Benim Dünyam

Sanjay Leela Bhansali'nin 2005 yapımı Black adlı filminden uyarlama Benim Dünyam filmini izledik Salı günü. Uğur Yücel'in hem yönetmenliğini yaptığı hem de filmin ana kahramanlarından biri olan Mahir Hoca'yı canlandırdığı ve kendisine yine başrolde görme ve işitme engelli bir genç kız olan Ela'yı canlandıran Beren Saat'in eşlik ettiği, herkesin görmesini tavsiye ettiğim muhteşem bir film olmuş Benim Dünyam. O yüzden emek veren herkesin ellerine sağlık diyor, böyle başarılı Türk yapımlarını gördüğümde de pek bir gurur duyuyorum. 

Filmde Ela'nın ailesinin evine konuk oluyoruz. Adada yaşayan varlıklı bir ailenin ilk çocukları Ela. Ama ne yazık ki iki yaşındayken hem görme hem işitme engelli olduğu ortaya çıkıyor. Aile için büyük travma, Ela içinse 'kapkara' bir yaşam söz konusu. Ve çocukluk dönemi de gerçekten pek sancılı geçiyor. Doğal olarak ne yapacaklarını bilemeden ellerinden gelenin en iyisi ve doğrusunu yaptığını sanan ailesi aslında onu birçok açıdan çok da doğru yönlendirmediği için Ela huysuz, hırçın ve uyumsuz bir çocuk olarak ciddi sorunlar yaratmaya başlıyor. O kadar ki artık babanın aklında onu bir akıl hastanesine kapatmak var. Ama anne buna sonuna kadar direniyor. Anne rolünde Ayça Bingöl başarılı. Ela'nın çocukluğunu oynayan Melis Mutluç ise bence ultra başarılı. 

Tam o sırada kendi annesinin direnişi fayda etmediği için görme ve işitme engelli ablası akıl hastanesinde, kapkaranlık, berbat bir dünyada çürüyüp giden Mahir Hoca'nın adını duyuyorlar. Mahir Hoca böyle vakalarla uğraşmak, onları hayata kazandırmak, alfabeyi, kelimeleri öğretmek, kabartma harfler ve ellerle iletişim kurabilmelerini sağlamak konusunda çok deneyimli. Ama elbette her şey çok kolay, güllük gülistanlık gelişmiyor. Mahir Hoca'nın tarzı, Ela'nın önceki alıştığı yaşamdan sonra eğitilmeye karşı duyduğu tepki, ailenin hocanın tarzına duyduğu tepki, vs derken neredeyse kopma noktasına gelinen anlar oluyor. Ama öyle ya da böyle büyük bir sabırla, ilgiyle, tutkuyla, azimle Mahir Hoca Ela'yı hayata katılabilmiş, yiyip içebilen, kendi işlerini halledebilen, üniversite mezunu bir kadın haline dönüştürebiliyor. 

Çok duygusal bir hikaye. Ama aynı zamanda umut dolu bir başarı hikayesi bu. Azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını, imkansız diye bir şey olmadığını gösteren bir hikaye. Kendini sana muhtaç olan başka birine adamanın verdiği manevi tatmini ve iyileştirici gücü iliklerinize kadar hissedebildiğiniz bir hikaye (çünkü burada eksik olan kişi sadece Ela değil, Mahir Hoca da ruhsal açıdan eksik ve yaralı). Yani ağlamaktan korkarak gitmemezlik yapmayın. Her yerde üstüne basa basa ağlamaktan bahsediliyor ve ağlayacaksınız da. Ama duygu sömürüsü falan yok ve sadece ağlamaktan ibaret bir deneyim yaşamayacaksınız. Bence müthiş bir duygusal zenginliği olan bir hikaye bu. Ayrıca bir filmde bir saat ağlamanın hiçbir zararı yok, kesin bilgi! :)

