Ha Long Bay

Hanoi'den bir gece kalmak üzere Ha Long Bay'e giderken heyecanım doruktaydı. Bu gezinin en merak ettiğim duraklarından birini görüp, ölmeden önce görülecek yerler listesinden bir maddeyi daha çıkaracaktım ne de olsa. Yol yaklaşık 4,5 saat sürse de sonrasında içinde yol alacağınız manzara için kesinlikle değiyor. Can yeleklerimizi giyip bir gece kalacağımız cruise gemisine doğru yola çıkarken daha mutlu olamazdım. Tabi cruise deyince o Karayipler'e, Fiyortlar'a, vs giden dev cruise gemilerini düşünmeyin. Aşağıdaki ebatlarda, en fazla iki katı odalar, üst katı ise restoran ve terastan oluşan minnak cruise gemileri bunlar. Ancak odaların büyüklüğü ve rahatlığı gayet iyi. Vietnam Unique Tours burada bizim için Royal Wings Cruise'u seçmişti ve tur boyunca olduğu gibi burada da yine çok isabetli bir seçim yapmış olduklarını gördük. 


Yola çıkıp da "suya inmiş ejderha"nın kıvrımları arasında gezmeye başladığımızda şükretmelere doyamıyordum. Ha Long'un anlamı "inen/alçalan ejderha" imiş. Efsaneye göre Vietnamlılar savaş sırasında kendilerine yardımcı olması için bir ejderhanın indiğine ve körfez boyunca göreceğiniz o kayalık tepelerin de ejderhanın suyun dışından görünen yükseltileri olduğuna inanıyorlarmış. 1553 kilometrekareye yayılan körfezdeki kayalık adacıkların sayısı 1969. Öyleyse İsocum'la birlikte dünyanın en devasa ve güzel ejderhasının şerefine buz gibi birer bira içelim dedik.;)


Bir süre yol aldıktan sonra yeniden küçük teknelere atlayarak yüzen bir balıkçı köyünü gezmeye gittik. Vietnamlı kadınların kürek çekerek bizi götürdükleri köyün artık sadece turistlere gösterilmek üzere duran okulunu, köyün toplanma lokalini, evlerini gördük. Hani lafa gelince hepimiz "sade hayat" taraftarıyız ya, işte asıl sade hayat sürdürülen bambaşka bir dünya görmek isterseniz buraya buyrun derim. 20. yy'ın başlarında kurulan Vung Vieng köyü doğal yapısı itibariyle fırtınalara karşı korunaklı olmasından dolayı ilk olarak balıkçı teknelerinin dikkatini çekmiş. 2014 yılı itibariyle ise burada 60 yüzen ev ve 260 insan yaşamaya başlamış. Şimdi ise köy ana karaya taşınmış durumda, burası ise sadece kültür mirası olarak korunuyormuş.


Daha sonra tam bir ıssız adada durduk. Kumsalına saz damlı bir kulübe kondurup yazı geçirebileceğin güzellikte bir koydu burası. Kumsalda halihazırda yazılı duran Vietnam yazısının önünde zevzek fotoğraflar çektirdikten sonra bir de İmge kondurduk oraya. Sezonda da bu kadar ıssız falan değilmiş, dönüş yolunda öğrendiğimize göre. 


Akşam üstü spring rolls yapımı için şefin davetine de yine ben ve daha önce yüzen köy gezisinde kayığımızda olan Japon anne-kız katıldık Kendi ellerimizle pirinç yapraklarına sarıp sarmalayıp kızarttığımız spring rolls'u servis tabaklarına alarak yukarıda yemek öncesi aperitif bir şeyler içen diğer cruise sakinlerine atıştırmalık olarak ikram ettik. Yemekten sonra karaoke çılgınlığı yaşanmış yukarıda, çünkü çok kalabalık ve eğlenceli bir Hintli grup da vardı gemide. ;) Ama ben o kadar yorgundum ki ve odadaki jakuzi o kadar aklımda kalmıştı ki 10 gibi odama çekildim.


Sabah günü güvertede  tai-chi yaparak karşılamayı planlıyorduk, ama onun yerine saat 6.00'da şimşekler ve gökgürültüleriyle uyanıp güvertenin sırılsıklam olduğunu gördük. Yağmur bir kez daha ters bir zamanda yağmış olsa da ona kızamadık, çünkü saf doğada yağmur o kadar güzeldi ki. Demir almış teknemizde çıt çıkmıyor, alacakaranlığın ortasında şimşek parlamaları, şakır şakır yağan yağmurun sesi... ve elbette biraz daha uyku hakkı. ;) 

Uyanıp da kahvaltımızı yaptıktan sonra yağmur çamur dinlemeden son bir durağı daha görmek üzere yola çıktık: Sung Sot Mağarası. Buraya aynı zamanda Surprising Cave de deniyormuş. Önce yağmurun altında hafif kayganlaşmış basamaklardan mağaranın tepesine çıktık. Sonra tek kişinin geçebileceği daracık -neyse ki kısacık- bir koridordan kendimizi kocaman ve çok etkileyici bir mağaranın içinde bulduk. Burada da fotoğraflar çekip biraz zaman geçirdikten sonra yeniden gemiye, oradan da Hanoi'ye dönmek üzere limana doğru hareket ettik. 


Gemiye eşyalarımızı almak için gittiğimizde çoktan bizden sonraki konukların odaları ve öğle yemeği hazırlıkları başlamıştı bile. Kim bilir kimler bu güzel rüyayı görecekler bizden sonra diye iç çekerek ayrıldık ve akşamına kendimizi Hanoi'nin sokak yemeklerine vurarak efkar dağıttık. ;)

Ha Long Bay'de bir gece konaklamalı gitmek çok yeterli diye düşünüyorum. İki ya da daha fazla günde sıkılabilirsiniz, o kadar yol geldikten sonra sadece öğle yemeği turlarından da hiçbir şey anlamayabilirsiniz. Bir minik tüyo olarak da Hanoi'de kaldığınız otelde bavullarınızı emanete verip, gemiye bir gün içinde ihtiyaç duyabileceğiniz eşyalarınızı aldığınız minik bir el çantasıyla gelmenizi söyleyebilirim. Çok daha pratik olacaktır ve bavullar odada yer kaplamayacaktır. Biz düşündük, ama yapmadık. Siz benim dediğimi yapın, yaptığımı yapmayın. ;)

Artık Kamboçya'ya uçma zamanı. Bekle bizi Siem Reap!  

3 yorum:

sezer eser perker dedi ki...

Ama o minik cruise çoook tatlı:) Nasıl orada olmak istedim.

Zeugma dedi ki...

Yaşadıklarınız son derece sıra dışı.
Maceranın dibi :))
Aslında seyahat dediğin böyle olmalı. biraz da cesaret olmalı tabii:)

Keyfiniz daim olsun İmgecim ;)

Imge dedi ki...

Sezer,

Hem de nasıl tatlı ablası. ;) Umarım bu güzel deneyimin en güzel halini en istediğin zamanda yaşarsın Sezercim. Sevgilerimle.

Zeugma,

O kadar cesur ve maceracı gezginler sayılmayız aslında. Ne olursa olsun kısıtlı bir zaman için, planlı programlı "keşifler" yapmak durumundayız. Sen bizi bir de emeklilikte gör Zeugmacım. Hayaller had safhada! Örneğin üç ay boyunca Güney Amerika'da kaybolmadığım emekliliğe emeklilik demem doğrusu. :P ;)) Sevgiler.