Dostlarla House Cafe Ortaköy

Tarihe bir keyif notu düşelim.. 14 Temmuz 2012, yani bu Cumartesi, yer ayırtırken denize yakın bir masa istediğimde "benim için ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını" söyleyen ve gittiğimizde "daha iyisi olamazdı" dedirten bir masayı bizlere ayırmış olan House Cafe Ortaköy'deydik. Ailecek bayıldığımız bu mekanda bu kez eski dostlarla harika bir keyif gecesi yaptık. 

Fotoğraf makinem yanımda değildi, o yüzden masadaki akıllı telefonlarla idare ettik o geceden anlar yakalamak için. Aşağıdaki ilk fotoğraf oturduğumuz yerden çektiğim Instagram fotoğraflarımdan biri. Yoksa siz hâlâ  beni Instagram'da takip etmiyor musunuz? Alıştım artık, beklerim, ona göre..:) Tabi ki @imgeleme olarak oradayım!


Yerimizi ve bizi ve birazcık da yemekleri görebileceğiniz aşağıdaki kolaj üzerinden devam edeyim. Önce 20.30 gibi masamıza oturup bir şişe buz gibi beyaz şarabımızı söyledik. Daha sonra hava kararmadan önce fotoğraf faslı için bir dakikamızı ayırıp siparişlere devam ettik.:) Başlangıç olarak asma yaprağında hellim ızgara, misket köfteler ve House Cafe'nin ufak bir aksaklık özrü olarak ikram ettiği bruschetta'larımızla geceye başladık. Daha sonra kırmızı şaraba geçtik ve onlarla birlikte herkes kendi keyfine göre ana yemeğini seçti. Herkes de seçiminden son derece memnun kaldı. Masada pizza, hamburger, ördekli risotto ve patates salatalı külbastı gibi her telden yemek mevcuttu ve biz biraz açtık sanırım! :) Son olarak Müge kapanışı tatlı ile yaparken İso'cumla ben birer kadeh daha şarap aldık ve Recep de bir adet Hoegaarden bira söyledi. Biranın albenisiz bir su bardağında gelmesi dışında House Cafe'deki her şey her zaman ve her şubesinde olduğu gibi harikaydı.  


Ama en harika olanı eski ve her daim dostlarla yapılan uzun ve sıcak sohbetimizdi. Her şeyin fazlasıyla gelip geçici, yüzeysel ve güvenilmez olduğu bugünün dünyasında kendimi şanslı hissetmemi sağlayan güzelliklerden biriydi. O kadar tadı damağımızda kaldı ki geceyi burada bitirmek istemeyip Ortaköy'de sahildeki bira evlerinden birinin terasına attık kendimizi. Afrika sıcakları geldi, denilen bir hafta sonunda püfür püfür esen Boğaz manzaralı bir teras da kapanış ve sohbete devam edebilmek adına güzel bir seçim oldu. Orada da Bomonti'lerimizi içtikten sonra (ki One Love Festival'da yapılan saçmalıktan dolayı kendi çapımda bir "inadına Efes!" hareketi başlatmıştım ama orası Bomonti bira evi olduğundan hareketim sekteye uğradı!) en kısa zamanda yeniden bir araya gelme sözü vererek geceyi bitirdik. 

Bu yazıyı Marcel Proust'un sözleriyle kapatayım o zaman, bence yakışır..


"Bizi mutlu eden insanlara karşı minnettar olalım; onlar ruhlarımızın çiçek açmasını sağlayan büyüleyici bahçıvanlardır."

Harika bir hafta olsun hepimiz için!

9 yorum:

Epicurious dedi ki...

İmge Merhaba,

Ben bu House Cafe'yi çok severim. Hatta bence İstanbu'un en güzel House Cafesi Ortaköy'deki diye düşünürüm. Bir defasında, bir yaz akşamı, saatlerce oturup, aşk meşk üzerine bir sohbet beraberinde burada 3 kişi 4 şişe blush içmişliğimiz var. Hesabı istediğimizde restoran yöneticisi 3'ümüze de birer de alka seltzer getirmişti. Hala gülümseyerek andığımız bir akşamdı. Afiyet olsun :)

Imge dedi ki...

