Barselona Limanı ve Kumsalları

İşte şimdi buraya bayılmamın nedenini çok daha iyi anlayacaksınız. Burası öyle bir şehir ki eğlencesi, tapasları & şarapları, keyifli mimarisi (ayrı bir yazı konusu olan Gaudi nur içinde yatsın!), iklim güzelliği, meyve, sebze ve deniz ürünleri bolluğu, ulaşım rahatlığı gibi kocaman artılarına ek olarak bir de yüzülebilecek kadar temiz bir denizi var. Ve bu denize her türlü ulaşım aracıyla kolaylıkla ulaşmanız mümkün. Ve tertemiz kumsallarında siesta yapmanız mümkün. Ve bunu yılın 8 ayı yapmanız mümkün. İşte hayallerimdeki yaşam!

La Rambla Caddesi boyunca yürüyerek limana indiğimizi hatırlıyorsunuz. Hani Kristof Kolomb heykelini görmüştük en son. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Port Vell olarak bilinen liman bölgesi Barselona'nın en canlı alanlarından biri. 55 hektarlık bir alana kurulmuş bu bölgede yürüyüş alanları, La Barceloneta plajı, alışveriş merkezi, sinema, Aquarium, Denizcilik Müzesi, Katalan Tarihi Müzesi, restoranlar, kafeler, barlar, spor mekezi gibi birçok faaliyet alanı bulunuyor. Manzara muhteşem! Yürüyüş yollarında, meydanlarda ve hatta denizin üstünde bile yer alan modern sanat eserleri ve heykelcikler manzarayı daha da güzelleştiriyor. Gecesi ve gündüzü ayrı keyifli!














Sahil kenarındaki yürüyüş yolunun genişliğine dikkatinizi çekmek istiyorum:














Buraya değişik zamanlarda ve değişik şekillerde (misal teleferikle tepeden inerek) birkaç kez geldik. Aquarium'dan ayrı bir yazıda söz etmeyi düşünüyorum. Ama Miro Müzesi'ni gezdiğimiz gün Mirador Bahçeleri'nden teleferiğe binip de şehrin üstünden adeta kuş misali uçarak aşağıya iniş süperdi. Galiba bu şehre kesinlikle aşık olduğuma karar verdiğim (ya da çoktan karar vermiştim, ama kesin emin olduğum) an da o andır. Şehrin çok uzak ucundaki bir ormancıktan beş-on dakika içinde sahile iniyorsunuz.














Sahiller tertemiz. O kadar sigara içilen şehirde kumsalda tek bir sigara izmariti, teneke kutu, kırık şişe parçası (!), çekirdek kabuğu(!), karpuz kabuğu (!) bulunmuyor. İstanbul'un denizinin tertemiz olduğunu hayal ettim. Örneğin, Beşiktaş İskelesi'nin olduğu yerde bir halk plajı olduğunu düşündüm bir an!! Yok, olmaz, anında düşünmemeye karar verdim. Hadi bir de Bebek'te paralı girişi olan özel bir plaj olduğunu düşünelim. İşte bunu düşünmek de tüylerimi daha da diken diken etti! Bikini&pareo&takı defileleri, magazin kameraları, kendilerine özel localar tutanlar, 50 TL'ye şezlong kiralayıp 10 TL'ye su içmek falan... Ay, ay, ay... Bu seçeneği de pas geçiyoruz. Demek ki işçinin, öğrencinin, bankacının, iş adamının, kısacası her kesimden herkesin sadece denizin ve güneşin keyfini çıkarmak için bir arada toplanabilmesi; bu sırada ortamına göre giyim-kuşamın inceliklerini bilmeleri (mesela beyaz slip ile ya da full makyajlı, sivri topuk terlikler, kollarında ve boynunda takılar ve mayokini ile salınan kimse yoktu ortalıklarda!); üstüne üstlük çevrelerini ve denizi temiz tutup, yanındakini rahatsız etmemeleri (bakarak, sarhoş olarak, yüksek sesle müzik dinleyerek, yere tükürerek, vs!) için belli bir eğitim seviyesine, kurallar bütününe, zihniyete ve medeniyete sahip olmaları gerekiyormuş. Zaten tüm bu koşullar var olduğu için şehrin girilebilir bir denizi var, o denize ulaşım rahat, plaj elbisesiyle metroya binene dönüp bakan yok, vesaire vesaire... Benim bu konularda söyleyeceklerim hiç bitmez, çünkü inanılmaz içimi acıtır bir güruh olarak değil de medeni insanlar topluluğu olarak yaşamayı öğrenmek konusunda kendi ülkemde gördüğüm eksiklikler. Neyse, keyif kaçırmayalım şimdi! Elbette herkes eninde sonunda insan gibi yaşamanın en başta kişinin kendisine yararı olduğunu öğrenecektir.

