Bin Muhteşem Güneş

Khaled Hosseini'nin ilk kitabı Uçurtma Avcısı'nı tüm zamanların favori kitapları listeme eklediğimi söylemiştim. O kitapla ilgili görüşlerimi merak edenler buraya lütfen... Uçurtma Avcısı'yla birlikte yazarın diğer kitabı olan "Bin Muhteşem Güneş"i de almıştım. İşte dün bu muhteşem kitaba başladım ve bugün de bitirdim.


Genellikle bir yazarın bayıldığım ilk kitabından sonraki ikinci kitabını okuduğumda nedense ona ilki kadar bayılamam! Ama bu kez öyle olmadı. Bu kitap da beni darmaduman etti, mideme yumruklar oturmasına, sinirden rengim uçarak okumama, ağlamama ve çok üzülmeme neden oldu. Her ne kadar kurgu bir kitap olsa da burada bahsedilen yaşamların son derece gerçek olması ve yaşanan olayların belki de kat kat fazlasının binlerce ailenin yaşamını alt üst etmiş olması hikayeye "n'olcak canım, kitap icabı işte" diye bakamamanızı sağlıyor.

Yine Afganistan gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiş... Değişen rejimler, önce Sovyet sonra Taliban zulmünden bunalan halk ve piyonlar gibi birbirlerine çarptırılan etnik gruplar... Ama bu kitabın en temelinde anlatılan ise Afganistan'da kadın olmak!

Düzenlerin alt üst olmasıyla liberal bir babanın, eğitim alan, erkek arkadaşları olan modern kızı Leyla ile zengin bir sinemacı olan Celil'in hizmetçiden peydahladığı(!) bir harami (!) olan ve yok saydığı kızı Meryem'in hayatlarının yobaz bir ayakkabı ustası olan Raşit'in evinde kesişen öyküsünü soluk soluğa okuyacaksınız.

On dört yaşlarında evlendirilen, kim bilir ne sebeple yedikleri dayaktan tanınamayacak hale geldikleri için kimi zaman zorla giydikleri burkalara şükreden (!), kız çocuk doğurdukları için cezalandırılan, çocuk doğuramadıkları için işkence gören, dört duvar taş evlerin içine hapsedilen, korku imparatorluğunun dipsiz kuyularına atılmış köleleri olarak yaşamlarını sürdüren ve bence bakımlı bir hayvanat bahçesindeki hayvanlardan daha şanssız olan bu kadınların öyküsünü okurken kanınızın donmaması mümkün değil!

Kitabın bir yerinde Leyla'nın Kabil'i çok seven babası Saib-i Tebrizi adlı şairin Kabil için yazdığı bir şiirden alıntı yapıyor:

"Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin,
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi..."


Leyla da Kabil aşkı açısından babasına mı çekmiş dersiniz?

Bu muhteşem kitabı kesinlikle okumalısınız...

8 yorum:

Adsız dedi ki...

bende şu an bu kitabı okuyorum düşün ki araştırma yapıyorum afganistan için gerçektende benide altüst etti

Imge dedi ki...

Hem Uçurtma Avcısı'nı hem de bu kitabı okuyup da etkilenmeyecek bir insan olamaz diye düşünüyorum.

s_rescua dedi ki...

imge merak ettiğim bu kitaptaki olaylar gerçekse ve şu anda bu olayın kahramanları nerde ve ne yapıyorlar tabi ben kitabın daha sonuna gelmedim :)

Imge dedi ki...

Bu kitaptaki olaylar gerçek değil tabi ki, ama buna benzer pek çok şey yaşanmıştır.. Kitabın sonunda karakterlerin nerede olduklarını ve ne yaptıklarını da söylemek kitabı okuyana ayıp olmaz mı dersin?

s_rescua dedi ki...

tabi öle ama olaylar bu olayları yaşayan kişi tarafından anlatılmış yazarda anlatılanlara kendi yorumunu katarak kitabı oluşturduğu kanaatindeyim.Bu bir varsayım. Bu kitap bende etki uyandıran ikinci kitaptır çünkü olayların yaşanmış olması beni etkiliyor mesala diğer kitap ise kelebek kitabı yazarı Henri Charriere di burdaki olaylar birebir gerçek ve yazarın yaşadığı olaylardı filimide çıkmıştı.. çok etkiliydi... bu arada sitenide beğendim çok harika .. bakmadan geçemiyorum:)

Imge dedi ki...

"Kelebek" babamların kütüphanesinde hep gözüme çarpardı, ama okumadım.. Bir dahaki gidişimde kaçırayım bari!:)
Sitemle ilgili yorumlarına da teşekkürler.. Her zaman beklerim.. :)

s_rescua dedi ki...

o kitabın devamı olarakta banko kitabı var aynı yazar inanırmısn filimini izlemek için gece 3 e kadar uykusuz kalmıştım ama olsun tatlı bir yorucu durum olmuştu... Babanların kütüphanesi olması ne güzel bir durum ben bu aralar kitap alamıyorum malum ekonomik kriz :)) öle nerde bi kitap denk gelirse okuyorum...:))asıl ndene gelince ne zaman yeni kitap almaya gitsem korkuyorum babam kitaplarımı yaktıktan sonra cesaret edemiyorum ne zaman elime aldıysam geri bıraktım o günü hatırladıkça ağladığım bile oluyo anlayamıyorum ... neden yaktı ... benim 6 yaşındayken okuduğum kitaplardan tutta neler neler vardı hatırlarımla birlikte onlarda kül oldu ben o külleri toplayıp kapıya gömdüm saçma ama bazen gömdüğüm yere bakıp bakıp dalıyorum..... neyse yinde kelebeği okumanı çok isterim .. çok enterasan olaylarla karşılaşacağından şüphen olmasın..

Adsız dedi ki...

cok etkileyici bir kitap :( Savasin ne kadar kotu bir olgu oldugunu anlatan bir kitap