Üç Günlük Anne Terapisi

Geçen hafta Pazar akşamı annem bizdeydi. Babamla birlikte benim hazırladığım Viyana gezi dosyasına uygun bir şekilde seyahatlerini tamamlayıp, babamı Adana'ya gitmek üzere havaalanında bırakıp, doğru bize geldi. Rehberimden çok memnun kaldıklarını öğrendim. Elbette, yeme-içme konusundaki tavsiyelerimden de... Bizden farklı olarak lunaparka da gitmişler yalnız! Eee, annemin bulunduğu bir ortamda buna pek şaşmamak gerekiyor! Pazar akşamı çayımızı demleyip (bu arada bizde sabah kahvaltısı dışındaki çaylar yalnızca anneler geldiğinde demlenir!) Viyana hikayelerini dinledik. Üstüne Mozart çikolatalarımızı yedik.

Annemin bize gelme sebebi ise Pazartesi akşamının planıydı: Ferhat Göçer konseri. Fazlaca gecikmiş bir doğumgünü hediyesi olarak konser biletlerini alıp, kendisini davet etmiştim. O da Ferhat Göçer'i duyunca uçarak gelmişti. Ferhat Göçer'in birçok parçasını severek dinlerim, ama annem kadar hayranı değilimdir. Hatta annem olmasa Ferhat Göçer konserine gider miydik bilmiyorum, ama iyi ki gitmişiz! Metropol Senfoni Orkestrası ve Ladies&Gentlemen korosunun eşlik ettiği Ferhat Göçer'in sesine ve sahnesine hayran kaldım diyebilirim. Fotoğraf makinemizi emanete kaptırmamak için yanımıza almamıştık, ama kontrol eden olmadı. Biz de o güzel ambiyansın fotoğraflarını çekemedik. Konser hakkında yorumları, en ön sırada sweetheart'ıyla birlikte konseri izlemeye gelen Hıncal Uluç'tan okuyabilirsiniz. Ben de her kelimesine aynen katılıyorum.

Salı günü tüm gün evde geçirdik diyebilirim. Akşam ben spora, annem de Ongun ve Dido ile birlikte Vapiano'ya gitti. (Vapiano'ya birkaç hafta önce biz de gittik ve bayıldık. Yazacağım, merak etmeyin!) Tabi Salı akşamı da orada kalmış oldu.

Çarşamba günü Çengelköy'den geldiğinde Beşiktaş iskelesinde buluştuk ve doğru Rumelihisarı'na gittik. Klasik yürüyüşümüzü yaptık, ama ne yazık ki yanlış bir şeyler yaptığımızın farkına çok geç vardık: tam da öğle sıcağında çıkmışız! Bizim gibi güneşe alışkın bünyelere bile bu sıcakta yapılan bu yürüyüş biraz fazla geldi. (bkz. alttaki ikinci resimlerde annemin boyun bölgesi :) )Klasik durağımız Ortaköy House Cafe'ye kendimizi attığımızda dilimiz dışarıdaydı!

















House Cafe'nin naneli limonatasını mutlaka biliyorsunuzdur. Bilenler bilmeyenlere anlatsın lütfen! Ve bilmeyen kalmasın! Çünkü benim gibi özellikle limonata sevmeyen birinin bile gönlünü fethedebilmiş bu muhteşem içeceğin artık light'ı da mevcut! Yaz sıcaklarında bunaldığınızda çok iyi geleceğini ve içinizi ferahlatacağını söyleyebilirim. Üstelik gereksiz şeker kalorilerini de almayacaksınız! Şimdiden afiyet olsun.

Buradan çıkışta kendimizi eve atıyoruz. Saat öğleden sonra üç buçuk olmuş bile. Biraz dinlensek iyi olur çünkü akşam yediye doğru Litera'da olacağız. Güneş batmadan o muhteşem manzaraya karşı şarabımızı yudumlama planı yapıyoruz son gecemizde. Size de tavsiye ediyorum: gece manzarası da çok güzel olmasına rağmen güneş batmadan önce orada olmalısınız. Dido ve Ongun da saat sekize doğru bize katılıyor. Kocam o gece bir iş yemeğinden dolayı Boğaz'ın başka bir ucunda kadehini kaldırıyor. Dolayısıyla bizim ekip tamam!

















Litera ve İstanbul da tamam! Bizi memnun etmek için çoktan hazırlanmışlar. En güzel hallerine bürünmüş, adeta gözümüzün içine bakıyorlar. Eksiksiz bir gecede fazladan olan tek şey mutluluk ve kahkahalarımız oluyor. Gece ilerledikçe daha çok gülüyoruz, güldükçe daha da hafifliyoruz... Keyfimiz yerinde!

"haaaydi gel,
haydi gel içelim,
bu evrende bir tozsun,
tarih seni unutsun,
haydi gel içelim!"


Not: Annemi ertesi gün öğleden sonra yolcu edeceğiz. Ama gitmeden önce bir plan daha var. O da klasiklerimiz haline gelen Mehtap'ta kahvaltı planı! Bu kez sabah kalkmakta biraz zorlanıyoruz, ama oraya gider gitmez yine içimiz açılıyor. Geçen seferki gibi "iyi ki gelmişiz ve bir dahaki sefere yine gelelim" diyoruz. Sonra ise konser bahanesiyle gerçekleştirdiğimiz bu üç günlük keyifli buluşmanın sonuna geliyoruz. Ve aklımızda binbir tane yeni buluşma planı ve yapılacaklar listesiyle vedalaşıyoruz...

8 yorum:

Aysel dedi ki...

evett gerçekten süper güzel geçen 3 gün,teşekkür ederim canımcım,mucukksss..

Irazca dedi ki...

ne güzel imge'ciğim harika.. bol bol vakit geçir anneciğinle benim için de olur mu?

ps. yorum bırakmıyorum genelde vakitsizlikten ama hep takipteyim ;)

sevgiler,
Iraz

Imge dedi ki...

Annoşum, yine gel!! :)

Iraz,

Seni buralarda görmek ne güzel. Acayip özlettin kendini farkında mısın? Umarım keyifli bir yoğunluk içindesindir, ama hikayelerini çok özlediğimizi de unutma ve bizler için de bi güzellik yap lütfen!! :)

Sevgiler..

içimdeki yolculuk dedi ki...

hakketen güzel bir terapi olmuş ne güzel..şimdiden allah kavuştursun..

Imge dedi ki...

çok teşekkürler..

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

çok İstanbul'a gelmek istiyorum İmge..ama nedendir bilmem sürekli sorunlar çıkıyor gelemiyorum :/ seninle light Limonata içmek istedim şimdi..konuşsak uzun uzun sanki çok iyi gelecek biliyorum..

Imge dedi ki...

Kıymet'cim Ankara'ya geldiğim zamanki ruh halimi ve seninle buluşmanın bana ne kadar iyi geldiğini hatırlarsın. Rövanşı için seni İstanbul'a her zaman beklerim.. Boğaz'a karşı uzun uzun sohbet ikimize de kesinlikle çok iyi gelir..Ama yalnızca light limonatanın bizi kesmeyeceğini düşünüyorum.. Ne dersin? :)

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

İmgeciğim istemez mi gönül İstanbul ve seni yaşamak!!
Tatlı sohbetimize limonata ile başlar olur amma ardında hangi ülkenin şimdiden bilemem ama iyi bir şarabı senin şahane kabına sığmaz anlatımına eşlik eder..
En kısa zamanda..