Balkanlar 101 :)

Eveeet, hazırsak başlıyorum. Kurban Bayramı tatilinde Instagram'dan takip edenlerin bildiği üzere Balkanlar'ı gezip geldik. Gerçi Balkanlar haritasında bakınca küçük bir bölümü gibi göründü şimdi gözüme.:) Buradan Sarajevo'ya uçtuk. Orada bir gece kaldıktan sonra Mostar üzerinden Dubrovnik'e geldik. Orada iki gece kaldıktan sonra Karadağ'ın iki güzel şehri Kotor ve Budva'yı görüp, bir gece Budva'da kaldık. Daha sonra ne yazık ki Arnavutluk sınırının bir ucundan girip diğerinden çıkarak ve Tiran'ı görerek Ohrid Gölü'ne vardık. Ne yazık ki diyorum, çünkü Arnavutluk ciddi bir hayal kırıklığıydı benim için, sırası gelince anlatacağım. Ohrid Gölü kıyısında iki gece kaldıktan sonra Resne ve Manastır'ı görerek Üsküp'e geldik. Son gecemizde de burada kalıp, ertesi sabah erkenden uçağımıza atladığımız gibi evimize döndük. Rotayı haritadan takip edebilirsiniz.  


Tahmin edeceğiniz üzere hepsini detaylı yazacağım. Ama önce nasıl gittiğimizden bahsedeyim. Bu bayram için çok daha başka planlarımız vardı ama zorlayıcı olabileceğini düşünerek vazgeçmiştik (gerçi sonrasında değişen birtakım programlardan dolayı zorlayıcı da olmazmış). Sonra kendimiz Güney İtalya ya da Fransız Rivierası mı yapsak, diye düşünürken uçak biletlerine bakar bakmaz bu planlardan da vazgeçtik. THY yine fırsatını kaçırmadan fiyatlarıyla bayramı kutluyordu, sağ olsun! Baktık ki bu fiyatlarla kendimiz gezmek gereksiz bir maliyete neden olacak, primli fiyatlar da olsa turla gezmek dönemsel açıdan daha avantajlı olabilir dedik. Ve turla gezeceksek de kültür turu ağırlıklı bir gezi yapalım diyerek ETS'nin bu kapsamlı Balkanlar turunda karar kıldık. Ve iyi ki de öyle yapmışız, çünkü hem tur içeriğine hem de aslen bir Balkanlı (Karadağlı) olan rehberimiz Yusuf Bey'e bayıldık. Bu ismi not edin derim. İyi bir rehberin bilgisi kadar, tatlı-sert organizasyon yetisinin de önemli olduğu hepimiz biliyoruzdur sanırım. O kadar farklı insanı birlikte belli bir programa uyarak, aksaklık yaşatmadan (yaşanırsa da çözebilerek) gezdirmek önemli bir beceri. Ve 35 kişilik turumuzda plana harfiyen uyuldu, hiçbir gecikme/aksaklık yaşanmadı. Yusuf Bey bölgeyle ilgili bilgileri de o harika ses tonuyla ve hayattan hikayelerle süsleyerek, sıkmadan anlatıp, yollarda da bize Balkan müzikleri, Rumeli türküleri dinletince mest olduğumuzu tahmin edersiniz. İşte kendisi tam yanımda duruyor (ve ben ondan bir üst basamakta durduğum için yanında dev gibi görünüyorum! :) ):

  
Balkanlar'ı gezerken bölgeyi iyi bir rehber eşliğinde turla gezmenin kendi başımıza gezmekten çok daha fazla verimli olabileceğini fark ettik. Kendimiz pek çok yeri ve tarihi olayı atlayabilirdik ve ayrıca araba kiralamak da tek şoför İso'cum için çok yorucu olabilirdi. O yüzden doğru kararmış ve bu tura, bu rehbere, bu gruba denk geldiğimiz için de şanslıydık diyorum. 

Evet, dediğim gibi bu şehirleri gezerken çok yol yapacaksınız ve bazıları gerçekten zorlayıcı dağ yolları. Ama rahat bir otobüs ve sakin, deneyimli bir şoföre (okunduğu gibi ve muhtemelen yanlış yazıyorum ama şoförümüz Elvir (?) tam da bu tanıma uyuyordu) kendinizi emanet ettiğinizde geriye sadece harika manzaranın tadını çıkarmak kalıyor. Ve öyle böyle değil. Yollarda (ve bir de Mostar'da) orada yaşayan insanların bildiğiniz tablonun içinde yaşamakta olduklarını düşündüm. Yeşilin ve sonbahar renklerinin -sarıdan kırmızıya kadar- onlarca tonu, nehirler, mis gibi bir hava... Kara yolculuğuna pek bayılmayan bana bile terapi gibi geldi buradaki manzaralar. Hepsini zihnime kazımak istedim adeta. Muhteşem değil mi?