Ayrılmadan önce medeni insanların ortamında bulunan uyarı tabelalarını da buraya eklemek istiyorum. Onlara bile bayıldım!














(Kumda yürümek sağlık için yararlıdır. Siz de fit olun ve çöp tenekelerine kadar yürüyün.)
















(Çöp tenekesi terapisini deneyin: Çöpünüzü çöp tenekesine atın. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.)
















(Telefonunuzu aldınız mı? Cüzdanınızı? Çöpünüzü?)

Bu arada bu plaj size başlarda bahsettiğim La Barceloneta plajı. Şehrin çok ünlü başka bir plajı ise çıplaklar plajıymış. Rehberimiz ilk gün bunu söyleyince İso dalga geçmek için bana dönüp, "gidelim istersen?" demişti. Ama "Oluuur.." derken gözlerimdeki parıltıdan benim hiç de dalga geçmediğimi görünce, "Dur canım, daha gezecek çok yer var, denize girmeye vaktimiz olacak mı bakalım!" dedi. Sonra da elimden tutarak "Gel bak, burada da Casino varmış," diyerek beni sahilden uzaklaştırmaya çalıştı. :) Galiba bir kez daha kocamı korkutmayı başarmıştım. Oysa ben sadece denize girebileceğimiz fikrine odaklanmıştım. Bavula mayolarımızı koymadığımız için de çıplaklar plajı tek çıkar yol gibi görünmüştü. Sizce de fazlasıyla masumane bir düşünce değil mi, sevgili okurlarım? Hem de plaj sapığı gibi gizli gizli ne fotoğraflar çekecektim sizler için. :) Neyse artık, bir dahaki sefere, diyor ve bu yazıya da sonunda bir nokta koymayı başarabiliyorum.

Hazır sahile inmişken Aquarium yazısıyla devam etmeyi düşünüyorum. Takipte kalın!

8 yorum:

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Harika harika :) Tekrar gitmiş gibiyim ki tekrar gideceğim zaten bu harika şehire..

moonliiin dedi ki...

imgee o kadar uzun zamandır gitmek istediğim yerleri yazmışsın ki bayılarak okuyorum günlerdir...Beklediğim bir haber var olumlu olursa Aralık gbi biz de gitmeyi planloyoruz, o zaman direkt senin yazdıklarını çıkış alıp bavula koyacağım...okuduklarımdan sonra isteğim daha da depreşti...sağol paylaştıkların için...

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

iki yıl önce gezdiğim yerleri hatırlattın. pazarını da çok sevmiştim oranın veya hal ini diyelim. yine gitmek isterim..

Imge dedi ki...

Ata,

Bir ay oldu geleli ama her yazışımda ben de gidiyorum oralara yine.. Umarım defalarca giderim diye de düşünüyorum!! :)

Moonliin,

Rica ederim, ne demek. :) Umarım o güzel haberi alırsınız ve gidersiniz Aralık'ta.. Sonra da senin yazılarını okuruz artık..:)

Yalnızlar Kraliçesi,

Diyorum ya bir kez yetmez defalarca gitmek gerek bu keyifli şehre..

Hepinize sevgiler..:)

zeynep dedi ki...

Bu yazıyla başladım blogunuzu okumaya geriye dönük tüm İspanya seyahatini okudum. Şimdi sıra diğerlerinde. Çok hoşuma gitti. Unuttuğum yerlerde güzel bir gezi oldu benim için. Sevdim blogunuzu. Şimdi sıra daha eski yazılarınızda :))

Imge dedi ki...

Zeynep,

Çok teşekkürler.. Beğendiğinize çok sevindim. :)

Sevgiler..

Bellek Kutusu dedi ki...

Şu tabelalar muhteşemmiş gerçekten:)
Çok keyifli bir yazı olmuş, teşekkürler.

Imge dedi ki...

Bellek Kutusu,

Ben teşekkür ederim.. Ben de bayıldım onlara..:)