Gıcık Olduklarım #3

* Bu aralar gıcık olduğum şeylerin başında AKP tarafından cep telefonuma gelen mesajlar geliyor. Hiç ilgimi çekmemesine rağmen Beşiktaş Belediye Başkan adaylarını adım adım takip ediyoruz sayelerinde. "Telefonumu nereden buldular?" sorusuna hiç girmiyorum! Ama çifter çifter gelen bu mesajları gördükçe tepki olarak mıdır nedir Beşiktaş Belediye Başkanımız Sayın İsmail Ünal'dan gelen kutlama, etkinlik bildirme, bilgilendirme ve "kar mesajlarına" bile bayılır oldum. Kar mesajını bilmeyenler için hemen söyleyeyim. Biz bu sene kar yağıp yağmayacağını meteorolojiden değil İsmail Ünal'dan öğrendik. Çünkü en ufak bir damla düşse ya da kar potansiyeli olsa cebimize "Beşiktaş Belediyesi kar ekiplerimiz çalışmalarına ara yollarda bile sabaha kadar devam edecektir," türünden bir mesaj geliyordu. Mesela City's AVM'de izlediğimiz Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi'nin çıkışında sadece hafifçe ıslanmış yollardan yürüyerek evimize dönerken de böyle bir mesaj alıp, biraz da dalga geçmiştik. Meğer o üç saatlik film boyunca kar yağmış da erimiş bile! İsmail Ünal yine haklıymış! Aaahh, aahh! Ne güzel mesajlarmış onlar meğer! Bir daha asla şikayet etmeyeceğim onlardan!

(Not: Ongun'un da tam da bu konuyla ilgili yazmış olduğu yazıyı gördüm ve sizleri bilgilendirmek için ek bir not düşmek istedim. Adalet ve Kalkınma Partisi Beşiktaş İlçe Başkanlığı'nı arayarak cep telefonu numaranızı bu sms veritabanından sildirebiliyormuşsunuz. Az önce kendilerini aradım, bakalım işe yarayacak mı? Tel: 0212-2694949)

* Üye olduğum spor merkezindeki saygısızlara gıcık oluyorum. Adamın biri derse giriyor, hem hareketleri abuk subuk yapıyor hem de en önde duran iki kadının tam ortasından hafif hafif yaklaşarak onların da önüne geçmeye çalışıyor! Kadının biri dersin ortasında çıkıyor, ama minderini, havlusunu, boş su şişesini falan olduğu yerde bırakıyor. Ardından toplayacak uşakları falan da yok, ama ne düşünüyor bilmiyorum! Aynı şekilde soyunma odalarında adım başı kirli havluları koyabileceğimiz sepetler olmasına rağmen herkes dolabının önündeki bankta soyunup, giyiniyor ve havlularını, boş poşetlerini, bitmiş saç kremi kutularını, saç tellerini (!), vs. olduğu gibi bırakıp arkasına bakmadan gidiyor. Ya da buhar banyosuna duş almadan girebiliyor. Ya da duş (!) alması gerektiğini unutup enikonu banyo yapıyor. Ya da güneşlenme alanlarının üzerinde gofret ambalajları, boş içecek kutuları, okuduğu gazeteleri rüzgarda dağılmaya ve uçuşmaya bırakıp gidiyor! İnsanlar bu kadar saygısız olmayı nereden ve nasıl öğreniyorlar merak ediyorum, çünkü bu kadar "normal"in dışında davranışları öğrenmek de bir çaba ister!

* Gıcık olduklarım listesinde son sıraya da yanındaki insanlar için "Bu" diye hitap edenleri yerleştiriyorum. Yanında duran çocuğundan bahsederken "Bu da sınavlara hazırlanıyor" ya da ne bileyim eşinden, dostundan söz ederken "Bu da kursa yazıldı bugün" diyen insanlara o "bu" dediği şeyin canlı bir varlık olduğunu ve bir adının olduğunu hatırlatıp, üstüne iki de tokat patlatmak istiyorum. (Tamam, tokat biraz ağır oldu, kabul ediyorum! :) ) İnsanlar için "bu" kelimesinin kullanılabileceği tek bir yer vardır, o da ilkokuldaki Türkçe derslerinde işaret sıfatlarını öğrendiğimiz zamandır! O kadar! Nokta!

(Neyse, gerilmeyelim arkadaşlar, hoşuma giden şeyler de oluyor bu hayatta, onları da en kısa zamanda yazacağım.. Ama şimdi bir arkadaşımla sözleştiğimiz üzere Beyoğlu'nu didiklemeye gitmem gerek. :) )

11 yorum:

Parpali dedi ki...