Bu arada başrol oyuncularından bahsetmemişim. Uğur Yücel zaten üstatlığını konuşturmuş bu filmde. Bir kez daha hayran kalabilirsiniz büyük oyuncuya. Beren Saat ise çok zor bir rolün altından çok başarıyla kalkabilmiş. Görmeden, duymadan dünyayı algılamaya çalışan o genç kız olmuş adeta. Çok doğal, çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş. O yüzden Uğur Yücel'den bile daha fazla konuşulmasını normal bulabilirim. Hiçbir zaman "ay o da yarışmadan geldi" ya da "aman iki diziyle ünlü oluyorlar şekerim" diye önyargılı bakmadığım ve çoğu işinde çok başarılı bulduğum iki isimden biridir zaten kendisi (bir diğeri için bkz. Kıvanç Tatlıtuğ). Bu filmde bence çıtasını çok yükseltmiş. O yüzden bundan sonra işi zor, beklentimiz çok yüksek olacak çünkü.:)

Sonuç olarak çok güzel bir film olmuş. Kaçırmayın, mutlaka izleyin. 
İyi seyirler. 

9 yorum:

mehtap dedi ki...

İmgeciğim merhaba gerçekten izlenmeye değer buldum bende ilk fırsatta izleyeceğim.Bloğumda daha önceleri bahsetmiş olduğum alışkanlıklarımdan kopmadım yerine getiriyorum ancak paylaşamıyorum.Güncel tiyatro,sinema ve yapıtları yakından takip etmekten bahsediyorum.Bende bu filmin hikayesine yakın Mitat ENÇ'in Bitmeyen Gece adlı kitabını okumanı tavsiye ediyorum.Mitat ENÇ'de Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümünün kurucusu.Kendisi de sonradan gözlerini kaybetmiş ve zorlu yaşam öyküsü gerçekten okunmaya değer.sevgilerimle.

kitap eylemcisi dedi ki...

harikaydı, gerçekten ben de yazacağım inş:=)

oZGe dedi ki...

Fragmanlarını izledim ve çok etkilendim, Beren Saat'in sadece fragmanda gördüğüm performansına hayran kaldım. Hamilelikti, bebekti derken en son ne zaman sinemaya gittiğimi hatırlamıyorum ama bunu sinemada izlemek için elimden geleni yapıcam :)

Zamandan Sızan dedi ki...

İmgecim Black beni derinden sarmış ve tesirinden uzun zaman çıkamamıştım pazar günü cesaret edip giremedim yerli versiyonuna ama izlemek gerek bir de türkçe tadında anlaşılan..
Kıymet

Imge dedi ki...

Mehtap,

Bu ismi ve kitabı hiç duymamıştım. Teşekkürler önerin için, alacağım mutlaka. Blogunda neden yazı paylaşamıyorsun ama? İşte o olmamış.

Kitap eylemcisi,

Bekliyoruuum..:)

Özge,

Evet evet yap n'olur. Minnoşu bırakın birkaç saatlerine anneanneye, teyzeye ve izleyin bu filmi..
Sevgiler..

Kıymet,

Black'i izlememiştim, o yüzden başarılı bir uyarlama mı bilemiyorum. Ama kesinlikle başarılı bir Türk yapımı olmuş. Haklısın, çok sarsıcı gerçekten ama "artık elden bir şey gelmez" diye bırakmadığı sürece insanın neler başarabileceğini göstermesi açısından benim çok hoşuma gitti.

Cihan Demir dedi ki...

Kadro konu ve oyunculuklar güzel fakat keşke uyarlama yerine özgün bir senaryo olsaydı daha kıymetli olurdu kanaatindeyim...

Imge dedi ki...

Cihan Demir,

Ortaya çıkan iş başarılı olduğu sürece uyarlamaya da karşı değilim. Özellikle bizim gibi kültür-sanat işlerini takip etme oranı nispeten düşük toplumlarda bu tür çalışmalar iyi bile olabilir, ne dersin?

Cihan Demir dedi ki...

Katılıyorum tabi ama böyle böyle konu bulma konusunda tembelliğe alışıldığı kanaatindeyim yoksa işlerin başarılı olması bizleri gururlandırır...

Imge dedi ki...

Cihan Demir,

İşin kolayını tembele sor demişler ve tembellik kesinlikle genlerimizde var bana göre. O yüzden böyle idare edeceğiz sanırım.:)