Güneşi Gördüm

Cuma akşamı Güneşi Gördüm filmini izlediğimizden bahsetmiştim. Şimdi de biraz filmden bahsedeyim. Hatta önce filmi izlemeden önce beğeneceğim konusunda biraz şüpheli olduğumdan da bahsedeyim. Çünkü Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği Beyaz Melek filmi ile ilgili de çok fazla övgü duymuş ve filmde rol alan onca usta tiyatro oyuncusuna rağmen hiç etkilenemeden izlemiştim. Emeğe saygı ve oyuncuları göz önüne alarak bile on üzerinden beş verebileceğim bir film olurdu. Her sahnesi "haydi bakalım hep birlikte ağlıyoruz" der gibi bir niyetle çekilmiş, her hikayede "Anadolu insanının ailesine sahip çıkması, ama büyük şehirlerde yaşayanların anne babalarını yük olarak görmeleri" vurgulanmış, fazla mesaj ve duygu sömürüsü dolu gelmişti. Hem de anneannemi kaybettikten sonra izlemiş olmama rağmen etkilenmemiştim! O yüzden bu filmde de "hepimiz kardeşiz" ve "yaşasın barış" mesajlarının biraz da göz yaşartıcı unsurlarla süslenerek "Daaan! Daaan!" diye üstümüze fırlatılacağını düşünüyordum. Ama film zevkine biraz olsun güvendiğim insanlardan da olumlu eleştiriler duyunca gitmeye karar verdik.
















Ben Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp, yönetip, oynadığı bu ikinci filmini çok beğendim. Hem de çok! Mahsun Kırmızıgül'ün kendini böylesine geliştirebilmiş olmasına da şapka çıkartmak gerektiğini düşünüyorum. (Yıllarca iki kelimeyi bir araya getiremeden talk şovlar yaparak, 'imparator'luk kuran türkücü ağabeyleri de keşke onun bu gelişiminden biraz olsun feyz almış olsalardı. Eminim hem kendi hem de toplumun yararına olurdu!)

Bu filmde kalabalık bir Doğulu ailenin öyküsü anlatılıyor. "Kürt sorununu" ele alan bir film gibi lanse edilmesine rağmen aslında pek çok sorunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyan bir film olduğunu düşünüyorum. Elbette, bunların başında yıllardır kardeşin kardeşi vurduğu Doğu'daki topraklarımızda yaşanan sorunlar geliyor. Erkek egemen kültürün hakim olduğu bol mayınlı ve bol acılı yaşamlar... Her iki tarafa da objektif bakış ve teslim edilen haklar... Bunun dışında kadın olmak ile ilgili sorunlar ele alınmış. Erkek çocuk doğuramayan kadının üstüne kuma getirilebilecek kadın olması, çocuk denilen yaşlarda yapılan akraba evlilikleri, bilinçsizce doğurulan sayısız çocuk (kimi sağlıklı, kimi sakat, kimi o topraklarda yaşarken sakat kalan!), eğitim ve pek çok sosyal olanaktan yoksun bir yaşam ve ne yazık ki doğal olarak pek de insanca sürdürülemeyen bir yaşam mücadelesi... Söyler misiniz, buradaki çocukların kaderini kim yazıyor? Öte yandan farklı cinsel kimliklere bakış açımızı da sorgulatıyor film. Böylesine acıların sertleştirdiği erkek egemen bir kültürden "yumuşak çocuk" çıkabilir mi dersiniz? İzin var mı kendini kadın gibi hisseden ve algılayan bir erkeğin bunu açık açık yaşamasına? Peki, yaşarsa ne olur? Bu arada devlet ana tamam da "devlet baba" ne işe yarar? Sadece "bu köy boşaltılacak" demek midir onun görevi? Yabancı devlet babalar da bizimki gibi midir, yoksa o babalar çocuklarına "insan" gibi davranır mı?

Birçok konuyu ele alan Mahsun Kırmızıgül'ün eleştirilebileceği en önemli nokta da bu olabilir gibi geliyor bana. Hani sanki bir film yapayım, her şeyi anlatayım, sonra da dükkanı kapatıp gideyim gibi bir durum! Ama yanlış anlaşılmasın, ben bunların anlatılış tarzını da beğendim. Hem de her alanda ayrımcılığa karşı duran yaklaşımını çok beğendim. Bir kere Beyaz Melek'te nasıl ağlatılmak için çaba harcanmış gibi geldiyse, burada da hiç öyle bir çaba harcanmamış gibi hissettim ve birkaç yerde de çok duygulanıp ağladım.

