Oradan Buradan Hayat Tatları

Geçtiğimiz Cuma akşamı Twitter TT'de #istanbuldayasamak hashtag'i vardı ve ben de Asmalımescit'te Zeytinli Meyhane'ye gitmek için hazırlanıyordum. Bunun üzerine "#istanbuldayasamak Cuma akşamı Asmalı'da rakı sofrasına oturmak demek. İşte şehrin paha biçilmez ayrıcalıklarından biri" yazmış ama kimlerle olacağımı belirtmemiştim. Uyarı ekip elemanlarından Müge'den geldi: "çocukluk arkadaşlarımla" diye eklemeyi unuttuğumu hatırlattı sağ olsun. Gerçekten de bir rakı sofrasının en önemli bölümünün muhabbet olduğunu düşünürsek muhabbet için de eski dostlardan daha iyi bir alternatif olamaz herhalde. Burçak&Müge&ben de 24 yıllık, yani gayet eski TAC dostlarındanız. Son yıllarda eşlerimiz de ekibe katılıp yeterince eskidiklerine göre rakı sofrası için gayet uygun bir altılı olduk o akşam. Burçak ve Nihat'ın İstanbul'a gelmesinin şerefine toplandık ve #istanbuldayaşamanın havasal ve trafiksel tüm dengesizliklerine rağmen minik bir rötarla da olsa buluştuk Zeytinli Meyhane'de. Resimlerin biri sağ diğeri sol taraftan çekildiği için birinde kızlar diğerinde erkekler tam ve düzgün çıkmış. O yüzden ben de güzel bölümleri keserek buraya koydum.:) 


Neyse efendim, keyifli muhabbetimiz bize kalsın, ben burada yemekler ve ortamdan kısaca bahsedeyim.  Yakup'un hemen yanında Asmalımescit No:19'da yer alan Zeytinli'nin mezeleri lezzetli ama porsiyonları küçüktü. Topik elbette burada da denendi ve biraz tuzlu bulundu. Rokalı ve peynirli salatası başarılıydı. Ara sıcaklardan yaprak ciğer en başarılısıydı. Kalamar ızgarayı çok severim diye ben söyleyelim dedim ama halka şeklinde yapmayın şu kalamar ızgarayı yahu, olmuyor öyle kupkuru! Halkayı kızartın, bütünü ızgaraya atın mümkünse. Ana yemek olarak gelen etler lezzetliydi, ama misafirlerimiz için söylenen sarıkanatlar hakkında bir fikrim yok. Tabi ki Yeni Rakı baş roldeydi. Ve bir büyüğümüzü uğurlarken bir diğeri geldi.:) Meyveler, tatlılar derken diğer büyüğümüzü de uğurladık ve ardından biz de kalktık. Çok keyifli bir buluşma oldu ve en kısa zamanda, hatta belki bir hafta sonu kaçamağı yaparak daha uzun bir buluşmayla tekrar bir araya gelmeye karar verdik. İtiraf ediyorum: o akşam gayet iyiydim sanıyordum ama ertesi gün hafiften bir akşamdan kalma halim devam etti gün boyunca. Hatta aylar ve yıllar sonra Alca Seltzer'le buluştuğum bir Cumartesi oldu bile diyebilirim.:)

Eski dostlar demişken baya eski bir filmden de bahsetmeden geçmeyeyim. O nanemolla Cumartesi günümü renklendiren Ruhlar Evi adlı 1993 yapımı film Isabel Allende'nin aynı adlı romanından uyarlanmış. Oyuncu kadrosu inanılmaz, nasıl daha önce izlememişim diye düşündüm. 20. yüzyıl başlarında ve Isabel Allende söz konusu olduğuna göre muhtemelen Şili'de geçen yaklaşık elli-altmış yıllık bir süreçte bir ailenin öyküsü anlatılıyor. Devlet yönetimindeki değişikliklere, darbelere, sosyal sınıf farklılıklarına ve   bunların insanın yaşamındaki ve ilişkileri üzerindeki etkilerine değinen filmde Meryl Streep, Jeremy Irons, Glenn Close, Antonio Banderas, Winona Ryder gibi isimler oynuyor. Şaka gibi değil mi a dostlar? Benim gibi nasıl olup da izlemediğini düşünen var mı aranızda, yoksa yapayalnız mıyım bu kez?! Çünkü sonradan öğrendiğim kadarıyla 2006'da TV'de bile birkaç kez verilmiş. Her neyse, n'apalım artık, izlemeyen bir tek ben kaldıysam da izlemiş oldum işte. Hem belki de izleyip unutmuşumdur, sonuçta 19 yıl geçmiş üstünden! :) Şaka bir yana, yakalarsanız izleyin derim. Evet eski ama bir dönem romanı tadında, içinde pek çok duyguyu barındıran ve izleyende de bu duyguları uyandırmayı başaran sıcacık bir film.

Son olarak bir de kitaptan söz edeceğim.Ya da etmesem mi? Yok yok edeyim. Okan Bayülgen'in programında konuk olarak rastlamış ve adını da öyle duymuştum Aytuğ Akdoğan'ın. Okan da destekler ve onaylar tarzda birkaç yorum yapınca ilk kitabını alayım dedim. Sonuç olarak çıkardığım ders: Okan'ı seviyor olabilirsin ama her övdüğüne de atlama! Kısa bir kitap olduğu için zaman kaybı demiyorum. Ayrıca iyi ya da kötü fark etmez, bu kadar genç birinin kitap yazmakla uğraşıyor olması bile takdire şayan bir durum. Bir de gencecik yaşta hayatı sorgulamak, düşünmek, yazmak, çizmek elbette önemli ama sonuçta yaş da ortada. Ne olursa olsun görmüş geçirmiş, olgun ve yalnız, serseri ruhlu, başarılı yazar olma zamanı henüz gelmemiş belli. Dolayısıyla yazılarında öyleymiş gibi bir imaj çizmeye çalışan ama şu an için o imaja çok uzak birine ait izler görülebiliyor. Bu da okura geçen doğallığı azaltan, hatta yok eden bir unsur. Yine de hep gelişmesini ve her kitabında kendini aşmasını diliyorum.



Bu kadar dağılmak yeter bence. Toparlanalım ve gezi yazılarına dönelim derim. Nerede kalmıştık?  En son Sevilla'ya gelmiştik değil mi? Hadi o zaman, her zamanki gibi Katedral'in olduğu meydanda buluşalım. 

8 yorum:

keyifname.blogspot.com dedi ki...

Merhaba İmge Hanım,
Vallahi sizden korkulur, ben filmi 1 aydır arıyorum ve bulamıyorum üstelik kitabını okuduğum için müthiş merak ediyordum, kalbimi mi okudunuz nedir anlamadım nereden buldunuz filmi bilgi verirseniz çok sevinirim.Yazılarınızı zevkle takip ediyorum...sevgiler..:))

Imge dedi ki...

Neval Hanım merhaba,

Bu film ben de iki senedir falan izlenmeyi bekliyor olabilir. Hatta idefix Sanal Kitap Fuarı'ndan Isabel Allende kitaplarını tamamlarken bu kitabı almayayım, filmi var nasılsa diye düşündüm. Elbette kitap çok daha keyifli ve detaylıdır ama zaman verimliliği açısından bazen bu tür elemeler yapıyorum.:)

Filmi nereden aldığıma gelince: bomboş bir kabı olduğunu düşünürsek sanırım Beşiktaş Sinanpaşa Pasajı'nın içindeki DVD'cilerden almış olabilirim. Ne yazık ki her filmin orijinalini zamanında bulamadığımız için yolumuzun oraya düştüğü zamanlar oluyor. Şansınızı deneyin derim, bulamazsanız bende var, aklınızda olsun.:)

acıdan_geçtim_güzelleştim dedi ki...

okan bayulgen ve tavsiyeleri konusunda ki tespitlere katılıyorum. bu yazıdan çıkartılacak bir sonuç olmamakla birlikte, okan bayulgen' in eski okan bayulgen olabilmek için uğraştığını belirtmeden geçemeyeceğim.

ayrıca şu twitter, haştek midir nedir o ve beraberinde ki söylemlere bir ben alışamadım sanırım.

moonliiin dedi ki...

film harikadır, annemle şişli'de bir sinemada izeldiğimiz günü hatırladım...ben de arşiv için alıp tekrar izlemek isterim.

Imge dedi ki...

acıdan geçtim güzelleştim,

Şu ana kadar Okan Bayülgen'in her tavsiyesiyle ilgili değil sadece bu kitapla ilgili yanıldığımı belirteyim de yanlış anlaşılma olmasın. Model ve Gece gruplarıyla da geçen sene Okan Bayülgen sayesinde tanıştım ve her ikisine de bayıldım mesela. Bir de eski Okan olmak konusunda çabalıyor mu emin değilim. Bana öyle gelmiyor sanki. Bence (hep öyleydi ama) her geçen sene daha da rahat, kendinden emin ve tavırlı bir hali oluyor. Yani dediğin gibi eski Okan olmaya çabalıyorsa da lütfen çabalamasın! :)

Twitter olayına ben de alışamam sanıyordum ama ışık hızıyla alıştım diyebilirim. İstersen bir dene..:)

Moonliiin,

Evet, kesinlikle arşivlik filmlerdenmiş.. Artık Isabel allende'nin okunmayı bekleyen Paula ve Günlerin Getirdiği romanlarıyla ilgili de kesinlikle daha heyecanlıyım! :)

Sevgiler.

keyifname.blogspot.com dedi ki...

nazik teklifiniz için teşekkür ederim,bulamazsam size dönerim...:))

Zeugma dedi ki...

Twitter'dan ben de kaç yıl uzak durdum boşu boşuna
Oysa gündeme dair ne varsa anbean (online) takip edebilme özelliği ne güzelmiş.
Gazetelerden önce ve yetkili ağızlardan birebir öğrenme şansı var.
Dilediğin konuda dilediğin kişiye tweet atabilmek çok güzel özellikle..

Okan Bayülgen'in eski alaycı hali sakın geri dönmesin sakın ! :)

Sevgiler

Imge dedi ki...

Zeugma,

Hem Twitter hem Okan konusunda kesinlikle hemfikiriz.:)

Sevgiler.