Ama ben en çok şu son cümleden sonra gerildim :)
Biz işlerle boğuşurken söylenecek şey miydi bu şimdi :)
Gıcık olmak şu ara yaşadığım ruh halini tanımlamak için hafif kalıyor. O yüzden ben bu konuda liste yapmayayım. Şu seçimler geçip gitsin istiyorum bir an evvel.
İyi gezmeler efenim. Bizim yerimize de gezin. :)

serpil dedi ki...

Hklısınız, hem de çok. Ben de bazı insanların en basit toplum kurallarından, görgüden yoksun olduklarını görünce çok sinirleniyorum.
Dolmuş kuyruğunda sıraya girmeden binmek için akılları sıra kurnazlık yapmaya çalışanlara taktım bu aralar :)

serpil dedi ki...

Haklısınız demek istemiştim, ama başaramamışım :)

Ongun Tan dedi ki...

Imge sms ile ilgili bir yazı yazdım ben de...

http://onguntan.blogspot.com/

Imge dedi ki...

Parpali,

Çok özür dilerim yaa.. Valla imrendirmek gibi olabileceğini düşünmemiştim.. Hatta bugün havanın bile bu kadar güzel olabileceğini düşünmemiştim. ama bak, haftasonu geldi bile.. hepiniz gezerken ben bir gün boyunca eve kapanıp çeviri yapacağım..:)

Gıcık olunanlar listesi gerçekten çok uzun olabiliyor bu arada.. O yüzden ben başlı başına bir kategori açtım kendilerine.. Bugün de Bershka Beyoğlu mağazasında korkunç gıcık bir olay yaşadık. Yazar mıyım bilmem, ama oraya giderken dikkatli olun bence.. Çünkü mağaza müdürü gerçek bir ruh hastası! :)

Serpil,

Başaramadın sanmışsın ama gayet başarmışsın sanırım. Dolmuş sırasında yaşananlar benim de gıcık olduklarım listesinde ilk sıralarda.. Ama Beşiktaş'ta Sarıyer dolmuşlarının kuyruğunda beklerken bu tür durumlara anında müdahale etmeye başladım. İnsanlara bir şeyleri öğretmek gerek galiba! Bir gün oralardan geçerken sırada dayak yiyen bir kadın görürsen o benimdir büyük olasılıkla..:)

Ongun,

Mailini gördüm.. Eğer öyleyse yuhh diyorum..Şimdi de bloguna geliyorum, yazını okumak için..

mutfakfaresi dedi ki...

Bu "BU" var ya:o) Ben bu duruma kendimi bildim bileli sinir olurum. Çok güzel yazmışsın. Bir çeşit samimiyetsizlik, saygısızlık hissi veriyor ayrıca.

Imge dedi ki...

Samimiyeti geçtim, kesinlikle düpedüz sayıgısızlık! Sensin "Bu" diyesim geliyor öylelerine..:)

Mehmet Paksoy dedi ki...

Merak ediyorum da İsmail Ünal tarafından Vatan gazetesi dağıttırılmasını nasıl karşıladınız? Akp karşısında olsun ne olursa olsun mu dediniz yine çok gelişmişliğinizle? Sizin gibiler yüzünden kutuplaşma oluyor. Bozuk zihniyete karşı olmak ile fanatiklik yapmak arasında fark var diye kaç kez hatırlatılmalı size? Ona gıcık oluyorum buna gıcık oluyorum demeye devam edin siz!

Imge dedi ki...

Mehmet Bey,

Blogumda yenisiniz galiba. Öyle olmasaydı bırakın siyasi anlamda fanatiklik yapmayı siyasete bulaşmayan hayatla ilgili yazılar yazdığımı anlamış olurdunuz.

Burada da "gıcık olduklarım" kısmı akp ya da chp ile ilgili değil, cep telefonuma (yani özelime) gelen ve beni bunaltmaya başlayan mesajlardı. İsmail Ünal ile ilgili kısımda da mesajlardan dalga geçme ile karışık bahsettiğimi göremeyecek kadar kapalı ve fanatik bakanın siz olduğunuzu düşünüyorum. Yalnızca akp'den gelen mesajlara daha da gıcık olduğum doğrudur, çünkü pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da işin suyunu çıkarıp günde on tane falan mesaj atmaya başlamışlardı. Neyse ki verilen numarayı aradım ve iki gündür falan mesaj almıyorum. İyiyim yani artık, gıcık olmam geçti, herkese tavsiye ederim!

Burak Aslantepe dedi ki...

Mehmet Bey;

Ne klasik bir gorus ne klasik bir yorum. Tek amacı, anlamadan okumadan, karsisindakini asagilamaya yonelik...Malesef asıl yol ayrimi da burada basliyor. Insana saygi!!!

Imge dedi ki...

Burak Aslantepe,

Yazılarımın anlaşıldığını görmek, çok sevindirici.. Benzer frekanslarda olduğumuzu görmek de..:) İlginize teşekkürler..