İşin tekniğinden anlamam, ama çekimler çok etkileyiciydi. 180 kişilik Prag Filmharmonic Orkestrası'nın yaptığı müzikler süperdi. Oyuncular çok başarılılardı. Altan Erkekli, Şerif Sezer, Menderes Samancılar, Demet Evgar (her zamanki gibi favorimdi) ve Emre Kınay yine harika bir oyunculuk sergilemişlerdi. Yine de oyunculuklar açısından ilk favorim Demet Evgar, ikinci favorim ise gay kardeş rolündeki Cemal Toktaş oldu. Yani oyum genç nesilden yana bu kez! :) Mahsun'un ise senaryo yazarı ve yönetmen kimliğinin oyuncu kimliğinin kesinlikle önüne geçtiğini düşünüyorum.

Film icabı diyip geçemeyeceğiniz bir film bu... Bir arkadaşım da "anlatılan her şey o kadar gerçek ki, insanın içini acıtıyor" demişti. İzledikten sonra ona çok hak verdim. Filmdeki bir şeyler benim de içimi acıttı. (İlla ki bir mesaj çıkaracaksak) bu filmin vermek istediği mesajı en güzel filmde bahsi geçen Cahit Sıtkı Tarancı'nın Memleket İsterim şiiri verecektir. Ben de filmin yapımında emeği geçen tüm ekibi canı gönülden kutluyor ve sizi bu güzel şiirler baş başa bırakıyorum. Hangimiz böyle bir memleketin özlemini duymuyoruz aslında?

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

3 yorum:

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

birebir katılıyor ve aynı fikirde olduğumu beyan ederim İmgecim..

Aşkın Güngör dedi ki...

Güneşi Gördüm'ü izlemedim. Tam da seninkine benzer gerekçelerle. Yani Beyaz Melek'i zerre kadar samimi bulmadığım için. Ve bir yorum yazmam gerekse aynen şunu yazardım: "Her sahnesi 'haydi bakalım hep birlikte ağlıyoruz' der gibi bir niyetle çekilmiş, her hikayede 'Anadolu insanının ailesine sahip çıkması, ama büyük şehirlerde yaşayanların anne babalarını ('anne babasını' derdim) yük olarak görmeleri' (burada da 'görmeleri' değil, 'görmesi' yazardım, ama ne yaparsın, siz çevirmenlerin durmadan yinelediği bir 'çoğul takısı sorunsalı' bu) vurgulanmış, fazla mesaj ve duygu sömürüsü dolu gelmişti."
Aynen buydu görüşüm ve tiyatro sanatçılarını yan yana gördüğü için bu filmi eleştirirken otokontrol uyguladığını düşündüğüm eleştirmenler(!) de iyice midemi bulandırmıştı.
"Aman, aman ne güzel, arabeskçi Mahsun toplumsal duyarlılık sergilemiş, hem de bunu ahde vefa duygusuyla tiyatroya emek veren ustalarla yapmış, aman da şöyle süper, aman da şöyle harika..."
Pöh!
Seyircisini ağlatmak için 'kör gözüne parmağım' yapan samimiyetsiz bir filme son derece uygun samimiyetsiz değerlendirmelerdi bunlar ve 'Kral çıplak' demek nedense çok kişiye zor geldi.

Şimdiki korkum, Güneşi Gördüm'ün de böyle 'taraflı' değerlendirmelerle sunuluyor olabileceği düşüncesindendi. Ama bir kez daha İskender'in düğümünü çözen kılıcı eline alıp sorunu hallettin.

Filmi izleyeceğim.

Teşekkürler...

Imge dedi ki...

Aşkın,

Ben teşekkür ederim.. Yorumlarıma bu kadar değer vermen ve güvenmen beni çok mutlu etti.. Umarım beğenirsin filmi.. İzledikten sonra da yorumunu mutlaka bekliyorum, ona göre..

Sevgiler..