Picasso Müzesi

Barri Gotic bölgesini bitirdikten sonra buraya çok yakın olan Picasso Müzesi'ni geziyoruz. (Bu resmi ve en alttaki resimleri müzenin web sayfasından aldım.)













Picasso, Barselona'ya 13 yaşındayken gelmiş. Kendisi gibi bir ressam olan babası burada bir sanat akademisinde ders vermeye başlayacağı için ailece Barselona'ya taşınmışlar. Sonraki yıllarda ise Barselona Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olmuş ve uzun yıllar bu şehirde yaşamış. Daha sonra da çok sevdiği bu şehre bir armağan olarak müzenin burada açılmasına karar vermiş ve 1970 yılında binden fazla eserini bu müzeye bağışlamış. (Müze ilk olarak 1963'te Picasso'nun arkadaşı ve sekreteri olan Jaume Sabartes'in koleksiyonundan oluşan eserlerle açılmış.)

Bu müzede Picasso'nun erken dönem resimleri olarak bilinen resimleri, portreleri, seramik çalışmaları ve Velazques'in Las Meninas (Nedimeler) adlı çalışmasının elliye yakın çeşitlemesi sergileniyor. Asıl bildiğimiz tarzdaki Picasso tablolarını ise Paris'teki Picasso Müzesi'nde bulabilirmişiz. Dolayısıyla aslında bu müze gerçek Picasso meraklılarına daha fazla hitap ediyor. (Benim onlardan biri olduğum söylenemez!) O yüzden bir kez daha Sabancı Müzesi'nin Paris ve Barselona'daki seçme Picasso eserlerini İstanbul'a getirdiği dönemlerde gitmediğime hayıflanıyorum. Dolayısıyla aslında şöyle tablolar beklerken:














Şöyle tablolar, çizimler ve seramiklerle karşılaşıyorsunuz:














Ben şahsen biraz hayal kırıklığı yaşadım, ama gitmişken görmemek olmaz. Pazartesi hariç her gün saat 10:00'dan 18:00'e kadar müzenin açık olduğunu hatırlatayım. Giriş ücreti 9 EURO. Yazıyı bitirmeden önce size müzede gördüğüm eserler kadar etkilendiğim bir şeyden de bahsetmek istiyorum: Picasso'nun kendisine ait fotoğraflar. Ressamın kronolojik sırayla hikayesinin anlatıldığı bir bölüm var. Burada ressamın 92 yıllık yaşam öyküsünün kariyeriyle ilgili dönüm noktası sayılabilecek bölümlerini öğreniyorsunuz. Bir de stüdyosunda çalışırken asistanının çektiği fotoğraflar. Etrafta boyalar, tuvaller, elinde sigarası, önünde şarap kadehi, şortu, sandaletleri ve yanık teniyle (herhalde o sıralar) yetmişli yaşlarında olan Pablo Picasso!

Bir daha dünyaya gelirsem ne olmak istediğime kesin karar verdiğim an, bu resmi gördüğüm an oldu. Açıklıyorum: Bundan sonraki hayatımda Barselona'da yaşayan bir sanatçı olmak istiyorum! Böyle sanat dolu, keyifli bir hayat 90 yıl da 100 yıl da sürebilir. Hem de bronz teniniz ve şarap kadehiniz de ömür boyu size eşlik edebilir! Evet evet, işte tam olarak bunu istiyorum! :)

2 yorum:

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

İmge biz pazar günü gittik akıllılık ederek zaten belli bir saatten sonra sıra oluyor çünkü 16.00'dan sonra giriş ücretsiz :) 18 Euro için bir 15-20 dk bekledik anlayacağın :) Ben diğer tabloların Paris'te olduğunu bilmiyordum bak, bunları hiç bilmiyorum diye düşünmüştüm gittiğimde. Paris'e gittiğimde gerisini görürüm artıkın :)

Imge dedi ki...

Ata,

Senin notlarında Pazar günü müzenin ücretsiz olduğunu okumuştum, ama Barselona'da bir Pazar günü geçirmediğimiz için bundan yararlanamadık.

Ama yine de müzeye ücretsiz girebilirmişiz. Merce'09 festivali kapsamında orada olduğumuz haftanın Perşembe günü tüm müzeler ücretsizdi. Miro Müzesi'ne gittiğimizde bizden para almayıp da elimize festival kitapçığını tutuşturduklarında bunu fark ettik. O zaman keşke Picasso Müzesi'ni de bu günün programına alsaymışız diye düşündük, ama biraz geç kalmıştık! :) Neyse, ama Miro'ya ücretsiz girdiğimize çok sevindim!! Bilahare anlatacağım..:))

Sevgiler..