Haftanın Filmleri: The Revenant, The Intern & 45 Years

Evet, sezonun nefis filmlerini hız kesmeden izlemeye devam ediyoruz. İlk olarak merakla beklediğimiz, beklediğimize de değen ve sanırım sonunda Leonardo'ya da Oscar'ı getirecek olan The Revenant, yani Türkçe adıyla Diriliş filminden söz edeyim. Inarritu'nun neredeyse tüm filmlerini izlemiş bir hayranı olarak bu filmine de bayıldım diyebilirim. Çok etkileyici sahneler, çok vahşi kareler barındıran gerçek bir yaşam hikayesinden esinlenilerek çekilmiş güzel bir film. Mutlaka izlemelisiniz. 

Konusu kısaca şöyle: 1800lü yıllarda kürkleri için hayvan avlayan bir  kurumun avcı ve tuzakçılarından Hugh Glass'ın (Leonardo diCaprio) ava giderken avlanması ve sonra intikam odaklı bir hayatta kalma hikayesi anlatılıyor. Hayatta kalmak için mücadele verdiği yerin Yellowstone ormanlarının ortası, mevsimin kara kış olduğunu belirtip bir de Kızılderililer gibi avlanan başka grupların da ormanda kol gezdiğini söylersek hayatın Glass için pek de kolay olmayacağını çok daha iyi anlarsınız. Üstelik bir de ayı saldırısından gazi olarak kurtulmuş halde bu ortamlarda garibim. Siz de onunla birlikte tüm o sıkıntıyı çekiyorsunuz, işte o kadar güzel aktarılmış hikaye. ;) İzleyin, seveceksiniz. 

İkinci olarak önereceğim film ise The Intern, yani Stajyer. Robert de Niro ve Anne Hathaway baş rollerde, ki bu bile izlemek için yeterli bir neden bana göre. Az beklentiyle , çok ön yargıyla izledim gerçi, kesin Robertcığımın emeklilik filmidir ve Amerikan klişeleriyle doludur, diye. Ama yanılmışım. Filmi çok sevdim. Yani elbette "Amerikan işi", ama gözüme batacak kadar değildi bu kez. 

Genç bir kadın girişimci, işkolik bir anne olan Jules'un (Anne Hathaway) şirketine, bir nevi sosyal sorumluluk projesi olarak 65 yaş üstü stajyerler alınmasına karar verilir. Başvuranlardan biri de eşini kaybetmiş, emekli bir erkek olan Ben'dir (Robert de Niro) ve işe alınır. Jules, böylesine yenilikçi ve rahat bir firmadaki işine bile hâlâ takım elbise, kravat, eski tip evrak çantası, ajanda ve hesap makinesi gibi çoktan modası geçmiş bir iş adamı tadında gelen Ben'i önceleri pek sallamaz. Ama zamanla Ben, genç patronunun dikkatini çekebilmeyi ve hatta onunla arkadaşlık edebilmeyi başarır. Yani ne diyoruz o zaman: "Tecrübe asla eskimez." Robert de Niro da asla eskimez. O yüzden bulduğunuz her yerde tadını çıkarın kendisinin. ;)

Son olarak sırada 45 Yıl filmi var. Evliliklerinin 45. yılını büyük bir partiyle kutlayacak olan Kate ve Geoff çiftinin İngiltere kırsalındaki şirin evlerindeyiz. Doğayla baş başa yaşayan güzel yaş almış bir çift, koca bir kütüphanenin olduğu salon, köpekle birlikte sabah yürüyüşleri, akşam bir kadeh şarap eşliğinde yemekler, coşup romantik bir müzikle dans etmeler falan... Kısaca hayalimdeki 75+ yaşam! Film böyle başlamışken "Ay İso, ne güzel.. Darısı başımıza," dediğimde İsocum "Dur bakalım, hemen darısı başımıza deme, bunların bu huzurlu hali pek kalıcı değil sanki," dedi ve film başladı sevgili okur. ;) 

Adamın neredeyse 50 yıl önceki sevgilisinin bir dağ tırmanışı sırasında kaybolan cesedinin buzulların arasından bozulmadan çıkarılmasının ve haberinin bu huzurlu eve ulaşmasının ardından evde uykular kaçmaya başladı haliyle. Çözülmemiş cesetle birlikte bu güne kadar çözülmemiş, hatta gün yüzüne çıkmamış sorunlar ve duygular da ortaya çıkıyor. Tam da 45. yıl partisi yaklaşırken her iki taraf için de büyük travmalar yaşanıyor ve ilişki hırpalanıyor. Charlotte Rampling ve Tom Courtenay'in oyunculukları nefis. Duygusal hesaplaşmaları tiyatro tadında. Durağan, ama güzel bir film bana göre. Ve evet bittiğinde İsocum'a şunu sordum: "Bana bak, yirmi yıl önce bir dağ tırmanışı sırasında kaybolan bir sevgilin falan olmadı, değil mi? Varsa şimdi şöyle, 38 yaşımda bunu kaldırabilirim ama bir yirmi sene sonra asla!"  ;)

İyi seyirler!

2 yorum:

Eren O. dedi ki...

45 yıl tam bana göreymiş:) ben de size benzer 2 film tavsiye edeyim o zaman izlemediyseniz.. biri "le weekend" orta yaşı geçmiş bir çiftin Paris'te romantizm arayışı.. çok hoşuma gitmişti.. diğeri aslında daha az hoşuma giden ama "geçmişten çıkıp gelen aşk" konusuna daha uyan "The Age of Adeline".. umarım beğenirsiniz, sevgiler:)

Imge dedi ki...

Çok teşekkürler Eren O. Not ediyorum filmleri, en kısa zamanda izleyeceğim.
Sevgiler.