Pera Müzesi'nde Andy Warhol ve Stephen Chambers

Cumartesi günü yağmur çamur olsa da çıkıp göreceğiz bu sergileri diye azmettik. İyi ki de yapmışız. hem yağmur yağmadı hem de keyifli bir Beyoğlu günü geçirmiş olduk. 

Pera Müzesi'nde iki renkli sergi sizi bekliyor. Bunlardan ilki pop art kralı Andy Warhol'un sergisi. Bayılır mıyım, pek bayılmam. Ama aslında başlarda eleştirdiği ve dalga geçtiği pop kültürünün etinden sütünden hakkıyla yararlandığı için takdir de etmiyor değilim kendisini. Bana bir konuda ilham verecekse bunu sanatıyla değil akıllı fırsatçılığıyla yapacaktır diye düşünüyorum. 

Grafiker olarak başladığı kariyerini popüler, fani, harcanabilen, seri imal edilebilen, genç, hazırcevap, hileli, düşük maliyetli ve büyüleyici bir sanat akımı yaratan dev bir isim olarak sanat tarihine kazıyan zeki bir adam var karşımızda. 


Çoğaltma ve yeniden üretme teknikleri ile her şeyi nesne statüsüne indirgeyerek içerik ve formu önemsizleştiren Warhol'un malzemesi yeri geldiğinde çorba kutuları, yeri geldiğinde Marilyn Monroe olabildi! 


1983 yılında çevre aktivisti ve galerici bir çift olan Ronald ve Frayda Feldman'ın siparişi üzerine ürettiği Tehlikedeki Türler serisini çok sevdim. 


Bunları ve sanatçının memleketi Slovakya'daki Zoya Müzesi'nden getirilen toplam 87 eseri görmek için  20 Temmuz'a kadar zamanınız var. Yolunuzu düşürün derim. 

Pera Müzesi'nde yine 20 Temmuz'a kadar devam edecek olan ikinci sergi İngiliz sanatçı Stephen Chambers'a ait. Yeni tanıştığım ve iyi ki de tanışmışım dediğim isimlerden biri oldu Chambers. Londra Kraliyet Sanat Akademisi'ndeki solo sergisi için 2012'de hazırlamış olduğu koca bir duvar boyutundaki Büyük Ülke adlı çok parçalı baskı eseri de görecekleriniz arasında. 


Onun dışında yine çok renkli resimler göreceksiniz. Belki de resim değil hikayeler demeliyiz, çünkü hem serginin adı Büyük Ülke ve Diğer Hikayeler, hem de sanatçının resimlerinin adları ve açıklamaları başlı başına birer hikaye. 

Aşağıdaki kolajın sol üstündeki resim Tavşanlar Arasında. Karanlık ve güzellik arasındaki buluşma noktalarını keşfetmeyi hedefleyen sanatçının tablosunda yatan kişi ölümü, bedenin üzerindeki desenler, bacaklar boyunca ilerleyen yapraklar ve baharı simgeleyen tavşanlar ise yenilenmeyi temsil ediyor. Hemen yanında Türk Sakaları'nı görebilirsiniz. Altında İki Kara Melek yer alırken, sol altta ise Kömürcü Kız Kardeşim bulunuyor.


Ayrıca Chambers'ın Flaman atasözlerini resme uyarladığı seri de çok ilgi çekiciydi. Görmenizi öneririm. 

Biz buradan çıkıp Arter'deki Füsun Onur sergisini gezeceğiz. Sonra da yemek -ve içmek- zamanı! Detaylar bir sonraki yazıda... Görüşürüz.:) 

2 yorum:

Zeugma dedi ki...

Gidip görmüş kadar oldum, inan..
Yağmur, çamur derdine düşmeden, oturduğum yerden ve her zamanki gibi büyüterek, inceleyerek baktım ;)

Ne güzel bir imkân sunuyorsun. Emeğine sağlık İmgecim.
Sevgiler

Imge dedi ki...

Zeugma,

Ne güzel böyle bir yorum duymak, çok mutlu oldum, ben teşekkür ederim.

Ayrıca yarın da bekliyorum seni sayfama o zaman, yine değişik bir sergiye götürebilirim seni. Ne dersin? ;)

Sevgiler..