Kitap Okuyor Muyuz?

Dün Beşiktaş Barbaros Bulvarı'ndaki Yorum Kitabevi'nin önünde çok güzel bir ayaklı pano görmüştüm. Bugün üşenmeyip resmini çekmek için yola düştüm. İstanbul'da olanlar dün gece başlayan ve bugün devam eden şiddetli rüzgarı biliyorlardır. Bugün bir de her yanı sel götürecek kadar çok yağmur yağınca panoyu kaldırmışlar. Ama aynı yazıyı kitabevinin camına yapıştırmışlar. İçler acısı durumumuzu sizlerle de paylaşmak ve Yorum Kitabevi'ne buradan da teşekkür etmek istedim.

















Evet, sizce okumaya yeterince zaman ayırıyor muyuz? Ve en son hangi kitabı bitirdiniz?

Ben kendi adıma cevaplarımı vereyim. Birinci soruya "evet" diyor ve ikinci soruya ise Artemis Yayınları'ndan çıkan Kraliçenin Soytarısı cevabını veriyorum.

Philippa Gregory'nin akıcı anlatımıyla yine kolaylıkla bitiveren bu 700 sayfadan sonra elimde olmayarak kitabı Boleyn Kızı ile karşılaştırdım ve galiba Boleyn Kızı'nı daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ama bu kitaba da haksızlık etmek istemem, çünkü gerçekten keyifle okuduğum bir roman oldu. Anne Boleyn ve Henry'nin kızları Elizabeth ile Henry'nin diğer kızı Kraliçe Mary arasında yaşanan taht mücadelesini ve o dönemin İngiliz saraylarında yaşanan entrikaları bir "muhbir soytarı"nın ağzından dinlemek isterseniz Kraliçenin Soytarısı'na buyrun! Sanırım Philippa Gregory'nin bir sonraki kitabı Elizabeth'in hüküm sürdüğü dönemdeki saray ortamında geçecek. Ne dersiniz?

6 yorum:

mehtap dedi ki...

Selam canım, bu okuda bende çok üzüldüğümü söyleyebilirim.Ben kendi kızıma aşılamak isitiyorum ama şimdiki çocuklar çok isteksiz.Bunuda görsel medyaya bağlıyorum.Çocuklarımızın kafasını boş şeylerle dolduruyorlar.Canım çalıştığım ve gözetleyemediğim için bu konuda birşey yapamıyorum.Bu konuda eğitici yayınlar olsa belki daha etkili olur.Biz yanında okuyarak örnek olmaya da çalışıyoruz ama nafile.İnşaallah ileride bu konuyu önemserler.Zorlada olmuyor.Diğer veliler de aynı şeyi söylüyorlar.sevgiler.

İmge Tan dedi ki...

Aslında kitap okuma konusundaki isteksizlik yalnızca çocuklar için değil hepimiz için geçerli artık... İlgimizi başka yönlere çeken ve zamanımızı alan o kadar çok şey var ki! Kitap okumaya zaman ayırmak için ciddi anlamda çaba harcamak gerekiyor. Çocuklar içinse anne-babalarının kitap okuduklarını görmenin kesinlikle etkili olduğuna inanıyorum.

Ongun Tan dedi ki...

Istanbulda toplu tasima kullanan herkesin cantasinda kucuk bir kitap olmali..Sadece trafikte okunsa haftada bir kitap biter. Kitap okuma zamani bulmazken bunu kesfettikten sonra oldukca fazla okuyabilir oldum. Aynı zamanda yolun nasil gectiginin, kimin kime korna caldiginin, gecirdiğiniz ölüm tehlikelerinin de farkına bile varmıyorsunuz:)

mutfakfaresi dedi ki...

Küçükken annem bana her hafta bir kitap alırdı. Klasik çocuk serisinin tümünü okudum. Peter Pan, Aya Yolculuk, Oliver Twist, David Copperfield, Gülten Dayıoğlu kitapları, Kemalettin Tuğcu kitapları (onları okumasam da olurmuş ya neyse)... Adeta yutardım. Sonra babamın kütüphanesinde Rus Edebiyatı ile tanıştım ve pek sevdim. Tolstoy, Ostrovski, Gogol, Gorki...Üniversitedeyken öğle vakitlerinde başlayıp okula gitmeyip tüm gece okuyup bitirdiğim Adı Aylin'i hatırlıyorum. İş yaşamıyla beraber benim de kitap okuma alışkanlığım körelmeye başladı. Hamilelik vs.. derken Kerem doğduktan sonra hiç okumaz oldum. Ama şunu söyleyebilirim ki bir insanın çocukken kitap okumaya başlaması çok önemli. Aslında bu konuda anne figürü çok önemli diye düşünüyorum. Kerem 11 aylık ve ona 4 tane bebek kitabı aldım. Birini parçalayıp yemeye kalktı ama olsun eli alışsın:o)

ZehirliÖrümcek dedi ki...

Valla bu blog dünyasına girdim gireli kitapları unuttum sevgili imge! Kendimize zaman ayırmıyoruz, çok kötü yapıyoruz. Tavsiye romanı da alayım bari :)

İmge Tan dedi ki...

Oncan,

Dediğin çok doğru, trafikte zaman ayrılsa bile yeter aslında, ama ya benim gibi okurken araba tutanlar ne yapacak? :) neyse, Olasılıksız'ı bitirmeni bekliyorum ona göre! :)

Mutfak Faresi,

Beni eski günlere götürdün. :)Okumayı öğrenir öğrenmez babamı her haftasonu Gezici Kitabevi diye bir kitapçıya götürürdüm. Sahibini bile hala çok net bir şekilde gözümde canlandırabiliyorum. Bonus kafalı ve gülen maviş gözleri olan bir adamdı! :) Ailemin o yaşlarda başlattığı ve kazandırdığı alışkanlığı hala devam ettirdiğim için çok mutluyum. Her zaman aynı hızda ve yoğunlukta olmasa da kitap okuma alışkanlığımı hiç kaybetmedim. Ailenin bu konuda çok önemli olduğunu düşünüyorum ve ne olduğunu anlamasa dahi şimdiden kitaplarla tanıştığı için Kerem bebeğin de ileride kendisini çok şanslı göreceğinden eminim.
Sevgiler,

Zehirli Örümcek,

Uzun bir aradan sonra kitap okumayı aklına getirdiysem ne mutlu bana! Ama madem zar zor zaman ayırıp okuyacaksın o zaman Kraliçenin Soytarısı yerine Uçurtma Avcısı'nı veya Şiraz'ın Eylülleri'ni okumanı tavsiye ediyorum. Aklında olsun! :)