Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler

Evet, "Kocanızı Nasıl Öldürürsünüz?" kitabının çevirmeni de benim!! Ama evlilik ve cinayet kavramlarını sürekli bir arada düşündüğümü, bu konuya özel bir ilgim olduğunu falan sanmayın sakın! Uyurken üzerime külçe gibi bir kol veya bacak düştüğünde ya da burnuma kafa atıldığında bile kocamı şefkatle (!) kendi yerine itmekten (!) başka bir şey asla aklıma gelmedi. Ama Oyun Atölyesi'ne ve özellikle de Haluk Bilginer'e karşı özel bir ilgim var. Haluk Bilginer'in yer aldığı her projeyi izlerim. Özellikle de oyunlarını asla kaçırmam.

"Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler" Oyun Atölyesi'nin 2007-2008 sezonunun yeni oyunu... 4 Ekim'de sahnelenmeye başladı, 6 Ekim akşamı da biz oradaydık. Aslında benim için bir ilk oldu, çünkü ilk kez Haluk Bilginer'in bir oyununu 8. sıradan izledim. Bana kalsa her zamanki gibi 2. ya da 3. sıradan yer bulabileceğim başka bir haftaya bilet alırdım. Ama annem buradayken onu da tiyatroya götürmek için bu seferlik böyle yapalım dedik. Daha önceki yazılarımda da bahsetmiş olabilirim. Oyun Atölyesi'nin salonu küçük ama çok rahat ve eğimi çok iyi olan bir salon. Bu yüzden arka sıralarda olsanız dahi fark etmez, keyifle izleyebilirsiniz.


Haluk Bilginer'in rol arkadaşı ise yine çok beğendiğim Vahide Gördüm'dü. Oyunla ilgili yorum yapmadan önce Vahide Gördüm'ün doğal güzelliğine de bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Yaşını bilmiyorum, ama kesinlikle güzel bir genç kız gibi göründüğünü söyleyebilirim.

Eric-Emmanuel Schmitt’in yazdığı oyunda evlilik irdeleniyor. Evlilikte kadın ve erkeğin birbirlerine karşı duydukları sevgi, nefret, tutku, bıkkınlık ve hatta öldürme isteği (!) gibi duygular masaya yatırılmış. Oyunun şöyle bir temel fikri de var: "Suç işlemek için seri katil olmaya gerek yoktur. Hele ki işin içine bir kadınla bir erkek girdiyse, üstelik evlilerse, ortada yeteri kadar suç bulmak hiç de zor değildir."ü

Her evlilikte veya uzun ilişkide farkında olarak veya olmayarak yaşanan, patlamaya hazır bir bomba haline gelene kadar içimizde bir yerlerde biriktirilen problemlerle yüzleşme vakti geldiğinde ne olur? Yüzleşme süreci ne kadar sancılı olabilir? Hatta en önemlisi yüzleşmeyi başarabilmek midir acaba? Hele bir de kadın ve erkeğin farklı yapılarını, düşünme tarzlarını, iç dünyalarını,önemsedikleri ve öncelik verdikleri şeylerin listelerini düşündüğünüzde... Diyelim ki başardık ve o düşman haline gelen en yakınımızla yüzleşiyoruz! O zaman da seçimimiz ne yönde olacak sorusu karşımıza çıkıyor. İlişkiyi bırakıp, gitmek, yok saymak, iç dünyamıza kapanarak sorunları daha da devleştirerek içimize atmak ya da öldürmek olabilir mi? Veya her şeye rağmen ilişkiyi sürekli beslemek, çaba göstermek, anlamaya çalışmak ve sahip çıkmakta mı işin sırrı? İşin sırrını bulduğumuzu ya da doğru veya yanlış bir seçim yaptığımızı düşünelim, bunu hayata geçirmek kolay olacak mı?

Bana göre, içerik açısından, oyunun acı çekme pahasına sorunlarıyla yüzleşmeyi göze alanlara umut vermesi en olumlu yönüydü. Oyunculuklar açısından ise galiba sahnede Haluk Bilginer olduğu sürece asla objektif davranamayacağım ve daha başarılı bulduğum kişi hep o olacak.

Tüm ekibin ve oyuncuların emeğine sağlık! Onların sayesinde tiyatro sezonunu harika bir oyunla açtık. :)

2 yorum:

Oğuz Kaan Çağatay Kılınç dedi ki...

yazınız için teşekkürler. bir öğrenci olarak tiyatronun kalitesinden sonra maalesef ki fiyatını araştırıyorum. ne kadara izlenebiliyor?

Imge dedi ki...

Oyun Atölyesi'nin web sayfasında gördüğüm kadarıyla geçen sezon fiyatları bu sezon da geçerli. Tam bilet 25 YTL, öğrenci ise 15 YTL.

Program ve daha detaylı bilgi almak için:

http://www.oyunatolyesi.com
Gişe tel: 0 216 345 39 39

Sevgiler.