Gönül Yakınlıkları

Goethe'nin L&M Yayınları'ndan çıkan Gönül Yakınlıkları kitabını okudum geçen hafta. Bana uzun zaman eşlik ettikten sonra nihayet ayrıldık kendisiyle. Uzun zaman eşlik etmesinin sebebi ise zor okunan kitaplardan biri olması değil, her paragrafını içime sindirerek okumak istemem oldu. Kitabın bu versiyonunun çevirisi çok iyiydi (Akçağ yayınevi baskısı için olumsuz eleştiriler var, bilginize).

Goethe'nin ömrünün son yıllarında, yani en verimli edebiyat eserlerini kaleme aldığı dönemde yazılmış olan bu kitapta adı üstünde gönül yakınlıkları ele alınıyor. Dört karakter üzerinden evlilik ve aşk ilişkisini anlatan yazar özgür düşüncenin varlığını da sorguluyor. Baştan söyleyeyim: kitabın sonunda aşk rüzgarlarından ve toplum baskısından dolayı Edward, Ottilie, Charlotte ve Yüzbaşı arasındaki mevcut ilişkilerin ne hale geldiğine çok şaşıracaksınız! Benim altını çizdiklerimden bazıları ise şöyle:

* Kadın-erkek tartışmalarıyla ilgili bir bölümde şöyle bir cümle vardı: "Bir isteği köreltmenin en iyi yolunun onu durmaksızın tartışmak olduğuna inanan Charlotte, ertesi gün aynı konuyu yeniden açma fırsatını kaçırmadı." Bu cümleyi neden mi sevdim? Çünkü İso'cumla yaptığımız tartışmalarda benim tutumumu o kadar açık ve net anlatıyor ki elimde olmadan yakınlık duydum sanırım. :)

...Birlikte iş görmek, karşılıklı dans etmek gibidir. Aynı anda, uyum içinde hareket etmek durumundaki iki kişi birbirlerine bağımlıdırlar ve zamanla karşılıklı bir iyi niyetin meydana çıkması kaçınılmaz olur...

...Aşk, doğası gereği işine gelenleri haklı görür yalnızca...
...Tanıdığımız insanların portrelerini asla tam olarak beğenmeyiz. Bu yüzden portre ressamlarına hep üzülmüşümdür. Kimseden imkansızı gerçekleştirmesini istemeyiz ama onlardan isteriz. Portrelerinde resmi yapılanı tanıyan herkesin onunla olan ilişkilerini, ona duydukları sevgi ya da nefreti yansıtmak ve yalnızca o kişinin kendi gözlerinde nasıl göründüğünü değil herkesin gözünde nasıl görünebileceğini hesaba katmak zorundadırlar. Eğer böylesi sanatçılar zamanla hassasiyetlerini yitirip, kayıtsız ve aksi kişiler haline geliyorlarsa buna şaşırmam...

...Kimse kendini özgür sanan ve aslında öyle olmayan bir insandan daha büyük bir esir olamaz...

* Aşk acısı çeken Edward'a kendine hakim olması ve bunu yaparak saygın, onurlu ve örnek bir kişi olabileceği söylendiğinde verdiği yanıt: "...Rahat, hayatından memnun birinin bunları söylemesi kolaydır. Ama bu sözlerin acı çeken birini nasıl yaraladığını bilse o da kendinden utanırdı..."

Haftanın kitap önerisi budur. İyi okumalar! Müzik önerisi ise hemen yanda gördüğünüz Teoman'ın son albimi Aşk ve Gurur. En bayıldığım şarkısı ise 7 numara ile Tesadüfen. Dinlemek isteyenler buraya.

Hepinize iyi haftalar...

2 yorum:

Füsun T. dedi ki...

Alınacaklar listesine kaydedilmiştir.

Imge dedi ki...

Füsun T.

Seversin diye tahmin ediyorum..