Boleyn Kızı

Osmanlı saraylarında yaşanan entrikalara, dönen dolaplara, çarpıklık ve sapıklıklara, padişahın oğlanlarına ve kadınlarına, harem yaşamına hayret edenlerden misiniz? O zaman bir de 16. yüzyılın İngiltere Krallığı’na buyrun!



8. Henry’nin neler yaptığını ve sarayında yaşananları kendiniz görün. Ama görmeden önce mutlaka kitabını okuyun. Yaklaşık 800 sayfalık bu tarihi roman gözünüzü korkutmasın, çünkü elinizden bırakamadan büyük bir merakla okuyacağınız son derece akıcı bir hikaye var karşınızda: Boleyn kardeşlerin Kral Henry’nin yatağına girebilme mücadelesi!!





Film ile kitabı karşılaştırdığımda, oyunculuklar, kostümler, çekimler harika olmasına ve keyifle izlemiş olmama rağmen bana göre kitabın açık ara önde olduğunu söyleyebilirim. Karakterleri ve konuyu tam anlamıyla anlayabilmeniz için kitabı okumanız gerekiyor. (Neyse ki “Elizabeth” gibi hiç anlaşılmaz dönem filmlerinden değil.. Yani kitabı okumasanız da filmi keyifle izleyebilir ve anlayabilirsiniz. Ben ikisini de yapmanızı tavsiye ediyorum.)

Gözüme çarpanlar (filmi izlemeyi veya kitabı okumayı düşünüyorsanız bunları okumayın):

• En önemli nokta, Anne Boleyn’i filmde tam olarak anlayamıyor olmanız. Natalie Portman’e bayılırım ve oyunculuğuna da sözüm yok, ama Anne Boleyn gibi cadı bir karaktere onun masum yüzünü filmin başından itibaren oturtamadım. Hatta kitabın her sayfasında içimde daha fazla nefret uyandırmayı başaran Anne’e filmde acıdım bile diyebilirim. O hırsından gözü dönmüş ve yapabileceklerinin sınırı olmayan Anne karakteri yerine, çapkın Henry’nin önüne atılmış yemlerden biri pozisyonunda bir Anne vardı sanki...











Anne (Natalie Portman) ile Mary (Scarlett Johansson) arasındaki çekişme filmde yeterince anlaşılmıyor. Kitaptaki Anne, Mary’yi sürekli hizmetçisiymiş gibi kullanıyor, yeri geldiğinde saraydan sürdürüyor, kendisi erkek evlat doğuramadığı için Mary’nin oğlunu elinden almakla tehdit ediyor, vs. Filmde ise çekişme bu kadar belirgin değil.




















• Kraliçe Elizabeth, Henry’nin annesi gibiydi! Hayallerim yıkıldı doğrusu! Tamam, kitapta da muhteşem güzellikte bir kadın olduğu falan yazmıyordu, ama bu kadarına da hazır değildim!!

Henry (Eric Bana) kitapta da işi gücü bırakmış, uçkur peşinde koşan bir kraldı. Eric Bana’nın başarıyla canlandırdığı Henry, rolüne oturduğunu düşündüğüm karakterlerden biri oldu. George da öyle.

• Ensest ilişki (Anne & George), filmde muallakta kalmış. Oysa kitapta bunun gerçekten yaşandığı ve sonucunda yaratığa benzer bir çocuk doğduğu yazıyordu. Hatta sonrasında Anne cadılıkla da suçlanıyordu.

Kitap ile filmi karşılaştırdığımda aklıma ilk gelenler bunlar oldu, ama daha önce de belirttiğim gibi ben ikisinden de keyif aldım.

Bu arada kraliçe Elizabeth de dahil olmak üzere saraydaki herkesin derdi Henry’nin bir erkek çocuk sahibi olmasıyken, Mary’nin Henry ile ilişkisinden meydana gelen sağlıklı erkek çocuğun feci şekilde güme gittiğini düşünüyorum. :) Ama çocuğun bir köylü olarak çiftlikte büyümesi hakkında en hayırlısı olmuştur herhalde. Çünkü o psikopat saray ortamının kimsenin ruhuna iyi geleceğini sanmıyorum!

4 yorum:

Aşkın Güngör dedi ki...

"Ensest ilişki filmde muallakta kalmış" diyorsun ya, hayır, kalmamış. Filmde iki kardeş birbirine sokulmasına ve yatağa giderken görülmelerine karşın, kendilerini ispiyonlayacak kadın oradan ayrıldığı anda bu garip işten vazgeçiyorlar. George bu işi yapamayacağını söylüyor, Anne de "Tamam yapmayacağız," diyor. Yani filmden yola çıkarsan gerçekten acıyorsun karakterlere, işlemedikleri bir suçla cezalandırılıyorlar çünkü... Ve bana kalırsa böylesi bir değişim, kitabın ruhuna ihanetten başka bir şey değil.

İmge Tan dedi ki...

doğru söylüyorsun aslında.. filmde muallaklıktan öte bunları hiç yaşamamışlar gibi algılanıyor. dikkatli ve açık algılarınızı kutlarım, Aşkın Bey!

zeyno dedi ki...

ben sadece kitabı okudum; filmi görmedim. kitabın sonunda george la anne in gerçekten ensest bir ilişki yaşayıp yaşamadıklarına emin olamadım. okuyucu ya da izleyicinin hayal gücüne bırakılmış olabilir mi acaba?

İmge Tan dedi ki...

Zeyno selam,

Bana göre kitapta ensest ilişkinin yaşandığı açık bir şekilde anlaşılıyordu. Hatta Anne Boleyn'in bebek yerine doğurduğu yaratık benzeri şeyi hatırlıyor musun? İşte o bebek George'la ilişkisinin ürünüydü! Filmde ise sanki önce karar verip, sonra vazgeçmişler gibi bir hava var.