Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Osmanlı İmparatorluğu tebası olmaktan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaya geçiş yapan Türk insanının doğu ve batı arasındaki bölünmüşlüğünü anlatan meşhur romanından uyarlanmış Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı oyunu izledik Cuma akşamı. Önceki yazımda da bahsettiğim üzere (acilen yenilenmesi gerektiğini düşündüğüm!) Kenter Tiyatrosu'ndaydık.

İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun sahnelediği çok keyifli bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Romanı okumadığım için uyarlamanın başarısı konusunda bir yorum yapamayacağım, ama sadece oyun olarak baktığımda kesinlikle beğendim diyebilirim. Usta oyuncuların canlandırdığı değişik tiplemeler, günümüzde bile hâlâ geçerliliğini koruyan bir konunun esprili bir dille anlatımı, zekice yapılmış göndermeler, kostümler ve her şeyiyle izlenmesini önerebileceğim bir oyundu. Yalnız biraz erken ara verildi galiba, çünkü oyunun ikinci yarısı ilk yarıya göre çok daha uzun sürdü. Sıkıldığımızdan değil, ama rahatsız koltuklardan ve önümüzdeki kokarcadan dolayı malesef ikinci yarının her dakikasını hissettik!












Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü adlı oyunda da şahane bir performans sergilemiş olan Atilla Şendil'i (Hayri İrdal)bu oyunda da çok başarılı buldum. Hem Seyit Lütfullah hem de Halit Ayarcı karakterini canlandıran Adnan Biricik de süperdi. Bir diğer favorim ise yurtdışında psikanaliz eğitimi alıp, ülkesinde uygulamaya koymak isteyen Dr. Ramiz (İşdar Gökseven) oldu.

Modernleşme sürecindeki aksaklıklar, içi boş ve sözde ilericilik, bir arada yaşanan heves ve uyumsuzluk o kadar güzel anlatılmış ki! Mantıksız batılılaşma çabalarının ortaya çıkardığı yozlaşmış ve çıkara dayalı ilişkiler, işini bilen (!) patronlar ve devlet adamları, bürokrasinin çarkları çok güzel karakterize edilmiş. Eminim kitabı çok daha güzeldir.

Saat ustası Nuri Efendi'den bir alıntıyla kapanışı yapalım:

"...saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır...
...bu da gösterir ki zaman ve mekan insanla mevcuttur.."

2 yorum:

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Merhaba, bu oyuna ben de geçen hafta gittim. Kitabını da mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum, son derece başarılı ve akıcı bir mizah diyebilirim

Bu arada Son Ada'yı da okudum sanıyorum benzer görüşlerimiz var benim bloguma da her zaman beklerim :)

Imge dedi ki...

Oyunu izledikten sonra kitabını da çok merak ettim zaten.. İlk fırsatta alıp, okumayı düşünüyorum.

Son Ada'ya da bayılmıştım, hatta bir süre Öneri köşemde durdu.

Bu arada blogunuz da çok güzel, ellerinize sağlık..