'nın. Yakın olmanın tadını çıkarın bol bol..:)

Sevgiler.