Şimdiki Zamanlar

Geçen hafta Perşembe günü yağmur geleceğini duyunca Çarşamba günü kendimi dışarı atıp Beyoğlu'nda bir tur atmaya karar verdim. Kitapçılar, Çorbacı'm ve Pera Müzesi'nden oluşan klasik bir küçük Beyoğlu turu sonrasında sizlere Şimdiki Zamanlar sergisini anlatayım diyorum.

2 Ekim'e kadar Pera Müzesi'nde devam edecek olan bu sergiden Ajanda'nın Ağustos sayısında da bahsetmiştim. Kuruluşundan bu yana her yıl yaz aylarında salonlarını genç sanatçılara ve sanat eğitimi veren kurumlara ayıran Pera Müzesi, bu yıl da Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ni ağırlıyor. Genç sanatçı ve tasarımcılarının seçilmiş yapıtlarından oluşan Şimdiki Zamanlar sergisinde resim, baskıresim, heykel, seramik, yerleştirme, mekân tasarımları, grafik tasarım, fotoğraf, dijital sanat, cam, video gibi zengin ifade olanaklarıyla çağdaş sanat ve tasarım eserlerine yer verilmiş.

Üç kata yayılan sergiden benim seçtiklerimi ise aşağıdaki resimlerde görebilirsiniz.


Yukarıdaki kolajda gördüğünüz eserlerin tamamı Seramik bölümünde yer alıyor. Üstte solda yer alan seramik Şapkalar Deniz Zeybek'e ait ve en alttaki favorim. Hemen yanındaki Piksel adlı çalışma Simla Karamangil imzalı. Sağ üstte gördüğünüz balık kadınlar Beste Ural'ın çalışması ve adı da "Hepimiz Güzeliz". Kesinlikle katılıyorum! :) Solda altta gördüğünüz taşlar, deniz kabukları falan Setenay Sipahi'ye ait. Doğaya Özlem adında döküm ile şekillendirme çalışması. Onun yanında ise Serkan Özer'in Tükeniş'ini görüyorsunuz.  Aşağıda gördüğünüz tabaklar da aynı şekilde Seramik bölümünde görebileceğiniz eserlerden.


Yukarıda sol üstte gördüğünüz Masa Projesi'ni Serap Metin yaratmış. Tamamı keçeden yapılan masa üstünde kahvenin beyaz köpüğünü bile görmeniz mümkün. Altında bir bavulu tutarak farklı yönlere giden mini heykelcikler ise Serbay Doru'nun çalışması ve Göç'ü anlatıyor bizlere. Seramik tabakların üstünde yer alan serigrafi çalışması Gülşah Canpolat'ın Metamorfoz'u. 


Tuval çalışmalarından ise en sevdiklerimi yukarıdaki kolajda bulabilirsiniz. Sol altta gördüğünüz Derya Ülker'in 80 Hayalet adlı eseri ve hemen üstünde yer alan Banu Kaynak'ın İpin Ucu Kaçar'ını çok sevdim. Sağ altta yer alan Olcay Yetiş'in Kahvehane'sinde sanırım gerçek bir kahvehanedeki kadar çok iskambil kağıdı kullanılmıştı. :) Sağ üstte gördüğünüz tablonun adı Shimano ve Ali Anılır'a ait. Ortadaki çalışmada "Ben okundukça kitap; Sen okudukça insansın" ifadesine de bayıldım. Bu arada Volkan Aydemir'in 2 dakikalık video çalışmasını da izlemenizi öneririm: Fazıl Say'dan Kara Toprak.

Burada gördükleriniz ve çok daha fazlası için Pera Müzesi'ne uğramayı unutmayın. Ben şahsen birbirinden yetenekli genç isimlerle tanışmış olduğum için kendimi iyi ve mutlu hissederek eve döndüm. Size de aynısını yapmanızı öneririm. Ne de olsa bugünlerde kendimizi doğal olarak böyle hissetmek pek mümkün değil; yani zorlamamız gerek hayatı. O zaman zorlarız bizde, değil mi?

1 yorum:

aubout vita dedi ki...

Eger kisisel is için kredi ihtiyaciniz var mi? evet hemen kredi transferi için bu e-postayi (igein_h_yizevbekhai@admin.in.th) irtibat kurulabilir.