Kaş'ta Caretta Caretta'ları İnsandan Koruyalım

En son üç gün önce ve dün Kaş’ta yaşanan ve çok yanlış bir uygulama olduğunu düşündüğüm bir durumdan bahsedeceğim bugün size. Son dönemlerde Caretta Caretta’ların saldırganlaştığı söylentileri arttı burada. Oysa Kaş’ı burada ev alıp yerleşecek kadar seven bizler için Kaş’ı sevme nedenlerimizden biriydi onlarla yüzmek. O yüzden de bu söylentilere, “yine Caretta Caretta birini ısırdı” ya da “Küçükçakıl Derya Beach’te cankurtaranlar kaplumbağa görünce dışarı çıkarıyor insanları” sözlerine kulak tıkadık. Biz de genelde Küçükçakıl’da yüzdüğümüz ve keyifle kaplumbağa arayışına çıktığımız için ciddi bir durumla karşılaşmadığımızı söyleyebilirim. Ara sıra bir iki çığlık, panik olarak kaçan insanlar, kendi halinde yüzen kaplumbağalar. İşin özeti bana göre.

Ancak dün -07/08/2016- bir kadın çığlık çığlığa dışarı çıkarıldığında bacağında iki kocaman kan oturma izini görünce hayvanın saldırganlaşabileceğini anladık. Öncesinde anlatılan hikayede ise her zamanki gibi başka bir çocuğun hayvana tekme atmış olması vardı! Kaplumbağa saldırıya uğramış ve kendini savunmak için en yakınındaki insana –zavallı kadıncağız kurban oldu bu durumda- saldırmıştı. Ki bunun çok normal bir şey olduğunu doğada insan dahil her canlı için söyleyebiliriz herhalde! Ama çözüm olarak ne yapıldı: deniz boşaltıldı ve arama ekipleri kaplumbağayı buldu ve yaka paça denizden çıkarıp bir kurtarma botu tarzı bir şeyle kim bilir nereye götürdüler.

Dünyanın en profesyonel ekibi olabilirler, rehabilite etmeye götürmüş ve yeniden doğaya bırakacak olabilirler, hayvana hiç zarar vermemiş olabilirler. En iyi ihtimalleri bile düşündüğümde bile hâlâ içimden “Ne hakla! Ne hakla!” diye isyan ediyorum. Evinde saldırıya uğrayan, ama buna rağmen evinden edilen nasıl o kaplumbağa olabilir? Daha bir gün önce dört tanesini izlemişken, dünyanın en barışçıl ve yumuşak huylu hayvanıyken neden insanlar değil de o rehabilite ediliyor? Hele bir de binbir zorlukla yaşamlarını ve türlerinin devamını sürdürme mücadelesi verirlerken bir insan tekmesiyle doğasını değiştirme lüksümüz var mı? Oradan kaplumbağaları değil insanları çıkarmak gerekmez mi? Ya da insanları bilgilendirmek ve doğaya uyumlu hale getirmek?

Bunun için yapılması gereken ve Kaş gibi medeni bir yerde bile nasıl hâlâ yapılmamış olduğuna inanamadığım şeyler var:

*  Plajların tamamında buradaki caretta caretta’lar ile ilgili bilgilendirme panoları olmalı. Bu denizlerde onların da yaşadığını, fiziksel özelliklerini anlatan ve doğal yaşamdaki önemlerini vurgulayan yazılar, görseller olmalı.  (Dolayısıyla “ay ben denizde böyle kocaman bir şey olduğunu bilmiyordum, korktum tekme attım kafasına!” gibi abuk subuk durumlar önlenmiş, korkabilecek insanlar bilgilendirilmiş olur.)

*  Kaş’ın dalış ve şnorkel cenneti olduğundan her yerde bahsediliyor. Hem dalış turlarının broşürlerinde, hem de plaj girişlerinde mutlaka uyarılar olmalı. Kaplumbağalara ne yapılmaması gerektiği gibi. Örneğin: “asla yiyecek vermeyin”, “sakın üstlerinden yüzmeyin ya da kovalamayın”, “sakın dokunmayın, kabuğuna vurmayın”, vs vs.

Bunlar dışında bu türlerin el birliğiyle korunması ve sevdirilmesi için de çalışmalar yapılmalı. Her türlü bilgilendirme panosunda bu hayvanların denizde süzülüşünü izlemenin nasıl huzur verdiği, çok korkmadığı sürece asla insana saldırmadığı, çok yumuşak huylu bir hayvan olduğu anlatılmalı. Çocuklardan yetişkinlere burada yaşayan ve buraya gelen herkese denizlerde ev sahibinin onlar, bizlerin misafir olduğu ve bir misafir olarak ev sahibine saygı göstermemiz gerektiği anlatılmalı.

