Ganj'ın Üzerinde Gün Doğarken

Dün akşamın etkisinden henüz kurtulamamışken sabah, henüz güneş doğmadan yine Ganj kıyısına geliyoruz. Bu kez yaşam veren Güneş'i kutsamak ve arınmak için bu kutsal nehrin kıyısındayız. Hazırlıklar devam ediyor. Yine binbir ritüel ile karşı karşıyayız: adaklar, tütsüler, tanrıların karşısına özenli çıkmak için tıraş olmak, çiçekler, Ghat'ların basamaklarına serpiştirilen renkli tozlar... Halktan insanlar, hacılar, turuncu elbiseli Budist rahipler...


Buraya arınmaya gelen Hindular sosyal statü ve dünyevi zenginlik simgesi olan giysilerinden kurtularak sıradan bir bez parçasına bürünerek nehre giriyorlar. Nehir boyunca sıralanmış yaklaşık yüz tane Ghat'ın her birinde ayrı bir faaliyet var. Bir yanda yaşamı bir yanda ölümü barındıran Ganj kıyılarında bazı Ghat'lardan dumanlar yükselmekte (bir sonraki yazıda). Ancak diğerlerinde Güneş doğmadan önce arınmak için orada toplanmış insanlar bulunuyor. Ganj'ın kutsal sularıyla yıkanmanın (ve hatta onu içmenin) kendilerine ruhsal ve bedensel bir arınma yaşattığını düşünen Hinduları izliyoruz şaşkınlıkla. Bazı Hindu anneler yenidoğan bebeklerini bile Ganj'da yıkamaya getiriyorlarmış. Oysa dün akşam sandallarla gezerken tamamen kül olamamış beden parçalarıyla bile karşılaşmıştık biz bu sularda!

Bu arada burada çamaşır da yıkanıyor. Kendilerini bu sularda yıkayanların çarşaflarını da burada yıkamalarına şaşmamak gerek, değil mi? Aşağıda altta ve en sağdaki resimde çamaşır yıkayanları ve kurutulmak üzere yayılan çarşafları görebilirsiniz. Aklınızda olsun, nehre yakın bir pansiyonda falan kalacaksanız çarşaflarınızın mis gibi Ganj suyuyla yıkandığından emin olabilirsiniz!


Ve Ganj üzerinde Güneş doğuyor... 


Bizim de nehirdeki gezintimiz sona eriyor. Artık karaya ayak basma ve daha yakın keşif zamanı! Sandaldan inmeden önce kendinizi göreceklerinize hazırlamanızı öneririm. Çünkü inanılmaz manzaralar sizleri bekliyor şehrin daracık sokaklarında. 

Bir de ufak bir not: Bence buraya olabilecek en eski ayakkabınızla ve paçaları yerlerde sürünmeyen kapri tipi bir pantolonla gidin. Sokaklardaki pisliği tarif etmemin imkanı yok. Bir de ölü yakılan yerlerde falan dolaşacağınızı düşünün. O yüzden Varanasi gezisinden sonra vedalaşabileceğiniz bir ayakkabı götürün yanınızda. Daha sonra benim yaptığım gibi yapıp kendisini Delhi'de çöpe atabilirsiniz! :) 

2 yorum:

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

En çok gitmek istediğim yerlerdesin İmgem.. Nasıl mutlulukla zevkle takip ediyorum asla kıskanmadan öptümöptüm

Imge dedi ki...

Kıymetcim ben açılış yapıp ayağımı sürümüş olayım, sen de en kısa zamanda keyifle git oralara inşallaahh!! :) Öpüyorum çok..