Epicurious,

Alka Seltzer ikramı harikaymış, helal olsun diyorum!! :))

Ve kesinlikle sana katılıyorum, bence de House Cafe'lerin en güzeli Ortaköy'deki.. Ekim'e kadar bol bol tadını çıkarmalı..:)

Sevgiler..

Adsız dedi ki...

Canım benim diline, kalemine sağlık, ne güzel yazmışsın. Biz de çok keyif aldık. Sizinle her buluşmamız harika geçiyor zaten. En kısa zamanda tekrarlamak dileğiyle, sevgiler. :)

Müge dedi ki...

Canım benim diline, kalemine sağlık, ne güzel yazmışsın. Biz de çok keyif aldık. Sizinle her buluşmamız harika geçiyor zaten. En kısa zamanda tekrarlamak dileğiyle, sevgiler. :)

Handan dedi ki...

''inadına efes'' kısmını anlamadım, yani insanlar efes içmezken , sen efes içme eylemi mi yapacaksın imge?


ha bu arada mühim not; bomonti efes'in zaten, eski tekel birasına bir selam çakma babında çıkardığı ''glikozsuz'' tek birası.

inadına efes içme eylemi yapmak istediysen bomonti içerek zaten yapmışsın, her iki şekilde de sadece gözünden kaçmış bomonti nin de efesin birası olduğu.

ahahahah komik olan hause cafenin tuvaletine girip çıktıktan sonra bebeke doğru yol almam benim de cumartesi günü, ne tesadüf ama teğet geçmişiz

Imge dedi ki...

Mügoş,

Öpüyorum canım..:)) Sevgiler.

Handan,

Bu kadar dikkatli okurlarımın olduğunu görmek süper! :)

Aslında tek kişilik dev hareketimin (!) tek amacı One Love Festival'de "Efes" adının ve satışının kaldırılmış olmasına sinirlendiğime dikkat çekmekti. O yüzden de eylem planı olarak Efes markalarından birini değil adıyla, sanıyla, logosuyla Efes'i görerek içmek istemiştim. Yani daha ciddiye alınabilecek hareketlere her zaman varım ama bu tamamen benim duygusal tepkim benim kararım! :)

Ayrıca karşılaşsak da güzel olurmuş bak..:)

Sevgiler..

Handan dedi ki...

yahu dikkate gerek yok:))) tam da anlayamadım zaten ne istediğini, efes kendisi aldı bu kararı, son anda, işletmeler ruhsatlarını kullandırmadı!! gelen esrarengiz telefonlarla son dakikalarda ( kaynak bir takım radikal gaz. yazarları )

yani festival düzenleyenler de efes te bu işte yeterince inisiyatif alamadılar imge, hemen iktidar yakını pozisyon aldılar, kanımca efes içip destek vermek iktidara destek vermek gibi bir şey

Imge dedi ki...

Oooğğğ yoooğğğ!! Dediğin gibi olduysa gerçekten absürt bir hareket başlatmışım demek ki! Her işte bir hayır var, iyi ki tek kişilik bir hareketmiş diyelim o zaman..:))

Bu arada şaka bir yana durum buysa yuh olsun o kampüsteki işletmelere de Efes'e de. Millet #özgürlüğünesahipçık #festivalinesahipçık diye hop oturup hop kalkarken (ki bu da iki günlük bir tepki diğer her şeyde olduğu gibi) bunlar hep birlikte bir lafla sahip oldukları haktan vazgeçiyorlarsa gerçekten yuh!

Handan dedi ki...

:))))) bugünlerde dalga geçenler ya da ayhhh içerde içmedik ama dışarda içtik eki eki eki diyenlerle birlikte hep beraber bir festivali teslim etmiş olduk.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21007209.asp

köşenin son cümlesine dikkat.