Geçen Haftaların Hayal ve Lezzet Durakları ;)

Öncelikle 4 Mart akşamı Zorlu Center PSM'de Antonina Turizm'in katkılarıyla düzenlenen Trans Sibirya Semineri'ne katıldım. Açıkçası bu rota benim değil İso'cumun hayallerini süsleyen bir rota, o yüzden onun adına hayaller kurmaya gittim de diyebilirim. ;) Sanat tarihçisi ve profesyonel tur rehberi Atilla Tuna'nın anlatımıyla yaklaşık bir saat boyunca Moskova'dan Pekin'e uzanan, Moğolistan'dan Gobi Çölü'nden geçen, tarih ve coğrafya derslerinden hatırladığımız Orhun Yazıtları, Ulan Batur ve Baykal Gölü'nün görülebileceği, nostaljik vagonlarda yapılan bu 9000 km'lik gezi gerçekten bana bile rüya gibi gelmeye başlamıştı... ta ki en lüks tren vagonunun bile nasıl olduğunu görene kadar! Çok klostrofobik bir durum gibi geldi bana tren yolculuğu ya. Yani kendimi bir cruise gemisinde hayal edebilirim, ama trende günler ve geceler geçirdiğimi düşünemedim doğrusu. O yüzden ben Moskova ve Pekin hayallerini ayrı ayrı kurmaya devam ediyorum artık, İso'cumu bilemem; ortak hayallerden zırt diye çıkıverdim anında.;) Şaka bir yana, tren deneyiminin de çok keyifli olduğu söyleniyor. Hem trende bol bol votka ikramı da yapılıyormuş (ki bu iyi bir şey, iç iç bayıl!). Antonina Turizm'in hem bu hem de diğer turları ile ilgili güncel gelişmeleri takip etmek için ve sürekli seyahat hayalleri kuruyorsanız Facebook sayfasını takip etmenizi öneririm. 


Karaköy'ün hızına yetişmeye çalışanlar kulübünün daima geride kalanlar fraksiyonuna bağlı bir üyesi olarak son denediğim duraklar Tükkan ve Dandin Bakery oldu. Tükkan'da hafta arası ve nispeten boş saatler olan öğleden sonra oturduk. Şili şarapları eşliğinde hünkar beğendi ve ızgara somonlu salatalarımızı yedik. Ortam sakin, servis iyi, çalışanlar güler yüzlü, yemekler de çok lezzetliydi. Genellikle bir kafede söyleyeceğim türden bir yemek olmasa da o gün menüde görür görmez inanılmaz canım çektiği için sipariş ettiğim hünkar beğendinin tadına bayıldım. Hem beğendisi hem etinin lezzeti ve yumuşacık pişmiş olması on numaraydı. Öneririm. Dandin Bakery'de de kahvelerimizi içtik. Her zamanki gibi az sütlü bol kahveli latte'ler tercihimiz oldu. Şirin ve küçük bir yer burası, kahve ve çay yanına bir sürü kek ve tatlı çeşidi de  bulabilirsiniz. Ancak biz gayet dolu midelerle gittiğimiz için latte'lerimizi bile zor bitirdik diyebilirim. Ama aklım kaldı o kocaman muffin'lerde ve apple strudel'lerde. Bir daha uğranmalı.


7 Mart Cumartesi akşamı İso'cumun ailesinden pek sevdiğim bir ikilinin İstanbul'a taşınmaları sonrasında ilk hoş geldin yemeğini Arnavutköy Sur Balık'ta yedik. Şahsen iso ve ben buraya taşınmak için geç bile kaldıklarını düşünüyoruz. Ama geç olsun güç olmasın, hakkını vereceklerdir buranın, kendilerine güvenimiz sonsuz. ;) Rakı kadehleri elbette teras katında tüm güzelliğiyle önümüzde serilmiş Boğaz'a ve yeni başlangıçlara kalktı. İlk kez denediğimiz Tekirdağ No. 10'a hepimiz bayıldık; 10 numaraymış gerçekten. Mezelerin hepsi ve salataları çok lezzetliydi. Servis çok iyiydi (zira dozunda ilgiyi severiz rakı sofralarında). Ara sıcak olarak istediğimiz ahtapot ızgara ve kalamar tavalar şahaneydi. Ana yemek için yer kalmayınca bölüştüğümüz hamsi ve tekir tavalar da öyle. Üstüne meyve ve tatlı ikramları. Sohbet bitmeyince yapılan rakı takviyesi, çay, kahve derken 8'e doğru oturduğumuz masadan gecenin 12'sinde kalkabilmişiz. Çok keyifli bir geceydi. Ama ben bir ara rejime başlamıştım değil mi? ;)


Bunlar dışında bahsedeceğim iki de film var size, ama onları da ayrı bir yazı olarak paylaşayım diyorum. Bir de #UstaÖldürmezSüründürür yazısı yazsam mı, yoksa haftalardır bana yaşattıkları cinnet anlarını tekrar hatırlamaya hiç gerek yok diyerek hiç bu konuya girmesem mi bilemedim. Güzel bir hafta ve ustasız günler dilerim sizlere. ;)

Hiç yorum yok: