Goran Bregovic 17 Ağustos'ta Buradaydı... Ya Siz Neredeydiniz?

17 Ağustos Pazartesi akşamı Harbiye Açıkhava'da Goran Bregovic konserindeydik ve ortama muhteşem bir enerji yayan Goran Bregovic konserlerini kesinlikle çok özlemişiz. Özlemişiz diyorum, çünkü artık bizim için neredeyse bir ritüel haline gelen Goran Bregovic konserlerine iki yıldır ara vermiştik. Dördüncü kez gittiğimiz konseri oldukça deneysel bir çalışmaydı ve "Kalbim Hoşgörüye Açık" temalı konser bizim hoşgörülü kalplerimize ne yazık ki hiç uymamıştı!! Tamam, kabul ediyorum, her sene fiks menü sunan restoranlar gibi aynı şarkı repertuarıyla çıkmak da bir sanatçı için çok anlamlı olmayabilir. Ama bu tarz konserlerde belli başlı hit olmuş ve insanları coşturan eski parçalara da mutlaka yer verilmeli diye düşünüyorum. Neyse, ilk üç konserden aşırı keyif alan ben ve İso'cum, dördüncü konsere Ongun'u da sürüklemiştik ki eğlenmek yerine fazlasıyla bunalarak, hatta adeta kös kös evimize dönmüştük. Dido, o sırada Ankara'da olduğu için şanslıydı. Konser mağduru olmamıştı! (Konserle ilgili ekşi sözlük yorumlarına bakmak için "26 Temmuz 2006 Goran Bregovic Konseri" yazarak arama yapabilirsiniz. Bana hak vereceksiniz!)












Peki, bunu neden anlatıyorum? Çünkü bu fiyaskodan sonra kendimize gelmemiz iki yıl sürdü. İlk yıl Goran'a hâlâ sinirli olduğum için klasik İmge protestosu yaptım ve gitmeyi reddettim. İkinci yıl İso'nun "gitsek mi?" diye bana pas atarkenki şüpheli bakışları benim "bilmem ki" derkenki şüpheli dudak büzme mimiğimle karşılaştı. Sonra da ikimiz de bir daha bu konuyu açmadık. Demek hâlâ hazır değildik!

Ama bu sene Açıkhava programında Best of Goran Bregovic konserini görür görmez kıpırdanmaya başladık. Ardından Ongun ve Dido'yu da kıpırdattık. :) Ve gitmeye karar verdik. Gerçi konser tanıtımında "sanatçının son albüm çalışması Alkohol'den parçalar da yer alacak" diye belirtilmişti, ama "Alkohol adlı bir albümden çıkan parçalar ne kadar bunalım ve anlaşılmaz olabilir ki?" diye düşünerek kararımızı değiştirmedik.

İyi ki de değiştirmemişiz! Yine klasik bir Goran Bregovic konseri yaşadık. Orkestrası biraz küçülmüş olsa da (hatta neredeyse üçte bire inmişti) performansında herhangi bir eksilme yoktu. Ongun, "kriz Goran'ı da vurmuş" yorumu yaptı, ama benim teorim biraz daha farklı: Bence adamcağız baktı ki Düğün&Cenaze Orkestrası ile yaptığı fiks format konser dışında Türkiye'de iş yapamayacak, o zaman en azından orkestranın toparlayabildiğim birkaç elemanını yanımda getireyim diye düşünüyor olabilir. Hatta belki de artık yalnızca İstanbul'da verdiği konserlerde buluşuyordur Düğün&Cenaze Orkestrası'yla! :)













Neyse, biz Mesecina, So Nevo Si, Hop Hop, ve Alkohol adlı yeni albümünün bilmediğimiz güzel şarkılarıyla coştuk. Geleneksel kıyafetleri içindeki kadın vokallerden birinin o güzel, dokunaklı sesinden Ederlezi'yi dinledik. Dido'nun "şu oğlanı eve götürebilsek keşke" yorumu yaptığı Goran'la birlikte en önde oturarak davul çalan ve şarkıların çoğunu o güzel sesiyle söyleyen Alen Ademovic'e bayıldık. (Ama o çocuk bana Ogi'yi hatırlattığı için aynı zamanda içim de bir hoş olmadı değil. Ogi ve Goran ikilisi olabilecek en optimal kombinasyondu diye düşünüyorum. Bu konuyu magazinsel boyutuyla yeniden ele alacağım.) 17 Ağustos depreminde hayatını kaybedenlerin anısına söyledikleri Ausencia'da mest olduk. In the Death Car, Maki Maki, Kalasnikof derken yine hiç ara verilmeden 2,5 saatin nasıl geçtiğini anlayamadık.

