Masal Dünyası: Disneyland Paris

İso'cumun özel isteği üzerine gezi programımıza ekstra tur olarak Disneyland'ı da ekledim. Neden yalnızca İso'cumun özel isteği olduğunu da hemen söyleyeyim: itiraf ediyorum, yaşlandım arkadaşlar! Öyle roller-coaster'lara binmek için yerinde duramayan veletlerle ve gençlerle kuyruklarda bekleyecek gücüm yok doğrusu! Şöyle tıngır mıngır giden Disneyland trenlerine binsem, oturduğum yerden bana 3-4 boyutlu attraksiyonlar izletseler, ben de beynimin kafatasımın içinde jöle kıvamında bıngıldadığını hissetmeden mutlu mesut yaşamıma devam etsem ne güzel olur diye düşünüyorum. Hatta Disney Studios'un bu görevi görebileceğini düşünerek ben de biraz heveslenerek gitmiştim ki yanılmışım. Orası da sizi hızla sallayıp savuran, yere çakıp, yukarı fırlatan, döndürüp döndürüp fırlatıp atan aletlerle doluydu ne yazık ki!















Neyse efendim, dağılmadan anlatayım. Öncelikle Disneyland'a gitmek için RER hatlarından kırmızı olan A'yı kullanıyorsunuz. A hattının Marne la Vallee - Parc Disneyland yönüne binerek son durakta iniyorsunuz. Yaklaşık 35 dakikalık bir yolculuk sonrasında parkın giriş kuyruğundasınız. Biletleri girişten almamanızı öneririm. Paris otellerinin büyük çoğunluğunda ve Tourism Information ofislerinde Disneyland biletleri satılıyor. Biletleri buralardan alırsanız hem girişte daha az bekleriniz hem de kişi başı 7 EURO gibi bir avantajınız olur. Bir günde iki parkı da kullanmak istiyorsanız kişi başı ödemeniz gereken indirimli fiyat 57 EURO olacak.

Eskiden yalnızca Disneyland Park varken artık bir de Walt Disney Studios olduğunu unutmayın. Bu da yalnızca fiyatı değil denenecek alet sayısını da artırdığı için çok seri ve planlı hareket etmenizde fayda var. Benim ilk gidişimden farklı olan bir şey de "Fastpass" uygulaması. Girişte istediğiniz bir alet için kullanabileceğiniz bir Fastpass kartı veriyorlar. Adı üstünde bu kart ile sıra beklemiyorsunuz, çünkü aletlerin önünde 45 dakika ilâ 1 saat (kimi zaman 1 saatten de fazla) kuyruk beklemeniz gerekebiliyor. Onun dışında aldığınız bilet ile başka aletler için de Fastpass alabiliyorsunuz. Ama biletiniz ile Fastpass aldığınızda, o aldığınız Fastpass'i kullanmadan başka bir Fastpass alamadığınızı unutmayın. Şimdi size hayat kurtaran İmgeleme tüyolarından birini vereceğim: Eğer roller-coaster'lara meraklıysanız, sabahleyin parka adımınızı atar atmaz yıllardır parkın en favori ve önünde en uzun kuyruklar olan roller-coaster'ları olan Indiana Jones ve Space Mountain'dan birinin yanına giderek biletinizle Fastpass alın. Göreceksiniz ki zaten o saatte bile size öğleden sonrası için bir saat verecektir. Öğleden sonra gelip kuyruk beklemeden bunlardan birine binme hakkını aldıktan sonra girişte verilen diğer Fastpass hakkınızı da diğer alet için kullanın. Çünkü belli bir saatten sonra Fastpass gişeleri kapanabiliyor ve elinizde hiçbir işe yaramayan kartınızla kalakalıyorsunuz. Şu an bu yazdıklarım anlamsız gelebilir ama soğuk ve fırtınalı bir havada bile uzun kuyruklar beklendiğini görmüş biri olarak bunların ne kadar yararlı tüyolar olduğunu oraya gidince kesinlikle anlayacağınızı söyleyebilirim.















Gelelim Disneyland'ın gözdelerine... Daha önce de bahsettiğim gibi Disneyland Park'ta bulunan Indiana Jones ve Space Mountain yıllardır zirvedeki yerini koruyan iki roller-coaster. Bunun dışında Big Thunder Mountain da hiç fena değil. Hiçbirine bu gidişimde binmedim, ama on iki sene önceki binişimi imgelediğimde bile başım dönüyor! Walt Disney Studios tarafında ise Aerosmith'li Rock'n'Roller Coaster'ın inanılmaz keyifli olduğunu İso'cumdan duydum. Kaplumbağa kabuklarına binerek raylardan hızla inip çıktığınız ve bir yandan da döndüğünüz Crush's Coaster İso'cuma göre uyduruktu, ama bu gidişimde bana yetti. Üstüne bir de Fastpass'im yanmasın diye yanımda kocam olmadan Twilight Zone Tower Of Terror korku asansörüne bindim ve limitimi fazlasıyla doldurdum. Anlayacağınız üstte gördüğünüz en büyük resimdeki Hollywood Tower Otel'den yükselen çığlıklar arasında benimki de vardı. :) Ondan sonra da vurdum kendimi yollara.. İso'cum en korkunç aletlerin kuyruklarında beklerken ben fotoğraflar çektim, trenlere bindim, dev pamuk helvamı yedim, üç boyutlu animasyonlar izledim, vs. Yani ben bile burada sıkılmadan zaman geçirebiliyorsam herkes geçirir diyebilirim.

Neyse, sonuçta Disneyland kişiye özel bir deneyim. Çocuğunuz varsa ve onu gezdirmek için gittiyseniz belki de Disney otellerinden birine yerleşip, bu saydığım aletleri görmeden Fantasyland'de iki gün geçirebilirsiniz. Mickey Mouse'un ve diğer Disney karakterlerinin gün içindeki şovlarını takip edebilirsiniz. Çocuk olsam Mickey'nin kanlı canlı dansını izleyince çıldırırdım diye düşünüyordum. (Şimdiki çocuklar öyle mi bilmem ama ben bu yaşımda bile izlemekten keyif aldım kendisini...) Ya da İso'cum gibi kısıtlı zamanda uçuk aletlerin hepsine binmeyi deneyip, sonra normal metro treninin bile dönmeye başlayacağı hissine kapılabilirsiniz.:) Tercihiniz ne olursa olsun bunun keyifli bir deneyim olacağını söylemeliyim.

İyi altüst olmalar!! :)

4 yorum:

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

İmge bu Rollercoasterlar adamın midesini alt üst ediyor mu onu söyle, ona göre binip binmemeye karar vereceğim :)

Imge dedi ki...

Ata,

Bence sen Indiana Jones'u bir dene.. Hoşuna giderse Space Mountain hariç her şeye rahatlıkla binebilirsin.. Ama Space Mountain'a binmeden bir kez daha düşün derim! :))

roseebruli dedi ki...

Tam benlik sanirim,eglencede sinirim yok diyebilirim.tehlikeliseyler,adrenaln bunlar benim ;)) aguststa ordayim umarim hepsine binemden gelmeyecegim.zaman cok kisitli 3 guncuk :)sadece ama birsekilde binmm gerek hepsine.
paylasimin icin tesekkurler,,,

Imge dedi ki...

Roseebruli,

Şimdiden iyi eğlenceleeerr..:)) Hepsine binek istiyorsan Fastpass olayını sakın ihmal etme.. Çok zaman kazandırır sana.. Çünkü büyük ihtimalle Ağustos'ta da turist kalabalığı sağlam olacaktır..