Yaşanan durumlarda insanın suçu ve sorumluluğu doğru aktarılmalı, “ya ben keyifle beach’te yüzüp mojito’mu içmek istiyorum, şu ısıran hayvanları çıkarın buradan” şımarıklığı hakkı insana verilmemeli. Hayvan doğasını yaşıyor, eğitilen ve rehabilite edilen insan olmalı. Bir köpekbalığı sörfçüye saldırdı diye rehabilitasyona gönderiliyor mu da bu kadar yumuşak bir hayvan saldırı karşısında kendini savunmak için insanı ısırdığında yerinden ediliyor? Ne hakla! Sörfçü köpekbalığı olduğunu bilerek o denize giriyor, hiçbir zarar vermese bile hayvana, kazalar yaşanabileceğini biliyor. Burada da insan denizde kaplumbağalar olduğunu bilerek girecek yüzmeye. Ve sadece onlara saldırırlarsa ısırılabileceklerini bilerek girecek.

(Şunu defalarca yaptık ve nasıl harika hissettirdiğini anlatamam. Bu güzelliği yaşamak varken, onları kendimize düşman etmek niye?)

Yurtdışında birçok yerde kaplumbağalarla ilgili bu tür bilgilendirme panoları bulunuyor. Özellikle Hawaii gibi onlarla dalış turlarının yoğun olduğu yerlerde bu canlıları tanımamız ve nasıl davranmamız gerektiğine dair bilgiler her yerde mevcut. Bizde de olması gerekmez mi? Başta Kaş olmak üzere kaplumbağaların olduğu her yerde. Hatta belki Dalaman, Bodrum ve Antalya havaalanlarında.

Belki bu konuda sizlerin de önerileri olabilir. Belki aklımıza yapabileceğimiz bir şeyler gelir. Bilgilendirme kampanyaları başlatırız. Sadece kendi çevremizi bile doğru bilgilendirerek işe başlayabiliriz en azından. Lütfen aklınıza gelenleri benimle paylaşın. Bu yazıyı da paylaşırsanız sevinirim. Böylelikle daha çok insandan öneri alabilir, fikir duyabiliriz. Olay anından beri kendime gelemiyorum doğaya yapılan bu saygısızlık karşısında. 

Ben elimden geleni yapacağım bu konuda. Şimdilik WWF ile temasa geçtim. Kaş'taki ekipleriyle konuyu paylaşacaklar ve benimle yeniden iletişim kuracaklar. Yarın da kaplumbağanın nereye götürüldüğünü öğreneceğim Küçükçakıl'daki plaj işletmelerinden. Ve Kaş Çevre Platformu'yla da görüşeceğim bu konuyu. O sırada çevre konusunda duyarlı Melis Alphan gibi yazarlarla da bunu paylaşmak istiyorum. Belki bir şey çıkar. O yüzden sizden de bu konuda destek istiyorum. 

Doğa ile uyumlu olmayı öğrenmek, insanoğlu için bir tercih değil bir gereklilik sonuçta. Bunu ne bizler ne de başka canlılar zor yoldan öğrenmesin dilerim. 

13 yorum:

Eren O. dedi ki...

Çok korkunç gerçekten. Harikasınız, elinize sağlık, belediyeye yazmak da işe yarayabilir, paylaşıyorum ben de... inşallah bu konuda güzel gelişmeler olur, haberlerinizi bekliyoruz...

Melike Kutlay Cengiz dedi ki...

Caretta carettalar bizlerin denize attığı poşetleri deniz anası sanarak yiyip boğuluyorlamış. Rehabilitasyon merkezinde bir tabelada yazılıydı, okuyunca kahroldum üzüntüden. Girişimini tebrik ederim, umarım başarılı olur. Yürekten destekliyorum.

sezer eser perker dedi ki...

Sonuna kadar haklısınız. Asıl o hayvancağızlar ev sahibi orada:(
Üstelik soyları da tükenme tehlikesindeyken yapılan bu uygulama -ve yapılmayan uygulamalar- dehşet verici. Ben de elimden geldiği kadarıyla paylaşacağım yazınızı. Gidişattan haber verirsiniz değil mi?

Imge dedi ki...

