2 Film Birden

Vizyondayken kaçırdığımız, aylar geçtikten sonra evde film izleme aktivitesine en çok ara verdiğimiz yaz günlerinde izleyecek zaman bulduğumuz iki Türk filmi var sırada: İncir Reçeli ve Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Önce İncir Reçeli. Adı gibi tatlı başlayan film sonlara doğru bildiğin arabeske dönüşüyor, ama olumsuz yorum yazamayacağım hakkında çünkü bir şekilde sevdim ben bu filmi. Klişelerle doluydu ve mesaj kaygılıydı ama bir şekilde severek izledim işte. Belki Sezai Paracıkoğlu'nu sevdiğimden ve başarılı bulduğumdan, filmin geçtiği barı, sokakları falan keyifle izlediğimden, bir farkındalık yaratma çabasından dolayı sevmişimdir. Film HIV konusunda farkındalık yaratmaya çalışıyor ama iyi mi yapıyor kötü mü bilemedim gerçi. Yani HIV virüslü bir insanla korunarak sevişilemez mi? Ya da madem arada aşk var ve birlikte uyumaktan hoşlanılıyor, o zaman farklı bir seks formatı da bulunamaz mı? Seks, sadece iki organın birleşmesi mi demektir? Bu anlamda acıklı ve umutsuz bir tablo çizileceğine daha umutlu ve doğru bir yorum sunulabilirdi bana göre. Ayrıca şu hasta babayı sevgiliyle karıştırma saçmalığı da olmamıştı. Ama bilmiyorum işte, bir şekilde "otur sıfır" diyemedim bu  filme. Müziğini sevdiğimden mi acaba? Ne bileyim. Bir yanıyla samimi buldum demek ki. Boş zamanınız varsa ve yapacak daha iyi bir işiniz yoksa izleyebilirsiniz derim. 


İkinci film ise Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Bir kere içinde İlker Aksum olan bir işe baştan olumlu önyargıyla bakarım (böyle isimlerden bir diğeri için bkz. Settar Tanrıöğen). Barış Bıçakçı'nın aynı adlı romanından uyarlanan filmi ben çok sevdim. Ancak zaman zaman iyice ağırlaşan temposundan dolayı İso'cumun "Bu film Zeki Demirkubuz&Nuri Bilge Ceylan ortak yapımı değil, değil mi?" diye sorduğu anlar da oldu. (Kolay değil tabi. Üzerinden onca zaman geçmesine rağmen Kıskanmak ve Üç Maymun'un etkileri hâlâ silinmedi İso'cumdan. :) )

(Resimleri eskiden gencsinema.com, artık filmlerim.com olan sinema sitesinden aldım.)

Filmde önce aynı evi paylaşan Çetin (Fatih Al ) ve Ender (İlker Aksum) adlı iki sıkı dostla tanışıyoruz. Bu arada filmin Ankara'da geçtiğini de söyleyeyim. Ankara'ya özgü pek çok görüntü var ve bence Çetin ve Ender de tam Ankara tipleri (evet, zihnimde bir Ankara tipi imajı var ve bu çok olumlu bir imaj. Ankaralı olmak Ankara tipi olmak için yeterli değil bu arada). Birbirlerini çok iyi tanıyan ve hayatlarının pek çok anını paylaşmış, birbirlerine fazlasıyla yeten bu ikiliye, arkadaşlarının üniversitede okuyan kardeşi Nihal (Güneş Sayın) de anne-babasını trafik kazasında kaybettikten sonra eklenince neler olur dersiniz? İzleyin ve görün derim.

Şimdiden iyi seyirler.

3 yorum:

Bu Benim Yolum dedi ki...

Bende bu pazar incir reçelini seyrettim. Sizinle aynı fikirdeyim.. Kötü değil, ama iyide değil....

Diğer filmide merak ettim şimdi. Hele Ankara'lı yorumunuz...

Sevgiler,

Imge dedi ki...

Bu Benim Yolum,

Tavsiye ederim, izleyin. Zaten son yıllarda çok iyi Türk filmleri yapıldığını düşünüyorum ve hepsini izlerken çok keyif alıyorum.

Sevgiler.

aubout vita dedi ki...

Eger kisisel is için kredi ihtiyaciniz var mi? evet hemen kredi transferi için bu e-postayi (igein_h_yizevbekhai@admin.in.th) irtibat kurulabilir.