Testosteron






Afişte gördüğünüz bu yedi erkeğin bozulan bir nikah sonrasında bir araya geldikleri bir restoranda yaşanan "erkekçe" hesaplaşmayı izlemeye hazır olun!








Bir mikrobiyolog, bir kuş bilimci, bir baterist, bir gazeteci, bir avukat, bir garson ve bir de "kart zampara" olarak tarif edebileceğimiz bir baba var sahnede... Birbirilerinden çok farklı karakterlere sahip olan bu yedi kişinin önemli bir ortak özellikleri var: ERKEK olmaları! Ve hep birlikte erkek olmanın aslında pek de kolay olmadığını yaşayarak öğrenmek durumunda kalıyorlar! Nasıl mı?

Elbette bu kadar erkeğin olduğu bir ortamda bol bol "kadın" konuşmaları yapılıyor. Hepsi de "anneleri ve eşleri hariç" diğer tüm kadınları yatağa atabilecekleri potansiyel av olarak görüyorlar! Ama sohbet ilerledikçe aslında futbolun bile kadınlar sayesinde ortaya çıktığı sonucuna varıyorlar! Dertlenince "şeker yiyen" kuş bilimcinin bu davranışı hiç de "erkekçe" görünmüyor, ama babası Stavros içki içişiyle, sert tavırlarıyla sapına kadar "erkek"! Ya da mesela telefonda eşine henüz birkaç aylık olan oğlunun gazını çıkarıp çıkarmadığını sormak hiç "erkekçe" bir davranış değil, o yüzden kesinlikle gizli yapılmalı! Çirkin kadın olmadığına, az votka olduğuna inanıyorlar! Kafa göz yarmak konusunda üstlerine yok! Bir bilim adamı olan mikrobiyolog her ne kadar boyun önemli olmadığını bilimsel örneklerle açıklasa da grup bundan tatmin olmuyor ve bir ebat yarışına giriliyor. Boyun önemli olup olmadığını bir güzel görüyorlar! :) (aşağıdaki resmi buradan aldım)







Bu oyunda bizlere dayatılan bu "erkek" imajının tek sorumlusunun "Testosteron" olduğunu öğreniyoruz. Ve bunu öğrenirken o kadar çok gülüyoruz ki çene kaslarımız ağrıyor. Sadece siyah takım elbiseli erkeklerden oluşan bir oyuncu kadrosundan bu kadar keyifli bir iş çıkacağını hiç düşünmemiştim açıkçası.

Oyuncular muhteşemler. Baba Stavros rolündeki Metin Coşkun'a bayıldım. Emre Karayel (baterist Fistach) her zamanki gibi çok başarılıydı. Kuş bilimci damat (!) Kornel'e (Fırat Tanış) bayıldım. Bu arada kendisinin ses tonunun inanılmaz derecede Haluk Bilginer'i andırdığını düşünüyorum. Garson Tytus'un (Tuna Kırlı) tavırlarına bittim. Avrupa Yakası'nın "seviyorum uleeeennnn"i Timur Acar, avukat Janis rolüyle çok başarıydı. Mikrobiyolog Robal (İnan Ural Torun) ve magazin gazetecisi Trtyn (Mert Fırat) de harika bir performans sergilediler.

Erkek dünyasının keyifli bir anlatımla sahnelendiği bu muhteşem oyunu mutlaka izleyin! Oyun Atölyesi gişesinden biletleri alabilir ve programı öğrenebilirsiniz. Tel: 0 216 345 39 39

Ankara'dakiler sıkı durun!! Testosteron, 28 ve 29 Kasım'da 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali kapsamında Şinasi Sahnesi'nde sergilenecekmiş! Biletler Mybilet'te!

İyi seyirler...

4 yorum:

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

İstanbul'a gruptan daha erken gelmek istememin sebeplerinden biri de (serde tembellik olmasa) bu oyundu bunu paylaşmak isterim senle İmgecim..Oyunun yönetmeni Kadir'in okuldan yakın arkadaşıdır biz de kaçırmadan izleriz Oyun Atölyesinin tüm oyunlarını..Kimi zaman İstanbul da kimi zaman Ankara turnelerinde ama bu sefer ki Ankara turnelerinde de (yazdığın tarihlerde de Antalya da olacağım) ve bu oyunu kaçırırsam çok üzülürüm..hele senden bu kadar övgü dolu sözler okuduktan sonra..

Imge dedi ki...

Hiç üzülme Kıymet, çünkü yeni oyun olduğu için bu sezon boyunca (ve muhtemelen gelecek sezon da) oynamaya devam edecektir. Tembel modun geçer geçmez İstanbul'a gelirsiniz izlemek için artık.. Ayrıca bu vesileyle de yönetmen Kemal Aydoğan'ın da ellerine sağlık demiş olalım buradan. :)

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

nihayet zaman geldi Ankara'dalar ve ben yarın izleyeceğim..

Imge dedi ki...

süper! hadi bakalım, iyi seyirler. izledikten sonra yorumlarını merak ediyorum, bizimle paylaşmayı unutma sakın! :)