Valla ben seviyorum bu adamı ve orkestrasını. Eski şarkılarından hâlâ sıkılmadım, yenilerini de çok beğendim. (Alkohol albümü alınacak, diye hemen not düşüyorum buraya) O yüzden hepsine helal olsun diyor ve teşekkürlerimi yolluyorum.

Şimdi gelelim İmgeleme'nin konserle ilgili magazinsel görüşlerine. Goran Bregovic'in 60 yaşına merdiven dayadığına inanmak çok zor. Yaşlanmamayı başarabilen bu karizmatik adamın sırrını öğrenmek isterdim doğrusu. Belki de işin sırrı yaptığı müziktedir. Şarkılarından yayılan enerji bizi bile başka bir şeylere dönüştürebildiğine göre yaratıcısında mucizeler yaratmasına da şaşırmamak gerekir. Bir de Nükhet Duru'nun Timur Selçuk'u orkestra yönetirken seksi bulduğunu hatırladım. Timur Selçuk'u bilemem ama Goran'ın oturduğu yerden orkestrasıyla iletişim kurmak adına yaptığı el hareketlerinin gerçekten de hep çok seksi olduğunu düşünmüşümdür. Ayrıca beyaz kıyafetiyle otururken erkeksi bir tavırla oynaması da bence kesinlikle çok hoş görünüyor.

Ama gelelim asıl içimdeki ukteye (bkz. yanda duruyor kendisi). Benim için Goran Bregovic konserlerinde izlemekten en keyif aldığım kişilerden biri olan Ogi Radivojevic galiba artık orkestrada yer almıyor. Muhteşem sesi (gerçi onun yerine geçen Alen Ademovic de hiç fena değil, ama bence Ogi başkaydı), davul çalışı, tavırları, Goran'la aşık atışması yaparcasına karşılıklı hareketleri, bakışları, gülüşü ve duruşuyla orkestranın ve sahnenin en kilit adamıydı diye düşünüyorum. Ve seksi olmak için hiçbir şey yapması gerekmeyen, çünkü yalnızca varlığıyla bile kesinlikle seksi olan yandaki resimdeki bu muhteşem canlının bu sahnede olmaması bende bir eksiklik hissi yarattı. Aaah aahh!! Nerde benim daş gibi, kaya gibi Ogi'm, nerde Alen oğlan! :)

Kendimi daha fazla bu konuya kaptırmadan yazımı sonlandırıyorum. Zaten yeterince kaptırmışım. Yazının uzunluğundan Goran ve orkestrasını ne kadar özlediğim belli oluyordur. Son olarak kendisine buradan seslenmek isterim: Seni her sene bekliyoruz, Goran Bregovic! Alen yine kalabilir, ama seneye Ogi'yi de yanında getirir misin lütfen?!

11 yorum:

nymphea dedi ki...

Imgecim, oncelikle cok ozur dilerim, nasil unuturum seni yaa ben:( Is yerindeyim, yorumu yayinlayamiyorum, ve postu degistiremiyorum, sadece blogu okuyabiliyorum, bloggerla alakali herhangi bir sayfa yasak. Yorumunu gordum mailimde, cok uzuldum:( Halbuki ben de son kalan 20 sayfayi okuyup- Odell'in ucaga bindikten sonra neler olacagini da ogrendikten sonra (sabah yolda buraya kadar gelebildim sanirim cikista da bitirebilecegim:P) senden bir gorusme ve imza gunu talep edecektim:)Madem kitabin yazari hakkinda bir bilgi yok, ben de cevirmeninden imza alirim hem de bu vesileyle tanismis oluruz diye dusunuyordum:( Bak uzuldum, aksam eve gidince hemen o yaziyi duzeltiyorum..

