Abdülmecid Efendi Köşkü'nde Kapı Çalana Açılır

Pazar günü İstanbul'a gelir gelmez yapmak istediklerimin ilk sırasında yer alan Kapı Çalana Açılır sergisini gezmek üzere Nakkaştepe'deki Abdülmecid Efendi Köşkü'ne gitmeye karar verdik. Sergi Bienal ile eş zamanlı olarak gezmeye açık olduğu için 12 Kasım'a kadar gezilebilecek. Yani son günlerin içindeyiz, unutmayın. Bu arada bu köşkün varlığını bile ilk kez bu sergi sayesinde öğrendiğim için utanmalıyım, yoksa hepiniz mi aynı durumdaydınız? Minik ama derli toplu, duvarları, tavanları ve yerleri nefis bir işçiliğe sahip olan, ne kadar güzel bir tarihi yapıymış. Bayıldım doğrusu. Ve umarım sergi sonrasında da ziyarete açılır. 


Bu güzel detaylara ve kocaman bir koruya sahip köşkün içinde sergilenen eserler Ömer Koç koleksiyonuna ait. İçlerinde Taner Ceylan, Semiha Berksoy gibi tanıdığımız Türk sanatçılar olsa da ağırlıklı yabancı sanatçıların heykelleri sergileniyor. En çok da 2011 yılında Arter sayesinde tanıştığım Patricia Piccinini'nin hiper gerçekçi heykellerini bir kez daha görmek için koşa koşa gittim diyebilirim. O zaman da hayran kalmıştım, yine ağzım açık izledim hepsini. Hatta en sağdaki çalışmanın adının Şüpheci Thomas olduğunu ve IKEA sandalyelerinin tepesinden bakan çocuğun da Gözlemci olduğunu o zaman yazdığım blog yazısından öğrendim. Blog yazmanın yararları. ;) 


Ama hafta arası ve hafta sonu sürekli önünde kuyruklar olan böylesine talep gören bir sergide neden çalışmaların yanında isimleri, sanatçı adları ve açıklamalar olmaz, anlamam mümkün değil! 

Girer girmez mermer süs havuzunun bir köşesinde ayakları havada ölü gibi yatmış Kuğu ve üst katlardaki odalardan birindeki antik halının üstünde aynı şekilde yatan Aygır adlı eserler Daphne Wright'a ait. 


Şöminenin içinde duran çalışmanın adı da biliyorsunuz "Dikkat! Pipi çıkabilir!" ya da diğer adıyla "Laiklik bu mu?! Biz Osmanlı torunuyuz!" adlı çalışma. ;)) Ron Mueck'in "Hırka Altındaki Adam" heykeli yobaz saldırısına neden olarak bence sergideki kuyruk uzunluğuna katkıda bulunmuş olabilir. Pipi görülmeye değer mi tartışılır ama yobazların Abdülmecid Efendi'nin ressam olduğunu, nü tablolardan oluşan bir koleksiyonu olduğunu öğrenip şok olmaları her şeye değerdi bana göre! ;) Alkolik padişahlardan da bir dahaki sefere bahsederiz artık aydınlanmak isteyen diğerlerine. ;)


Ay çok eğlendim ama blog yan gelip yatma yeri değildir, devam edelim. Aşağıda Taner Ceylan ve Semiha Berksoy ve ortalarında kimin olduğunu bilmediğim ama üstündeki mesajıyla beni benden alan posterimsi bir çalışma var. "Dertlerimi suda boğmaya çalıştım ama şerefsizler yüzmeyi öğrendiler." ;) Ben de istiyorum bundan bir kopya ya.


Ve kimlere ait olduğunu bilmediğim birkaç çalışmayla da kapanışı yapayım. Üstteki iki iş muhtemelen aynı sanatçıya ait. Bende tedirgin edici hisler uyandırsa da çok etkilendim. Ruhu terk edip gitmiş, içi boşalmış bedenlerin gerçekçiliği olağanüstü. Alt sıradaki yere atılmış çorap ise bana Netflix'teki Big Mouth animasyon dizisindeki Andrew'un çoraplarını anımsattı. İzleyenler bir ergen erkeğin çoraplarla neler yapabileceğini bilebilir. ;)) Yapacak bir şey yok, sanat benim, istediğim gibi yorumlarım. ;)


Güldük eğlendik bir yana, ama bu sergi kaçmaz, ona göre. Mutlaka bu Pazar gününe kadar zaman ayırıp görün bu eserleri. Kuyruktan gözünüz korkmasın. Sanatsever insanların arasında olmak da insana iyi geliyor. Hem sonrasında kendinizi bizim gibi güzeller güzeli Kuzguncuk'a atabilir, orada kahve eşliğinde sergi sohbeti yapabilirsiniz. 

İyi gezmeler. 

3 yorum:

Gül Akça dedi ki...

Ben de geçen hafta gezdim aynen sizin gibi köşkten de bu vesile ile haberim oldu:) Sergi çok güzeldi ama ben köşkü ve çinilerini daha çok sevdim:)) Güzel tanıtım olmuş, elinize sağlık:)

Imge dedi ki...

Gül Akça,

Yazıyı beğendiğinize sevindim. ;) Köşke gelince, ben de bayıldım bu köşke. Umarım sergi sonrası da ziyarete açılır.
Sevgiler.

sezer eser perker dedi ki...

Ben köşkü biliyordum ve görmeyi çok istiyordum. Özel mülk olduğu için görme umudum yoktu, sergi olduğunu duyunca acayip sevindim. Başka bir şey istesem olacakmış:))
Biz sergiyi ziyaret ettiğimizde kalabalık yoktu. Şu saldırı olayı ilgiyi arttırdı. Yaptıkları ilgiyi arttırmaktan başka bir işe yaramadı yani, seviniyorum:)
Sevgiler İmge...