Eren O.,

Belediye, buradaki Kaş'la ilgili platformlar ve Bimer var sırada. WWF ne kadar ilgilenecek çok emin değilim. Sahildeki plajlar bile buranın yerlisi olarak hayvanın nereye götürüldüğünü bilmeyecek kadar ilgisizler. Kaputaş'a bırakmışlardır diyen bile var! Ama buradaki esnaf bilinçli ve kaplumbağaların hepsinin çok ciddi biçimde takip edildiğini ve onun da illa ki Fethiye'deki rehabilitasyon merkezine gitmiş olduğunu söylüyorlar bana. Gelişmeleri haberdar edeceğim tabi. Bir gelişme olursa. :(

Melike Kutlay Cengiz,

Başına iple kaya parçası bağlanıp boğulmaya bırakılan kaplumbağa da bizim sahillerimizde çıkmıştı biliyorsun. Üzüntüden kahrolacak o kadar çok şey duyuyoruz ki her hayvanla ilgili. Üzülmeye yorulduk artık.. Ciddi bir bilinçlendirme çalışması gerek doğanın tamamıyla ilgili. Kazdağları'nda piknik ateşinden dolayı yangın ne demek mesela ya?! O oksijen deposunu gözün gibi koruman gerekirken piknik ne demek? Çıldırıyorum böyle haberlerde. Umarım gelişmeler olur ve sizlere güzel haberler veririm.

Sezer Eser Perker,

İlgilenebilecek herkesle paylaşıyorum yaşananları. Umarım güzel gelişmeler olur ve sizlere güzel haberler veririm. Düşündükçe üzülüyorum hala ya. :(

Hepinize sevgiler.

Canss dedi ki...

Ben kaş'ta yaşayan bir Istanbullu olarak yazdıklarınıza ve önerinize sonuna kadar katılıyorum.Ayrıca duyarlılığınıza ve çabanıza çok teşekkürler. Acilen panolar yazılmalı,insanlar uyarılmalı ve canları istediği gibi davranamıyacaklarını bilmeliler masum hayvanlara.Hemen paylaşıyorum ayrıca.

İzler ve Yansımalar dedi ki...

Doğanın içinde, hemen her türlü canlı son derece uyum içinde yaşayabiliyor da, bir tek şu insan denen varlık bu uyumu sağlayamıyor. Oysa onu hayvanlardan sözüm ona üstün kılan nice özellikleri varken!. Bu üzücü olaya karşı gösterdiğin duyarlılığa ve alınması gereken tedbirlere yönelik verdiğin önerilere katılıyorum İmge'cim.

Bir de bu kurallara uyum sağlamayanlar cezalandırılmalı. Para cezası, o ortamdan, plajdan vs. uzaklaştırma 'men edilme' cezası gibi!.

Ne, doğaya, ne de üzerinde yaşayan canlılara; kendi cinsi dahil, hiç bir saygısı olmayan insanlara karşı gereken dersler verilmelidir!. yoksa bu insanlar o şımarıklıklarına ve aymazlıklarına devam edecekler!. üstelik masum olan başka insanları da mağdur edeceklerdir. Herkes tepkisini göstermeli!.

İzler ve Yansımalar dedi ki...

Bu arada az önce yandaki gadget'ta yer alan;
#KaşBöyleGüzel change.org kampanyası başarıyla sonuçlanmış.
Danıştay, Kaş’ın yeni Çevre Düzeni Planı’nın yürütmesini durdurmuş!

https://www.change.org/p/ka%C5%9F-%C4%B1-betona-teslim-etmeyin-ka%C5%9Fb%C3%B6yleg%C3%BCzel/u/17542160

Biz birlik olursak sorunların üstesinden gelebiliriz. Kaş'ta CARETTE CARETTA'LARA karşı da başlatılan kampanya da ses getirecektir eminim.

Tekrar teşekkürler İmge'cim..Sevgilerimle..

Imge dedi ki...

canss,

Cansile Hanım çok teşekkürler ilginiz ve duyurma çabalarınız için. Umarım bir gelişme kaydedebiliriz ve hepimiz için yararlı bir adım atabiliriz birlikte. Sevgilerimle.

Esincim,

Evet, ara sıra güzel gelişmeler de olmuyor değil. Nasıl sevindim anlatamam o kampanyanın olumlu sonuçlanmasına. Darısı havaalanı saçmalığının başına! Zaten nispeten korunabilen üç beş yerden biri burası, bu kadar kolay heba etmemeliyiz zenginliklerimizi.

Caretta carettalar konusunda da ben de senin gibi düşünüyorum. Teknelerde ve plajlarda hayvanları elle besleyenlere para cezası uygulaması mutlaka olmalı. Sonuçta yaban hayvanı bu, elle beslediğinde doğasından kopup yiyecek için insana yaklaşmaya başlıyor. Tabi hayvana saldıran, kovalayan ve dokunanlara da ceza olmalı. İnsanlığımızdan utandıran cezalar bunlar, ama maalesef aklı, fikri, duyguları, hisleri olmasına rağmen doğanın düzenini anlamayan tek canlı olduğu için böyle caydırıcı cezalar gerekli bence de. Ben Bilmer ve Belediye ile de iletişime geçtim. Onların yanıtlarını bekliyorum. Oralardan da ses çıkmazsa bir change.org kampanyası da ben başlatabilirim. Bir imzanızı alırım o zaman eş-dostla birlikte, ona göre. ;)

Sevgiler.

