Universal Studios

Los Angeles'a gelme nedenimdi diyebilirim.Tamam, abartmış olabilirim, THY'nin direkt uçuşu var diye Los Angeles'a geldiğimizi söylemiştim ilk yazıda, değil mi? :) Ama şaka bir yana burası şehirdeki en merak ettiğim yerdi doğrusu. Tahmin edeceğiniz üzere Los Angeles'ta birçok stüdyo var: Paramount Pictures, Warner Bros ve adını duyduğumuz duymadığımız bir sürü stüdyo gezilebiliyor. Ama bunlar arasında en büyüğü ve en ilgi çekici olanı elbette Universal Studios


Buraya girişlerde sıra bekleyeceğinizi, arada karnınızın acıkacağını, o günün etkinliklerinden izlemek isteyecekleriniz olacağını düşünerek en az 5-6 saat ayırabilirsiniz. Günün etkinliklerini girişte size verdikleri haritalı broşürlerde ya da böyle panolarda görebilirsiniz. 


Biletlerinizi gitmeden önce Internet üzerinden almanızı öneririm. Gideceğiniz günün park saatlerini  de yine web sayfalarından kontrol edin. Bilet fiyatları 84 $. Eğer hiçbir yerde sıra beklemek istemiyorum diyorsanız Front of Line Pass alabilirsiniz (139 $). Biz almadık, ama hafta sonu değil hafta arası gittiğimiz için sıra konusunda eziyet çekmedik. Hatta Transformers'a ikinci kez binecek kadar şanslıydık. :) Ama hafta sonları feci kalabalık oluyormuş, aklınızda olsun. Biletler Internet'te de gişede de aynı fiyat ama online alırsanız bilet alma sırasından kurtuluyorsunuz. Malum burada her şey sırayla. :) Bir de unutmayın: Internet üzerinden iyi fırsatlar yakalayabilirsiniz. Örneğin, San Diego'daki Seaworld'ün sayfasına bakarken Seaworld ve Universal Studios biletlerini bir arada alırsak yüzde 30 gibi bir indirimimiz olacağını görmüştüm (biz Seaworld'e gitmeyi düşünmediğimiz için almadım ama fırsatları araştırmanızda, otel dergilerindeki ve havaalanlarındaki discount coupon'ları didiklemenizde yarar var).

İlk olarak şu tıngır mıngır giderek size bir sürü sahnenin, filmin çekildiği yaratılmış ortamları, efektleri anlatarak gösteren aşağıdaki açık otobüse atlayın derim. Yaklaşık bir saat sürecek bu turdan çok keyif alacaksınız. Bu sırada Jaws'ın birilerini yuttuğuna, Psycho'nun Bates Motel'den kucağında arabanın bagajına atmak üzere taşıdığı bir cesetle çıktığına, bir uçak kazası sonrası mahvolan evler ve arabalara, alev alan tankerlere, bir sel felaketine şahit olabilirsiniz. Metroda depreme yakalanıp trenlerin raydan çıkışını izleyebilirsiniz. Flintstones'un tabana kuvvet arabalarını görebilirsiniz. Yabba dabba doooo! :) Ya da Geleceğe Dönüş serisinde ve pek çok başka filmde kullanılan diğer meşhur arabalar sizleri bekliyor olacak. Bir kovboy kasabasına ya da küçük bir Meksika köyüne gidebilirsiniz. Turun en etkileyici bölümü ise herhalde King Kong 360 3-D. Artık bu kısımda tur otobüsünüz King Kong ve dinozorların insafına kalıyor, benden söylemesi.:) Peter Jackson tarafından yaratılan dünyanın en büyük 3-D deneyimini görünce diğer raylarda da sizi nelerin beklediğini az çok tahmin ediyorsunuz. 


Ve artık sırayla onları deneme zamanı. Önce Transformers'ta alıyoruz soluğu. Savaşa hazırsanız, atlayın bakalım üstü açık uzay arabalarınıza. Biraz hız yapacağız ama savaşçı ruhlar bundan korkmaz sanırım, değil mi? ;) İnanılmaz bir deneyimdi gerçekten. Revenge of the Mummy, fiziksel anlamda seni alt üst etmesi dışında içerik ve hikaye anlamında hiç başarılı bulmadığım tek attraksiyondu. Bir Shrek masalı izledik, pek tatlıydı. Jurassic Park'ta dinozorların arasından sulara düştük. Korku Tüneli'nde size dokunmayan, sizin de dokunmamanız tembihlenen ürkünç oyuncularla karanlıkta karşılıklı bağrıştık. :) Falan filan...


The Simpsons Ride eksik kaldı, çünkü iki gidişimizde de çok uzun bir sıra vardı önünde - ki bir arkadaşımdan sonradan duyduğuma göre o da çok güzelmiş. Bir de o gün Waterworld diye 20 dakikalık bir aksiyon şovu vardı. Yahu yaktınız anladık, yıktınız anladık, alevlerin arasından sürat motoruyla geçtiniz, halatlarla oradan oraya atladınız falan tamam. Ama gösteri havuzuna  uçak düşürmek nedir, yuh artık?!

  
Neyse, biz mesajı aldık sevgili okur. Kısaca şöyle diyorlar: "Biz aştık. Koptuk. Uçtuk. Gittik, dönüyoruz. Ya da dönmüyoruz ya, gideriz artık gidebildiğimiz yere kadar, sınır da neymiş, peh!" Biz de her zamanki gibi "Helal olsun, adamlar yapmış" diye bakıp iç çekiyoruz.

Büyük beklentiyle gidip, hayal kırıklığı yaşamadığım, hatta gerçekten etkilendiğim, harika bir deneyimdi bu. 10 numara 5 yıldız, yolunuz oralara düşerse kesinlikle görmeniz önerilir. Çıkışta da hemen yanındaki City Walk'ta yemek ve alışveriş molası verebilirsiniz.

Otele gidince bavulları toplamayı unutmayın, çünkü ertesi gün erkenden havaalanına gidiyoruz. Melekler Şehri'nden ayrılıp Günah Şehri'ne gitme zamanı. Bekle bizi Las Vegas! :)


3 yorum:

Selim dedi ki...

İmgecim o kadar güzel anlatmışsın ki, tüm sahneler gözümün önünde canlandı bir kez daha! :)
Nisan planım için de motivasyonumu katlamış oldun, eksik olma :)

Imge dedi ki...

Selim,

Ne?? Nisan mı? Acilen para biriktirmem gerek o zaman! Motivasyon karşılığı masraflara ortak olmam gerekiyordu değil mi? ;)

Ay az kalmış, ne güzel. :) Senin adına şimdiden heyecanlanmaktayım! Geçen seferkinden de güzel bir tur olsun..

Sevgiler..

Selim dedi ki...

İşte en sevdiğim arkadaş modeli: Benim imalarıma gerek kalmadan mesajı hemen alan! :) Hemen biriktirmeye başlayın lütfen!
Çok teşekkürler İmgecim, umarım keyifli olur...