Son olarak havadan bahsetmezsem olmaz. Açıkçası giderken asıl niyetim kış başlamadan şu Balkanlar'ı karşıma alıp bir konuşmaktı. "Anlatın bakayım, derdiniz ne sizin? Ne zaman soğuk hava gelse altından siz çıkıyorsunuz. Artistliğiniz sadece bize mi, yoksa başkalarına da böyle mi davranıyorsunuz? Bak kışa giriyoruz, yumuşarım, bir oluru var diyorsanız bilelim," diyecektim karşılarına geçip. Ama bana zaten öyle yumuşacık davrandılar ki diyeceğim her şeyi unuttum. Kulaklarını çekemedim, kıyamadım. Tedbir olarak yanımıza aldığımız şemsiyeyi, kalın montu bile kullanmadık, daha ne yapsınlar, değil mi? Hava ince hırkalarla, trençkotlarla, spor ayakkabılarımızla rahatça gezebileceğiniz 17-25 arasında gidip geldi mis gibi. Sadece bir gece çok soğuktu ki onda da gezimizi bitirip otele dönmüştük. Dubrovnik'te tüm gün askılı ile dolaştım, parmak arası terlikle dolaşan ve denize giren vardı, o kadarını söyleyeyim size.

Girizgahımı yaptım ve Sarajevo ile de detaylıca yazmaya başlayacağım. Ama en başta da olsa söylemezsem olmaz: Balkanlar'ın doğasına, havasına, suyuna (akan sular her yerde içilebiliyor, aklınızda olsun), insanına, kültürünün ve tarihinin şehirlere yansıttığı ruhuna, bazı şehirlerine sinmiş o hüzne, kısacası her şeyine bayıldım, hayran oldum diyebilirim. Bu kadar güzel ağırlanmayı beklemiyordum doğrusu. Yine görüşelim diyorum.:)

İyi haftalar..

7 yorum:

Adsız dedi ki...

merhaba, bu tur vizesiz mi acaba?? çok güzel görünüyor doğa gerçekten.
Fatma güneş

Imge dedi ki...

Fatma Güneş,

Dubrovnik için artık vize gerekiyor ama çok kolay verilen bir vize, uğraştırmıyor yani, haberiniz olsun. Turla giderseniz de tur şirketi sizin yerinize alıyor vizeyi (şahsen başvurmanız gerekmiyor). Ama Dubrovnik dışındaki yerleri vizesiz gezebilirsiniz.

Sevgiler.

Lulu dedi ki...

Bu yaz biz de Balkanlar turu yaptık, eşimle araba kiraladık. Turla gidecek olsam ben de kesinlikle ETS'yi tercih ederdim, profesyonel çalışıyorlar.

Ben de Balkanlar'ın özellikle yeşiline, doğasına bayıldım. Gitmeden önce bu kadar seveceğimi düşünmüyordum. Gidince de iyi ki gitmişiz dedim. Yazılarını merakla bekliyorum. Benim Balkanlar yazılarıma bakmak istersen http://birazhayat.blogspot.com/2013/07/balkanlar-baslasn.html

Buket dedi ki...

ahh bizim oralar :)

Mahmutun güncesi dedi ki...

Güzel yerler.Benim de hoşuma gitmişti.

Imge dedi ki...

Lulu,

Aynı şekilde düşünmüşüz gerçekten de. Beklentim düşüktü ve beklediğimden çok daha fazlasını buldum bu gezide.. Ve kesinlikle senin notlarına da bakacağım. Aynı yerleri farklı gözlerin nasıl gördüğünü görmek de çok keyifli.:)

Sevgiler..

Buket,

Bayıldık sizin oralara..:)

Mahmutun güncesi,

Gitmemesi mümkün mü? Gerçekten çok güzel ve hisli yerlerdi..

Adsız dedi ki...

Rehber yusuf için iyi demiş hayatımda gordugum en kötü rehber