Deli Aşk

Peride Celal ile ilk tanışma. Ve tanıştığına memnun olma. 1916 doğumlu bu Cumhuriyet kadınının 2002'de yazmış olduğu bu nefis romanda üç ana karakter bulunuyor. Dikkat: romanı anlatmaya başlıyorum! Annesini çok küçük yaşta kaybeden, başka bir kadınla evlendiği için de babasını hiç affetmeyen, yaşamının yarısını İstanbul yarısını Paris'te (ki giderek artar orada geçirdiği zaman) geçiren Elif'i ana karakterlerin en önemlisi olarak düşünebiliriz. Çünkü içindeki deli aşk ile mücadele ederken ruhen inanılmaz şekilde yıpranan, yorulan, gel-gitler yaşayan ve çıkmaza giren karakter o. Çevreye ve ülkesinde olup bitenlere duyarlı, ama bu konuda bir şey yapamamak canını sıktığı için Paris'e kaçmaktan hoşlanan, orada kendini sanata, kitaplarına ve çok yakın olduğu iki-üç insanla ve çoğu zaman da yalnız geçirdiği yaşamına adayan, süsten püsten hoşlanmayan, doğal, yapmacık hayata uyum gösteremediği için bencil ya da hafif kaçık görünen, ama benim pek empati kurduğum bir karakter oldu Elif. Elbette empati kurduğum her karakter gibi pek de hayırlı şeyler yaşamadı ama olsun! (Hatunun arızası makbuldür, değil mi? :) #yalandünya)   


Elif'in İstanbul'da yaşayan kocası Cem'den bahsedelim biraz da. O da eski solcu geçinenlerden, yeni yanar dönerlerden bir gazeteci. Şaşalı yaşamdan, gösterişten, kadınlardan, markalı giysilerden, paranın satın alabileceği her şeyden hoşlanan bir adam. Derinliği sıfır ama yaşına rağmen dış görünüşü halen çok iyi. Onun derdi de derinliği falan değil zaten. Bir şekilde şu deli karısını ikna edebilse de babasından miras kalan konağı müteahhite verip upuzun apartmanlardan diktirebilseler o arsaya ondan kralı olmayacak ama nerede? Elif, kendisine bu kadar zıt karakterdeki bir adama aşık işte. Hem de yıllardır evli olmalarına rağmen, her an ortaya çıkan karakter defolarına rağmen deliler gibi aşık. Zaten bu mutsuz aşktan dolayı daha fazla mutsuz olmamak için atıyor kendini Paris'teki çatı katı dairesine sık sık. Aslında laf aramızda Cem'in de etrafındaki onca kadına ve parıltılı yaşama karşın kendi çapında Elif'e deliler gibi aşık olduğunu görüyoruz (ama iki aşk arasında epey yorum farkı var!). 

Üçüncü ana karakter ise Elif'in Paris günlerinin çoğunu birlikte geçirdiği Kristof. Kendisinden çok genç olan bu yalansız, dolansız, içten çocuk bir zamanlar babasının yanında da çalışmış. Zaten Elif'le oradan tanışıyorlar. Benzer sanat zevklerini paylaşıp, Paris sokaklarında yürüyüşlere çıkıp, gösterişsiz yerel kafelerde  sohbet eşliğinde şaraplarının ve konyaklarının tadını çıkarıyorlar. Kristof, Budist olmak amacıyla üç aylık Tibet yolculuğuna çıkana kadar Elif'in hayattaki en önemli dayanak noktası olmaya devam ediyor. Dayanak noktasından uzaklaşan Elif, ayakta durmaya devam edebilecek mi dersiniz?

Elif'in aşk algısı benim aşk algılamama yabancı olsa da ben çok sevdim Deli Aşk'ı!

Benim için aşk tam da Jülide Sevim'in Tırtıllara Özgürlük kitabında tanımlandığı gibi bir şey:

...Yanından daha yeni ayrılmışken özlemek,
Huzuru, umudu, sevinci paylaşmak,
Yaşanacak günlerin güzelliğine inanmak,
Onun gelişmesine izin vermek, onu desteklemek,
O gelişirken kişisel gelişimini sürdürmek,
Bedenine dokunmayı istemek,
Bazen şefkatle bazen de tutkuyla öpmek o vücudu...



2 yorum:

Adsız dedi ki...

belgin yanında olmasa bile insan hissedebilir

Philip Evis dedi ki...

Bu Aso tasarruf ve kredi kredi sirketidir. kisisel is için bir kredi gerekiyor, ya da tüm temizlemek için kredi ihtiyaciniz varsa
Daha fazla bilgi için evisloanfirm@gmail.com: fatura lütfen bizim bizim burada e-posta ile temasa geçin. Bilginiz için, firmamiz
Eger ilgileniyorsaniz lütfen bize geri almak hemen kredi ile halletmek için,% 2 faiz oraniyla kredi vermek
2z
Onay belgesine aktarmak.
Dolgu ve dönüs
(1) Tam adi: ………………..
(2) Kredi Tutari: ……………
(3) Kredi Süre: …………..
(4) Cinsiyet: …………………….
(5) Cinsiyet: ……………
(6) Ülke:
(7) Ev adresi: ………
(8) E-posta adresi:
(9) Telefon numarasi: ………..
Bay Evis Philip