Evet simdi de konsere gelirsek- ben Goran Bregovici Dugun&Cenaze albumunden biliyorum:) Kulagima muzikleri hos da geliyor ve eminim acik havada cok daha hos olmustur:) Acikcasi cok ozendim bu konserleri bu kadar siki bir sekilde takip etmene..

Imge dedi ki...

Nymphea,

Aşk olsun, hiç önemli değil, olabilir böyle atlamalar tabi ki, şaka yaptım, asla küsmem böyle şeylere..:) O yüzden hiç üzülme lütfen.

Odell'in hikayesini bitirmek üzeresin demek. Son sayfada birkaç cümle eksik basılmış olabilir. Ben e-mailine gönderirim o satırları istersen. Bendeki basım da yanlış, ama word dosyası olarak çevirisi durduğu için oradan yollayacağım.

Ufak çaplı bir imza günü de düzenleyelim tabi ki.. Gurur duyarım ve şımarırım, güzel olur..:))

Bu arada iş yerindeyim demişsin?? Bu bir yenilik mi yoksa? :)

Sevgiler..

nymphea dedi ki...

Imge, evet evet isterim valla, ben aksam bitirim, sen de bana yarin gonder:) Valla gurur duy, cunku ben bile gurur duydum:) Benim hemserim, arkadasim cevirdi kitabi seklinde:P

Bu arada malesef yenilik yok:( Hala can sikintisiyla oturuyorum eski is yerimde:( Is bulan ve ayrilan arkadaslarim da oluyor, dolayisiyla ortam da eskisinden daha soguk (benim en cok muhabbetim olan iki kisinin bu hafta son haftasi da). Ben de hala bakinmaktayim:P Kariyer.net, yenibiris vs. hayirlisi ne diyelim:) Simdilik beklemedeyim kisaca..

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Off ben bu konseri de kaçırdım :( Neredeydim ben hakikaten ya :( Mesecina, mesecinaaa yoiyoooo diyesim geldi.

Imge dedi ki...

Biz senin yerine dedik Ata..:) Sen zaten bu sene konserler açısından biraz şanssızdın sanki.. O yüzden gelecek sene beyaz bir sayfa açarak Goran'ın da tadını çıkarmanı diliyorum..:)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Evet hakikaten öyle gelecek sene bütün konserlere gideceğim and içtim :)

Zeynep Aşkın dedi ki...

goran bregoviç'in yaşadığı evi görmüştüm ir röportajında orman içinde kocaman bir stüdyo-daire. Orada yaşlanmaz insan. Bide şu balkan havaları da neşelidir neşeli olmasına ama hüzünlüleri de kahreder insanı. Duygularını derin yaşar şu balkan insanları kanaatindeyim.

nymphea dedi ki...

İmge, bitti kitap. daha dogrusu bitemedi:( Nasıl oldu yaa boyle bişey:( Senden mail bekliyorum ben:niffea01@yahoo.com'a atarsan Odell'in telefonla ilgili akıbetini öğrenirim:) Şimdiden teşekkürler:)

Imge dedi ki...

Zeynep,

Balkan havaları konusunda dediğine kesinlikle katılıyorum. Hem coşkusu hem hüznü feci oluyor. Goran Bregovic'in evini de merak ettim bak şimdi.. Internet'ten bulmaya çalışayım bakalım.. :)

Nymphea,

Aslında bitirdin kitabı, merak etme.. Yalnızca üç- dört satır eksik, ama sinir bir durum, kabul ediyorum. Mailin hemen geliyoorrr!

Sevgiler..

nymphea dedi ki...

İmgecim bu yazının tüm yorumları da neredeyse benden oldu ama sayfamda sana ait bir mim var:)

Imge dedi ki...

Nymphea,

Teşekkürler.. :) Vakit bulur bulmaz yazacağım.. Sevgiler..