Sığınağa Giderken... Mandalina... Bon Jovi...:)

Yaşlanıyor muyum ne? Aklıma sık sık eskiler geliyor! Ya da mesela bir arkadaşımla sohbet ederken "bizim zamanımızda böyle miydi?" ya da "eskiden ne güzel... yapardık" falan gibi cümleler kullandığımı fark ediyorum.

Neyse! Şimdi size savaş zamanlarından bahsedeceğim... Yaa, savaş da görmüşlüğümüz var şu kısacık ömrümüzde.. :) Körfez Savaşı'ndan bahsediyorum! O zamanlar çekirdek aile olarak Adana'da yaşıyoruz. Adana, İncirlik Üssü'nden dolayı en tehlike hattındaki şehirlerden biri sayılıyor. Malum Saddam'ın kimyasal silah kullanma tehdidiyle karşı karşıyayız! Kebap ve şalgam suyuyla zihni açılan Adanalının aklına kimyasal silaha karşı çözüm olarak pencerelerin ve kapıların aralıklarını koli bantlarıyla kapatmak geliyor! Evet, yanlış duymadınız! Çılgınlar gibi koli bandı satılıyor ve herkes evinin dışarıyla bağlantılı olabilecek deliklerini, çatlaklarını, vs bu bantlarla kapatıyor. Koli bantları, "Saddam Bandı" olarak satışa sunuluyor! Ailecek bu çılgın furyaya kapılmamış olduğumuz için kendimizi yıllar sonra tebrik ediyorum. Ama o yıllardan kalma bir alışkanlık olarak hâlâ koli bandına "Saddam bandı" diyorum. Bunun da normal olmadığını yıllar önce eşimin henüz eşim olmadığı zamanlarda ( :) ) duyduğunda kahkahalara boğulma tepkisinden anlamıştım!

Konumuza dönelim. Bu dönemlerdeki ikinci furya da apartmanlardaki sığınak düzenlemeleriydi. Siren sesi duyulduğunda apartmanın sığınağına inilecekti. Ama gelin görün ki sığınak denilen yerler aslında yıllardır apartmanların kalorifer daireliğini yapmış, herhangi bir "sığınma" durumuna uygun olmadığı gibi apartmanın en tehlikeli bölgesiyim diye bas bas bağıran yerlerdi! Yani normal bir sığınağa benzeyen tek özelliği apartmanın bodrum katında olmasıydı. :)

İşte yine o savaş günlerinden birinde bir akşam Adana'da siren sesleri yankılandığını duyduk. Beklenen an gelmişti. Apartman olarak sığınağımıza ineceğiz. Bornozuyla ve saçı köpüklü inenler, uykudan uyanmış gelenler, pijama-terlik teşrif edenler, bütün apartman sakinleri oradayız. Şimdi size bizim hane halkının yanına neler alarak aşağı indiğinden bahsediyorum. Sıkı durun!

Babam - "Ya saçmalamayın, oturun oturduğunuz yerde, olur mu hiç öyle şey! Hem olsa bile sığınak daha tehlikeli!" diyerek evden çıkmadı. Babamın genel tavrına uygun bir yaklaşımdı aslında bu: teorik olarak en doğru olanı soğukkanlı bir biçimde yapmak! (Zira Adana'daki deprem sırasında da Ongun ve ben merdivenler altımızdan kayarcasına hareket ederken panik halinde aşağıya inmeye çalışırken babam, annemi de yanına alıp evin sağlam bir kolonunun altında durmayı tercih etmişti. (hahaha.. belki de bizden kurtulmayı istemişlerdi! Düşünsenize kafa seslerini: "İşte beklediğimiz fırsat, bizim salaklar gidiyorlar, nihohohaayyt!") Bize "durun!" diyene kadar Ongun'la birlikte çoktan aşağı inmiştik, ama sonradan görüyoruz ki aslında en tehlikeli olanı yapmışız. Bir de merdivenlerde ezilmesek bile indiğimiz yer blokların altıydı!) Off, yine konuyu dağıttım, hemen toparlıyorum:

Ongun - Evdeki el feneri ve radyonun çalışıp çalışmadığını ve pillerini kontrol etti. Onları ve yedek pilleri aldı. Sığınakta da radyoyu haberlere ayarladı! O absürd ortamın en mantıklı ikinci davranış ödülünü veriyorum kendisine! (gerçi yaş/davranış oranı bakımından değerlendirildiğinde birinci de olabilirdi ama şımartmak istemedim kendisini!) :)

Annem - Sığınak soğuk olur diye üzerimize hırkalar aldı, evin anahtarını aldı (babam evde olmasına rağmen!) ve işte şimdi asıl bomba geliyor... Bizler için Mandalina aldı!! Geriye dönüp bakınca anneliğin bana bu kadar uzak gelmesinin sebebi bu mu diye düşünmeden edemiyorum.:) İnsan sığınağa giderken bile çocuklarına biraz daha C vitamini yedirebilmeyi düşünecek kadar kendinden geçmiş olabilir mi? Bu nedenle anneme en absürd ikinci davranış ödülünü veriyorum!

Ve assolistiniz geliyor...

İmge - Yanıma ellerimle hazırladığım Bon Jovi defterimi alıp, kendimden emin ve vakur adımlarla sığınağa indim! (Yıllar sonra 30 yaşımda ebedi aşkımla buluştum da..:))


(Dalga geçmeyin Bon Jovi defterimle! O dönemler şimdiki gibi dergi bolluğu yoktu. Blue Jean takip edilirdi. Bir de Adana'da Vali'nin Evinin köşesinde Rolling Stones falan gibi yabancı dergileri satan küçük bir dükkan vardı. Diğerlerine göre çok pahalıydı o dergiler o zamanlar, sürekli almazdım, ama Bon Jovi haberi varsa mutlaka alırdım. İşte bu dergilerdeki tüm haberlerin ve resimlerin toplandığı bir Bon Jovi defterim vardı benim! Sıkı bir çalışma, takip ve emek ürünüydü yani!) Bu fazlasıyla romantik ve teatral sığınağa inişime en absürd davranış ödülünü veriyorum!

Yaklaşık yarım saat orada geçirdikten sonra, havasızlıktan ve ayakta dikilip durmaktan sıkıldığımız için "Saddam atsa atardı şimdiye kadar bir şeyler," diyerek apartman halkı olarak tehlikenin geçtiğine karar verip evlerimize çıktık. Bu durumda alaylı bir şekilde sırıtarak bize kapıyı açan babama da elbette en mantıklı davranış ödülünü vermem gerekiyor! :)

5 yorum:

Aysel dedi ki...

allah başa vermesin ama o günleri bana gülümseterek hatırlattın canım,yanlız unuttuğun bişi daha var mandalina vede tuvalet kağıtı almıştım bir rulo:)))) napıcaksak sığınakta..hey gidi günler heyy,yaşlanmışız azizim dermişim..yok yok demiyorumm:))

İmge Tan dedi ki...

işte benim annem beeaaa...:))
olaya anında müdahale ederek tuvalet kağıdını da hatırlattı maceracı!! ben onu bilinçaltımın derinliklerine gömmüşüm demek! :))

Ongun Tan dedi ki...

haahah..dunya mavrasi..lan muhendis olacagim o zamandan belliymis:))bi de fön motorunu söküp pamuğa dolayarak zarar vermeyen pervane yapmıştım..keşke onu da alsaymışım adana sıcak olur :P :)))))

Ongun Tan dedi ki...

gazmaskesiyle inen biri de vardi..sığınakta(!) biraz daha dursaydık,havasiz ortamda, kimyasal silahın kendisinden degil ama paniğinden ölen ilk grup biz olcaktık:))))hahahaah..

İmge Tan dedi ki...

:)))) ne zihni sinir projelerin olurdu senin yaa.. hatırlıyorum, odanda sökülmüş walkman, radyo ve başka elektronik eşyaların parçalarıyla birleştirilerek yaratılmış bir sürü alet olurdu. :))

ama 10 yaşında bir velet olarak yanına acayip mantıklı şeyler almışsın yaa, bir kez daha helal olsun valla!! :))