Zenne

Geçen hafta Pazartesi akşamı sonunda Zenne'ye gidebildik. Aslında vizyona girdiği ilk hafta görmek istediğimiz filmlerdendi ama ancak uygun zaman bulabildik. İyi ki de bulabilmişiz, çünkü biz filmden gerçekten çok etkilendik. Filmde ülkemizde gerçekleşen (muhtemelen) sayısız namus cinayetlerinden biri konu ediliyor. Ama bu sefer söz konusu olan bir kadının başrolünde olduğu bir namus cinayeti değil. Eşcinsel olduğu için ailesinin namusuna leke düşüren (!) 26 yaşındaki Ahmet Yıldız'ın yaşam mücadelesinin, cinsel kimliğinin, umutlarının, aşkının, canının yine ailesi tarafından katledilmesinin öyküsü. Yani yine hayatta her şeyden çok başkalarının uçkuruyla ilgilenen bizimki gibi gelişmemiş, ikiyüzlü, açık görüşlülük ve hoşgörüden uzak toplumların dertlerinden biri anlatılıyor bu filmde. Ve bence sırf bu yüzden bile takdiri hak ediyor filmin yapımcıları.


Zennelik yapan Can rolündeki Kerem Can'a hayran kaldım diyebilirim. Hem oyunculuk anlamında çok başarılı hem de görsel açıdan çok estetikti. Kostümleri ve danslarıyla ilginç bir şekilde seksi bile göründüğünü söyleyebilirim. Doğulu muhafazakar bir ailenin eşcinsel kimliğini keşfederek fotoğrafçı Alman sevgilisi Daniel ile yeni bir yaşama atılmaya çalışan Ahmet rolündeki Erkan Avcı da iyiydi. Çoğunluk'tan hatırladığım Esme Madra yine benzer bir roldeydi ve başarılıydı. Can'ın ve askerden hafif kafayı sıyırarak dönmüş ağabeyinin anneleri rolündeki Sevgi'yi başarılı tiyatrocu Tilbe Saran canlandırıyordu. İki oğlunu da sevgiyle ve hoş görüyle kucaklamayı beceren, adına yakışır bir anneydi Sevgi karakteri. Ahmet'in anne ve babasını ise Rüçhan Çalışkur ve Ünal Silver başarıyla canlandırmışlar. Törenin ve geleneklerinin doğurdukları çocuğun sahibi olmasına izin veren, "kızından dağ üzümü 'erkek adam' olan oğlundan ise bağ üzümü" bekleyecek kadar ayrımcı, dar ve katı görüşlü, sevgiden yoksun, anlayışsız, hem kendilerine hem de topluma zararlı bir ana-baba örneği. Maddi-manevi varlık değil yokluk yaratan cinsten! Her iki ailenin de çocuklarının üzerinde yarattıkları  duygusal etkiler çarpıcı biçimde gösterilmiş filmde.

Devamlılık ve bazı yerlerde anlaşılırlık problemleri olduğu söylenmiş filmle ilgili. Doğru, ama bence çok rahatsız edici değildi. Caner Alpay ve Mehmet Binay bence ilk iş olarak harika bir filme imza atmışlar. Umarım şevkleri kırılmaz ve motive edilirler bundan sonrası için. Yine birkaç yerde "çok gereksizdi" diye yorumlanmış olan Daniel'in Afganistan deneyimi ile sevgilisi Ahmet'le yaşadıkları arasında kurulan paralellik şahsen benim hoşuma gitti. Filmde eşcinsel olanların askerlik başvuruları sırasında karşılaştıkları muamele ile ilgili yorum kanımızı dondurdu, adeta isyan ettirdi. Bir duruma dışarıdan bakan gözlerin ne kadar açık görüşlü olsalar da o durumu birebir yaşayan kişi kadar anlayamayacakları Ahmet'in kendisine sürekli "ailene ve herkese kimliğini açıkla, kurtul, dürüstlük özgürlüktür" türünden fikirler veren Daniel'a söylediği "dürüstlüğüm ölümüm olur" cümlesiyle çok güzel bir şekilde anlatılmıştı. Trajik sona rağmen Can'ın (ve teyzesinin) yaşamı üzerinden verilen umut dolu görüntüler biraz olsun iyi geldi hepimize.

Sonuç olarak tüm ekibin ellerine sağlık. Şimdiye kadar izlemediyseniz, gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanan bu güzel filmi izlemenizi kesinlikle öneriyorum. Artık şimdiye kadar filmi izlemediğim için özenle okumaktan kaçındığım  filmle ilgili yazıları ve özellikle de Kerem Can röportajlarını okuma zamanı..

İyi seyirler.

   

8 yorum:

annemineli dedi ki...

Merhaba; paylaşıma teşekkürler,en kısa zamanda izlemeye çalışacağım....

Imge dedi ki...

Rica ederim.. Umarım sen de bizim kadar beğenirsin.. Sevgiler..

zero dedi ki...

Harika bir filmdi. Kitlenip kaldım sinema koltuğuna. Kıpırdayasım gelmedi bir süre. Türkiye'de böyle filmler yapılabiliyor olması güzel ama gerçeklerimiz o kadar, ama o kadar acı ki, neye yarıyor bilemiyorum.

Imge dedi ki...

Zero,

Ben de bu tür konulara değinen filmlerin çok önemli bir iş yaptıklarını düşünüyorum ama işe yarayabilmesi açısından daha farklı destekler görmeleri gerekiyor bence de. Yani evet sinema seyircisinde farkındalık yaratabilir, dikkati konuya çekebilir, stk'ları harekete geçirebilir, vs ama ahmet yıldız'ı öldüren zihniyetin değişmesini ve yaptığı işin yanlış olduğunu düşünmesini sağlayabilmesi için farklı mercilerin başka cezai ve hukuki yaptırımlar, eğitim, yardım ve destek programları sunması gerekir.

En basitinden bu filmin töre ve namus cinayetlerinin yoğun yaşandığı yerlerde gösterimi ve belki ücretsiz izletilmesi için çalışmalar yapılsa bunun bile etkisi olabilir. Ama biliyorsundur Kültür Bakanlığı aile yapımıza uygun bulmadığı (!) için filme destek bile vermedi! Belki de tam da bu yüzden bu tür işler yapan sanatçıların çabaları asıl sorumlular üstlerine düşeni yapmadıkları için çok daha değerlidir.

Dolu muyum neyim? :)
Sevgiler..

msdundar dedi ki...

Takipteyim, çok güzel bir blogun var :) teşekkürler.

Imge dedi ki...

Ben teşekkür ederim.:)
Sevgiler..

herbalife dedi ki...

Paylaşım için teşekkürler, ilk fırsatta izlemeye çalışacağım.

Imge dedi ki...

Herbalife,

Rica ederim.. Umarım beğenirsin.. Sevgiler..