Gıcık Olduklarım #5

Çok şaşırdım! Uzun zamandır hiçbir şeye gıcık olmamışım gibi bir görüntü var blogumda. Oysa bu mümkün değil! Hatta benim için kabul edilemez bir durum!

Hemen gıcık olduğum ilk maddeyle başlıyorum: yeni teknoloji trendleri!

Neden mi? Çünkü eskiye ait hiçbir şey kalmıyor da ortada ondan! Mesela teknoloji konusunda pek zayıf olsam da yine de az çok ahkam kesebileceğim iki ürünü ele alalım. Birincisi televizyonlar (ve hatta bilgisayar monitörleri). Tüplü modellerin yavaş yavaş yok olmasına hepimiz seviniyoruz, buraya kadar her şey tamam. Ama neden güzelim kare ekranlarımız gitti de yerine dikdörtgen ekranlar geldi. Monitörlerde kare olan üç beş model ya kalmış ya kalmamıştır, ama TV'lerin hepsi dikdörtgen oldular. Bu yeni nesil monitörlere geçtim geçeli kendi resimlerimizi desktop resmi olarak kullanamıyorum mesela. Çünkü iki katı geniş görünüyoruz. Sırf bu yüzden TV programlarına da çıkmıyorum işte! :) İncecik mankenler bile 38-40 beden arası gibi göründüklerine göre kimbilir biz 38'likler nasıl görünürüz. Her şey bir yana ben kapalıyken de yatay TV'nin görüntüsünden de hoşlanmıyorum. Kocaman bir kareyi kesin tercih ederim!

İkinci ele alacağım ürün cep telefonları. Hiçbir yeni gelişmeyi takip etmeme rağmen artık hemen hemen her telefonla Internet'e bağlanabildiğimizi, radyo ya da müzik dinleyebildiğimizi, fotoğraf çekebildiğimizi, yani kısaca telefon işlevleri haricinde pek çok işlevi gerçekleştirebileceğimizi biliyoruz. Buraya kadar sorun yok, alan razı satan razıysa beni ilgilendirmez, herkes istediği özelliklere sahip telefonu alır kullanır. Ama neden benim gibi telefonunda yalnızca iyi ses kalitesi, muhteşem çekiş gücü (araba özelliği gibi oldu bu da!), elimde kaybolmayan bir boyut (ve tuşlar), en az bir hafta şarj süresi, adam gibi bir hafıza kapasitesi isteyenler öyle ağzı açık bakakalıyorlar. Yoksa yalnızca ben miyim hâlâ yalnızca telefon özelliklerine sahip bir telefon kullanmayı isteyen? Size bir şey söyleyeceğim, şaşkınlıktan küçük dilinizi yutacaksınız: Ben hâlâ yedi senelik Nokia 6310'u kullanıyorum (kocam yeni nesil telefonlara geçince kaptım kendisini, zaten gözüm vardı!) ve hâlâ ne zaman şarj ettiğimi unutacak kadar uzun süre şarjı gidiyor, kimsenin telefonunun çekmediği yerlerde çekiyor, ses kalitesi süper! Bu aralar bas bas "kulaklıkla konuşun" uyarıları yapıldığı için kulaklığını bulmaya çalıştım ve hiçbir yerden bulduramadım. Dolayısıyla değiştirmem gerekebilir, ama o bile zorunlu olduğum için olacak yani. Kulaklık ararken telefoncuların hâlâ "abla 100 TL'ye alırım o telefonu" dedikleri bir model! Dikkatinizi çekiyorum, yedi senelik ikinci el telefon için 100 TL! Çünkü inanılmaz kaliteli bir telefon! Nokia, neden bir tane daha 6310 çıkarmaz anlayamıyorum. Şimdi istediğim özelliklere sahip (yani sadece telefon olan) telefonlar plastik oyuncaklara benziyorlar ve ömürleri en fazla bir yıl oluyor!

İşte böyle, teknolojiye kılım! Zaten öyle tipi değişti diye ürün falan almam, hatta ömür boyu kullanabileceğim bir bilgisayarım ve bir telefonum olsa dünyanın en mutlu insanı olabilirdim. Ama artık durmadan kuş kondurdukları için birkaç ay içinde eski moda olup çıkıyorsunuz. Bir ümit Nokia'ya sesleniyorum: 6310'un yeni versiyonunu çıkarırsanız, piyasadaki en pahalı telefon kadar para vererek alırım o telefonu (hatta yedek kapakları ve pilleriyle birlikte). Nasılsa hepsinden daha uzun ömürlü olacaktır.

İkinci gıcık olduğum konu ise Migros'un çevreyle dost poşetleri. Bu poşetler doğada %100 çözünebilen, 12-24 ay içinde parçalanıp biyolojik olarak çözünerek yok olan, doğayla dost ürünler. Bunda gıcık olunacak bir şey yok, değil mi? Bence de! Zaten benim gıcık olduğum bölüm poşetlerin çözünmek için biraz acele etmeleri! 12-24 ay yerine 12-24 dakika arasında çözünmeye başlayan bu poşetler genellikle marketten eve geldiğimde zaten yok olmuş oluyorlar! :) Yani Migros'un çevreci yaklaşımı hoşuma gitmesine rağmen tutacak yerleri kopan poşetleri çuval gibi tutup sırtıma atarak ya da kucağımda taşımaktan şikayetçiyim!

Şimdilik bu kadar. Ama elbette ben tam gaz gıcık olmaya devam edeceğim. Benden ayrılmayın..:)

8 yorum:

ruhdagı dedi ki...

Doğru söze ne denir? :)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Bu yazının benim TV ve cep telefonları yazımdan sonra gelmesi hoş olmuş :P TV'ler neden dikdörtgen diyecek olursan insan gözünün görme açısına en uygun olduğu için diyebilirim, gözümü geniş ve yatayı daha iyi algılayabiliyor kareye göre bu yüzden de yeni nesil TV'ler bu şekilde görülüyor. Ayrıca yayın uygun formatta çekilirse (16:9) o geniş görünüm de kaybolacak :)

Imge dedi ki...

Ruhdağı,

:)

Ata,

Sen teknolojik irdeleme yaparak detaylı TV ve telefon yazıları yazmışsın; bense detaylardan ve teknolojilerinden ne kadar anlamadığımı vurguladım aslında..:)
Bu arada 16:9'u da sevmiyorum. Belki de gıcık kaptığım içindir. Orijinal formatına geçerek dikdörtgen TV'de kare görüntü izliyorum..:) ben de böyle bir rahatsızım işte..:)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Öyle ama tam olarak ne zaman bilmiyorum (belki 4-5 belki 7-8 sene sonra) tüm kanallar HD formatı olduğu zaman kare haline getiremeyeceksin haberin olsun :)

Imge dedi ki...

Ata,

İyi tarafından bakalım: Birkaç sene daha gözüm rahat edecek en azından..:)

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Cep telefonu teknolojisini takip etmek beni yordu.Sık sık değiştirenleri bir türlü anlamıyorum açıkçası.Aldığı ürüne bir süre sonra bağlananlardanım ben.

a. gizem dedi ki...

torbalara koptum yaa imgecim :)))
12-24 ay ; 12-24 saat gibi birsey sanırım migros için :)

Imge dedi ki...

İçimden Geldiği Gibi,

Bağlanmayı bana sor asıl! Senelerdir kopamıyorum emektardan..:)

Gizoş,

Kesinlikle öyle! Sizde de durum aynı mı bilmiyorum ama buradaki Migros'un poşetleri elimde çözülüyor genelde..:))