Fransız Sokağı'nda Sakman İstanbul'dayız

Seneler önce yine İso'cumla ilgili bir kutlama için gitmiştik. Bu sene de İso'cumun Ekim sonundaki doğum günü kutlamalarının bir parçası olarak 3 Aralık Cumartesi akşamı için yerimizi ayırttık Sakman İstanbul'da. Daha önce Öneri bölümünde yer vermiştim ama görmemiş olabilirsiniz. Kaçıranlar için bir kez daha hatırlatmak isterim ki Vedat Sakman'ın son albümü Yaşamın Gözlerin Kadar Güzel Olsun bir harika.

Yemek saatinde orada olduysanız Sakman Mutfak'ta yemeğinizi yiyebilirsiniz. Canlı müzik ise gece 11.00'de ayrı bir bölüm olan Sakman İstanbul'da başlıyor. Hafta içi farklı isimlerin yer aldığı mekanda Cuma ve Cumartesi akşamları Vedat Sakman ve genç müzisyenlerden oluşan ve yıllardır değişmemiş olan grubu çıkıyor. Aylık program takvimi ile ilgili web sayfasından bilgi alabilirsiniz. Hem yemek hem de canlı müzik için Rezervasyon Tel: 0-212-244 58 73 / 249 25 40. Canlı müzik için kişi başı 25 TL, daha sonra ise içtiğinizi ödüyorsunuz. Ruhunuzu dinlendirecek, güzel ve gerçek müzik dinlemek istiyorsanız bir hafta sonu Vedat Sakman ve grubu ile şarap tadında bir gece geçirmenizi öneririm. 


Ancak Fransız Sokağı geneli ile ilgili bir yorum yapmadan da geçemeyeceğim. O gece saat 22.00 gibi iki arkadaşımızla buluşup birer kadeh bir şey içip daha sonra Sakman İstanbul'a gittik. Eskiden Zeynep&Murat ikilisi çıkarken çok sık gittiğimiz Artiste Terasse'ın altında ya da yanındaki yerdi sanırım. O kalabalıkta yol boyunca sıralanmış masalardan boş bulduğumuz birine yerleştik. İşte ondan sonra etrafıma bakınırken ortamın ne kadar bozulmuş olduğunu fark ettim. Her mekandan dışarı yayılan (bazılarının dışarıda yaptığı) ayrı telden çalan canlı müzik sesleri, özensiz servis edilen ve servis elemanlarının adını sanını bilmediği şaraplar, masalara okey ve yanlarına nargile konulsa Ortaköy'deki sahil kahvelerini andıran bir müşteri profili, sular kesik olduğu için kapalı olan tuvaletler, vs. Fransız Sokağı bana hep daha farklı gelirdi. Beyoğlu'nun Beyoğlu'nu hiç andırmayan farklı bir köşesiydi (ki Beyoğlu'nu da ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz, ama demek istediğim farklı.) Kendini farklı konumlandırmıştı sanki. Daha özel hissedebileceğimiz daha kaliteli bir yerdi. Demek ki ne kadar uzun süredir gitmiyormuşum ki aşama aşama bozulduğunu fark etmemişim. Doğrudan bozulmuş, sıradanlaşmış, pek çok yer gibi özensiz, kalitesiz ve zevksiz bir yere dönüşmüş haline dalınca haliyle küçük kaplı bir şok geçirdim. Sakman İstanbul bile altı-yedi yıl öncesinde dinleyicilerin çıt çıkarmadan müzik dinlediği bir yerken şimdi masalardan yayılan uğultunun eksik olmadığı bir yere dönüşmüş. Değerli herhangi bir şeye özensiz davranmak, onu geliştirmekten vazgeçtim, olduğu haliyle koruyamamak kadar beni üzen başka bir şey yok galiba. Ama n'apalım işte, biz böyle bir çağın, dönemin, belki de kültürün insanlarıyız. En azından Vedat Sakman gibi bir ismin yıllardır İstanbul'un göbeğinde sadece müzik yapabiliyor olması bile sevindirici diye düşünelim, umudumuzu yitirmeyelim, değil mi? 

4 yorum:

Buket dedi ki...

keşke yazını önceden okusaydım. istanbula gelip saçma bir yerde onca para verip hiç memnun kalmadık. vedat sakmanın burada olduğunu bilmiyordum..

Imge dedi ki...

Buket,

Yazını okudum. Şaşırmadım aslında.. 360 dediğin gibi yemek için harika bir seçim değil. Belki gece bir iki kadeh bir şey içmeye uğramak için daha güzel bir yer. Ama her yerin tadı kaçmış gibi sanki. Yazdığım gibi Fransız Sokağı'nı da çok bozulmuş buldum ben en son. En iyisi Boğaz'da makul bir balıkçı seçip rakı+balık yapmak galiba. Sonra da canlı müzik için Vedat Sakman olabilir. Ya da bir dahaki geliş için aklında olsun Erol Evgin Cumartesileri program yapıyor Plaza Otel'de ve muhteşem bir sahnesi var. Yine de dolu dolu, keyifli bir İstanbul gezisi olmuş gördüğüm kadarıyla.. Daha nicelerine..
Sevgiler..

Handan dedi ki...

cezayir sokak (fransız sokak) ilk reklam edildiği zaten bir balon olduğu o kadar belliydi ki imge, zorlama bir moda elbet tutmadı, istanbul her şeyi tükettiği gibi orayı da tüketti ancak ilk başta çok kısa sürede olacağı belliydi, bunlar tabii benim o zamanlar radikal cumartesi vardı orada okuduğum hani şu meşhur tanıtım yazılarından aldığım hisler, kaldır cezayir sokak adını bura koy bir şey değişmiyor, örnek dersen; keyifli bir mekan, ev yapımı reçellerle kahvaltı, nar sulu margarita, taze sıkılmış meyve suları... daha gider bu

Imge dedi ki...

Handan,

Yine de uzun süre dayanmıştı aslında. Ve restoranları ve canlı müzik yapan terasları falan güzel ve özellikliydi ilk bir-iki sene. Ama bu son gidişimde gerçekten hiç hoşlanmadım. Hatta bir daha zor giderim sanki..