İzler ve Yansımalar dedi ki...

Her daim güç birliğine varım İmge'cim..Temennim doğamızı korumaya ve doğanın bir parçası olan insanın da bu dengenin korunması ve sürdürülebilmesinde bir sorumluluğu olduğunun bilinmesi gerektiği... ve farkındalık yaratacak olan bu bilincin oluşmasına elimizden geldiğince katkı sunabilmektir.

Kaş'ın biricik caretteları'na kim el kaldırabilirmiş öyle!.hımmmm :((
Gelişmeleri takip edeceğim.. ;)

Sevgilerimle..

Zeugma dedi ki...

O kadar haklısın ki! Konuyu neden-sonuç ilişkisi içinde gayet güzel irdelemişsin. Önerilerin son derece mantıklı ayrıca...
Bir damlacık karıncayı elinize aldığınızda bile parmağınızın ucunu ısırır, kaçmaya çabalar. Kaç deniz kaplumbağası durduk yerde kimi ısırmış da deniz canavarı muamelesi yapılıyor zavallı hayvana? Bıraksalar şehir efsaneleri uydurup infaz timi bile oluşturabilir o tarz insanlar. Yeter ki rahatları kaçmasın. Bilinçlendirilmeleri şart!
Dalyan'da yaşayan 94 yaşındaki June Haimhoff'un hikâyesini duymuş muydun?Yılmadan azmetmenin en güzel örneği. Bilinçlendirme çabaları öyle güzel işe yaramış ki insanın gözleri yaşarıyor. Kadın bu uğurda temeli atılmış koskoca bir otelin inşasını bile durdurmuş. En son gelinen nokta; yurtdışından gelen üniversiteli gençlerin Dalyan DEKAMER'de caretta carettaların bakım ve korunmasında ''gönüllü'' olarak görev almaya koşması...

Ses ne kadar büyük, ne kadar güçlüyse o kadar iyi duyulur, diyor ve seni tüm kalbimle destekliyorum İmgeciğim.
Sevgiler...

Imge dedi ki...

Zeugmacım,

Çok teşekkürler blogunda da bu konuda bir yazı paylaşarak verdiğin destek için. Bir kişi bir kişidir diye düşündüğümden bu konularda yapılan paylaşımların çok değerli olduğuna inanıyorum. June Haimhoff'u da biliyorum, nefis bir hikayesi var. İztuzu'nu kurtaran kadın bana göre. Bu arada güzel gelişmeler oluyor bilinçlendirme ve kullanılan dili düzeltme anlamında. Kısa bir özet olarak paylaşacağım az sonra. Ancak Internet üzerinden yapılan bilinçlendirme çalışmaları tek başına asla yeterli olmaz diye düşünüyorum. Bunun halka inmesi, plajlarda ve teknelerde bilgi panolarına ve uygunsuz hareketlere ceza uygulamalarına dönüşmesi gerekiyor. İnsan denen "en gelişmiş canlı modelinin" anladığı dil maalesef bu. Bu kez ciddi musibetler yaşamadan nasihatla kurtarırız umarım.

Sevgilerimle.

begum c. dedi ki...

Caretta caretta'ların saldırganlaşması öğrenilmiş bir davranış. Doğalarında yok. Kaş'ta liman ve çevresinde 4-5 caretta caretta yaşıyor, ve bein bildiğim kadarıyla biri saldırgan. Sebebi de daha önce insanlar tarafından saldırıya uğramış olması. Bir nevi savunma sistemi. Gerekiyorsa insanların yüzme alanları sınırlansın. Ama bu güzellikleri doğalarından evlerinden alıkoymaya hatta onları peşlerinde yüzerek taciz etmeye hakkımız yok.

Imge dedi ki...

Sevgili Begum,

O kadar haklısın ki. Bence de gerekirse insanların yüzme alanı sınırlanmalı, rehabilitasyona da insanlar gönderilmeli! Küçükçakıl'dan inanılmaz soğudum bu sene sırf bu yüzden. Özellikle Derya Beach'in kaplumbağaya köpekbalığı muamelesi yapmasını izlemeye dayanamıyorum.Kaç gündür Hidayet'in Koyu'nda dev bir kaplumbağa ile birlikte yüzüyoruz ve hayvanın umurunda bile değil insanlar. Bir an önce her yerde insanlar için bilgilendirme ve uyarı panoları, broşürleri, vs yapılmalı. Hayvan doğasını yaşıyor sonuçta, insan gibi doğadaki her canlıyı katletme derdinde değil.

Sevgilerimle.