Üzüm Kızı

25 Temmuz Pazartesi akşamı kadehlerimizi Kaş'ta kaldırmaya karar verdik. Mehmet Yaşin'in Bi'Lokma ve yaklaşık 8 sene önce gittiğimiz Mercan Restaurant önerilerini bir dahaki sefere bırakarak arkadaşlarımızdan birinin önerisine kulak verdik ve inanılmaz bir yer keşfettik.

Gerçek bir meyhane! Yeşillikler arasına gizlenmiş, tahta masaları ve sandalyeleri olan, tertemiz, nefis mezelerle ve deniz ürünleriyle dolu, (isteyen başka şeyler içebilir ama bence) rakı içmemenin ayıp olacağı, İncesaz'dan tangolar, Rum müzikleri, Türk Sanat Müziği ezgilerinin rakınıza eşlik ettiği, her biri birbirinden güleryüzlü ve hoş sohbet servis elemanı (pardon, ailenin gençleri diyelim bence onlara, süperlerdi hepsi) ile dolu rüya gibi bir ortam Üzüm Kızı. Kaş'a yolu düşecek olanlara gözü kapalı tavsiye ederim. Mekanın ismi nereden geliyor, diye merak edenler için yanıt geliyor: eskiden üretilen bir rakı markasıymış Üzüm Kızı. Hem de şair Hüseyin Rıfat tarafından üretilen bu rakının etiketlerinin üzerinde şairin dörtlükleri basılırmış. (Bu arada merak etmeyin, elbette bir tane 20 cl.'lik ile kalkmadık o masadan. İkincisi de açıldı ve sonuna kadar bitirildi, panik yapacak bir durum yok! :))


Yukarıda gördüğünüz taptaze ve inanılmaz lezzetli mezelerin hepsi Şake Hanım tarafından hazırlanıyor. Geç kalırsanız, meze de kalmaz haberiniz olsun. Ona göre saat 20:00 gibi oralarda olun derim. Ayrıca rezervasyon mutlaka gerekiyor. Pazartesi akşamı bile rezervasyonla yer bulabildik ve kaç kişinin kapıdan dönmek zorunda kaldığına bizzat şahit olduk. İletişim numaraları için tık tık. Mezelerin hepsi harikaydı ama senelerdir yemediğimiz (en son Beyoğlu'nda Degustasyon meyhanesinde yemiştik sanırım) topik'le karşılaşınca sevinçten deliye döndük diyebilirim. O nasıl bir lezzetti hâlâ unutamıyorum. Hani ertesi günü İstanbul'a dönecek olsak paket paket yaptırıp yanımda götürebilirdim. (Okura soru: Buralarda lezzetli topik yapan bir yer var mı?) Ayrıca hayatımda yediğim en lezzetli deniz börülcesini de yedim diyebilirim.


Ana yemeklere gelince mekanın iki spesiyalinden de birer porsiyon söyledik. Değişik balıklardan yapılan ve bence çok hoş bir sunumu olan (kauçuk yaprağının üstündeki gerçek bir istiridye kabuğunun içinde ve begonvillerle süslü) Balık Kokoreç ve Sütte Dil Balığı gerçekten bir harikaydı. Ama sanırım ben ilk sırayı daha favori olan sütte dil balığı yerine balık kokoreçe vereceğim. Yine de ikisini de denemenizi öneririm. En son gelen sıcak tahin helvası için bile "bildiğimiz tahin helvası işte" diyemeyeceğim, çünkü o da çok özel bir lezzetti. Gerçek bir meyhane ortamında, gerçek lezzetler ve güzel müziklerle harika bir akşam geçirdiğimiz o gün fark yaratmak  ve samimiyet bu olsa gerek diye düşündüm. 

Bu arada ilk kadehimizi hemen yanımızda bizlere kadeh kaldıran Atamıza kaldırdık. Zaten en baştan masalara herkes için konulan beyaz leblebileri görür görmez de ilk andığımız isim O olmuştu. Bunun da en büyük hoşluklardan biri olduğunu düşünüyorum. 


O gece  çakırkeyif bir Kaş rüyası yaşadık İso'cumla birlikte. Eğlenceli ve yetenekli bir ailenin parçası olduk birkaç saatliğine. Farklı kültürlerin damak tadına ve müziğe yaptıkları sihirli dokunuşu, dolayısıyla yaşama ne kadar büyük bir zenginlik kattığını bir kez daha gördük Üzüm Kızı'nda. İyi ki çeşit çeşidiz, iyi ki kocaman bir karışımız dedik. İyi ki buraya gelmişiz ve keyif arşivimize kocaman bir artı kazandırmışız, dedik. İyi ki varsın ve iyi ki seni tanımışız Üzüm Kızı, dedik. Ve içimizden de "Lütfen hep böyle kal, değişme," diye geçirdik. 

Kapanışı İncesaz'ın en sevdiğim şarkılarından biriyle yapıyor ve gelecek sene bu keyifli aileyle yeniden buluşabilmeyi gönülden diliyorum. Hadi gitmeden bir de mekanın web sayfasından aldığım şu yenen balığın hikayesini ekleyeyim:
Balık, yenilip mideye inince etrafına bakarmış ve eğer midede rakı yok ise 20 dakika kadar beklermiş. 20 dk sonunda hala rakı gelmemiş ise kendi kendine sorarmış; "Beni hangi hayvan yedi acaba?"
Siz siz olun balığın kafasını karıştırmayın, olur mu? :)

5 yorum:

Ceylan dedi ki...

En sondaki özlü sözü hemen kaydettim İmge, ilk rakı balık sefamızda satarım birilerine:)
Kaş'a 2008'de Likya Turu yaparken 1saatliğine uğramıştık, o yüzden sadece içinde bir yürüyüş yaptık o kadar. Hep aklımdadır sessiz sakin bir kaçamak için...Sadece yolu biraz uzun geliyor, uçağa bile binsen Dalaman'dan sonra epey gidiliyor...
Keyifli bir tatil olmuşa benzer sizinki, darısı başımıza:)
Sevgiler,

Imge dedi ki...

Ceylan,

Özlü sözü satarken "imgeleme.com'da gördüm" falan diyerek araya benim reklamımı sıkıştırmayı da unutmazsın umarım..:))

Kaş-Kalkan konusunda da haklısın: Dalaman'a 1,5 saat uzaklıkta. Aslında ulaşımın nispeten zor olması da bir bakıma iyi. Böylece biraz olsun bozulmadan kalabiliyor en azından buralar.

Bizim tatil gerçekten keyifliydi.. Sizin de daha keyiflisini yaşamanız dileğiyle..Sevgiler..

Epicurious dedi ki...

Bu özlü söz sanırım pek çok okuyucun tarafından alıntılanacak :) Şahsen ben de hafızama kaydettim bile :)

Imge dedi ki...

Epicurious,

Ceylan'a söylediğimi sana da söyleyeyim o zaman.. Alıntılarken araya imgeleme.com'u da sıkıştırmayı unutmayın..:))

Sevgiler..

aubout vita dedi ki...

Eger kisisel is için kredi ihtiyaciniz var mi? evet hemen kredi transferi için bu e-postayi (igein_h_yizevbekhai@admin.in.th) irtibat kurulabilir.