Zoraki Kral ve Firarperest

Bu haftanın filmi ve kitabından bahsedeyim bu yazıda. Önce filmle başlayalım...

12 dalda Oscar'a aday, merakla beklenen filmlerden Zoraki Kral, ödül törenine yaklaşık bir hafta kala vizyona girdi. Biz de hemen seyrettik tabi. Diğer ödülleri bilemem ama Colin Firth'in En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını alacağına tıpkı Natalie Portman'ın En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nden ve Biutiful'un En İyi Yabancı Film Ödülü'nden emin olduğum kadar eminim. Beklenmedik bir anda kendini kral olarak bulan, konuşma bozukluğuna sahip VI. George'u canlandıran Colin Firth gerçekten çok başarılı bir performans sergilemiş. Karısı Elizabeth'in de yüreklendirmesiyle birlikte konuşma dersi almak üzere mektepli değil de alaylı olan Lionel Logue'a (Geoffrey Rush) başvuran kralın gerçek yaşam öyküsünden bir kesit sunuluyor bu filmde. Kralın konuşma probleminin üstesinden gelmesiyle birlikte kendine olan güveninin yerine gelmesinin ve buna bağlı olarak da halkının nezdinde güven kazanmasının öyküsü konu ediliyor. Bu sırada konuşma güçlüğünün kökenine inmeye çalışan Lionel sayesinde kralın çocukluğuna, babasıyla ilişkisine ve genel olarak karakterine dair ipuçları da ediniyoruz. II. Dünya Savaşı'nın başladığı yılların İngiltere'sinde geçen filme, bir dönem filmi denemez. Dönem hakkında daha kısa ve özet bir bilgi ediniyoruz; dolayısıyla asıl anlatılan dönemin değil insanın hikayesi. İnsan ilişkilerinin sağaltıcı bir gücü olabileceğini gösteren, sıcak, biraz dokunaklı ama çokça umut dolu bir hikaye. Ben beğendim. 'Kralın Konuşması'nı kaçırmayın derim.


Gelelim Elif Şafak'ın denemelerden oluşan son kitabı Firarperest'e. Elif Şafak'ın romanlarına bayılan bir okuru olarak denemelerinin de hepsini ayrı bir keyifle okuduğumu söyleyebilirim. Birçoğuna yıldızlar verdim, yetmedi dönüp yıldız sayılarını ikiye, üçe çıkardım..:) "Bir ara gazetede böyle yazılar yazıyordu, hâlâ yazıyor mu acaba?" diye düşünüp Google'a bir göz attığımda bu kitabın daha önce Habertürk'te yayınlanan yazılarından bir derleme olduğunu da öğrenmiş oldum. Çok sesliliği, farklı kültürleri, kadını, gerçek demokrasiyi, ötekileştirmemeyi, gerçek tasavvuf öğretisini savunan, sevdiğim kadın yazarlardan biri Elif Şafak. Ve onun çok beğendiğim denemelerinden bazıları da İncinin İmtihanı, Baba Ben Eşcinselim, Gelseydi Keşke, Mütereddit Olmanın Dayanılmaz Hafifliği, "Bilmiyorum" Diyebilmek, Gül Bahçesi Evlilik, Büyük Aşk Büyük Nefret ve Edep oldu. Bunlar çoook yıldız verdiklerim. Diğerleri de yıldızlı ama sayıları az. Yıldızsız geçtiğim deneme sayısı ise pek az.

Beğendiğim yerlerden aldığım ufak notlar arasında beni etkileyen iki tanesini de sizlerle paylaşayım. Örneğin, Nazım Hikmet'in 'Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi gerekiyor mu?' sözünden yola çıkarak "büyük aşk" arayışımızı ele aldığı denemelerden birinde şöyle diyor yazar:
“büyük aşk”tan anladığımız aslında “büyük ego”. Biz elmanın da muhakkak bizi sevmesini bekliyoruz. Yetmiyor. Elmanın hayat boyu sadece ve sadece bizi sevmesini, varlığını bize adamasını, biz ne dersek harfiyen yapmasını istiyoruz. Biz aşkı, egomuza hizmet etmekle yükümlü bir kâhya bellemişiz adeta. Ve bu yüzden işte, aşktan nefrete bu kadar çabuk, bu kadar kolay savruluyoruz.


Bir de yine Elif Şafak'ın gözünden saklı bir güzellik olarak görüğü için inciye benzettiği memleketimize bakalım mı? Çok güzel bir Türkiye tanımı değil mi sizce de?

"...Zordur kalıplara uymamak, klişelerden ve kalıplardan geçilmeyen bir dünyada. Memleketim zoru başarır, sentezlerden yepyeni ve yaratıcı sentezler çıkarır. Renklerden bir demet. Katmanlı ve kadim bir kültür. Gelenek ile modernitenin dansı. Sanatçılar için sonsuz ilham kaynağıdır. Bereketlidir. Kolay anlaşılmaz, kategorilere sığmaz, karmaşıktır. Gizemlidir. Zengindir. Edepli insanların, gözlerinin içi gülen genç kızların, duygusal delikanlıların, çok şey bilen anneannelerin diyarıdır..."
Hava kapalı. Kasvetli, yağmurlu, karanlık... Tam evinizde oturup, yanınıza kahvenizi alıp, gün boyu kitap okumaya uygun günler... Hafta sonu da böyle geçecekmiş. O yüzden bu hafta sonu evinize Elif Şafak'ı davet edin derim. Pişman olmazsınız...

4 yorum:

Burcu dedi ki...

bu fılmı ben de merak ediyorum ızlemek kısmet olur umarım :) kıtabı ben de okudum ve begendım benım de altını cızdıklerım epey fazla :)) guzel haftasonları İmgeciğim :))

Imge dedi ki...

Burcucum, sana da güzel bir hafta sonu diliyorum.. Fırsat bulursan filmi izle derim mutlaka, ama "tam da mırıl mırıl evde yayılma havası" diyorsan sonraya da bıraksan olur..:) Sevgiler..

ebr-u ozlem dedi ki...

Merhabalar...
Filmler konusunda ben de hemen hemen sizin gibi düşünüyorum. Asıl hoşuma giden Hayalperest ile ilgili yorumlarınız oldu. Elif Şafak'ı çok severim ama pek çok yerde bu kitabın sırf maddi sebeplerden çıktığına ve pek de tat vermediğine dair olumsuz eleştriler okumuştum. Ben de önyargımı bir kenara bırakacağım...okuyacağım..
Sevgiler

Imge dedi ki...

Ebr-u Özlem,

Aslında bu kitabı önceki Elif Şafak romanlarıyla karşılaştırmak biraz yanlış olur. Bunlar dediğim gibi gazetede de yayınlanmış olan yazılarından derlemeler. Birinin diğerinden daha değerli olduğunu söylemek mümkün mü bilmiyorum. Ama eminim romanları için daha fazla ve daha uzun süreli bir emek sarf etmiştir. Yine de ben çeşitli konulardaki denemelerini okumaktan keyif aldım. Ama benim için de Elif Şafak aslen bir roman yazarıdır.

Sevgiler..