Yeme-İçme-Alışveriş Notlarıyla Bozcaada

Her yerini -ama dükkanlarıyla, şarap fabrikalarıyla, plajlarıyla, güzeller güzeli ara sokaklarıyla gerçekten her yerini- bir günde gezebileceğiniz bu adaya hafta sonu için gitmek çok ideal. Cuma akşamı orada olursanız iki akşam yemeği, iki de kahvaltı sizi bekliyor demektir. Biz ilk sabah kaldığımız Amaranda Ada Evi'nde kahvaltımızı yaptık. Pazar günü için de haftalar öncesinden Rengigül Konukevi'nin dillere destan kahvaltısı için yerimizi ayırtmıştık. Açıkçası nitelik ve nicelik bakımından çok büyük farklar olduğunu söyleyemeyeceğim. Her şey o kadar taptaze ve lezzetli ki dolayısıyla doğal ada kahvaltısı her yerde çok güzel olabilir diye düşündük. Ama Rengigül'ün bahçesini ve onlarca reçel çeşidini görmesek de olmazdı bence. Her ne kadar bahçe dekorasyonunda kullanılmış beşikteki bebekler ve içi deşilmiş oyuncak ayı bizi biraz tırsıtsa da (Saaallly... in the tree... :) ) midemiz ve kendimiz mutlu ayrıldık buradan. 


İki akşam yemeği için de rezervasyonlarımız çok önceden yapılmış ve teyit edilmişti. İlk geceki durağımız yıllar önce geldiğimizde de yemek yediğimiz ve el değiştirdiğini (ama her şeyi aynı kalarak) öğrendiğimiz için biraz korkarak gidip yemek ve hizmet kalitesinin hiç değişmediğini görerek musmutlu ayrıldığımız Lodos oldu. Nefis mezeleri ve ara sıcaklarıyla, hızlı ve güleryüzlü servisiyle Lodos'u bir kez daha her Bozcaada ziyaretçisine tavsiye ediyorum. Mezelerden favorim vişne soslu yaprak sarma ve ortadaki peynirli meze, ara sıcaklardan favorim ise kesinlikle asma yaprağına sarılmış keçi peyniri oldu. Gitmeden rezervasyon yaptırmanız önerilir. 


Cumartesi akşamı için de Müge ve Recep daha önce denedikleri, tadı damaklarında kaldığı için bizle birlikte de gitmek istedikleri Sandal'da yerimizi ayırtmışlardı. Gerçekten de dedikleri kadar varmış burası. Biraz bizim Karaköy Lokantası tadında bir yer. Önce borcamlara dizilmiş günlük mezelere bakarak gözünü doyuruyor, sonra kendilerini masana davet ediyorsun. ;) Mezelerin lezzeti öyle böyle değildi! Favorilerim: enginar fava, peynirli-zeytinli-susamlı-nar ekşili bir şey :), elmalı-yabanmersinli ve bir şeyli daha yoğurt :). Ara sıcak olarak söylediğimiz balıklı börek ve kalamar ızgara beni pek tatmin etmedi. Ama genel anlamda yemekleri, arka fonda çalan İncesaz ve benzeri müzikleri ve güzel servisi ile gözü kapalı tavsiye edebileceğim yerlerden oldu burası da. 


İlk gece kapanışı meşhur Çınaraltı Kahvesi'nde, ikinci gece ise adanın geç saatlere kadar içebileceğiniz neredeyse tek barı olan Polente'de yaptık. Ayıp olmasın diye de Kızkandıran'ı denedik. Nefis doğal karadutlarla yapılmış votkalı bir içecek; yani kandırabilir sizi, aklınızda olsun. ;) Akşam evimizin kapısını açarken arkamızda bizi zıplatan şu korkuluğumsu şeyle karşılaşınca adada geçen korku filmimizin senaryosunu da hemen o gece yazmaya başladık. (Saaally... in the tree..) ;)


Şarap Alışverişi...

Adanın kaliteli üzümlerinden elde edilen nefis şaraplarının üretiminin desteklenmesini geçtim kösteklendiği şu dönemde, festivaller, tadım etkinlikleri falan zaten hak getire. Şarapçıların tadını oldukça kaçıran yeni uygulamalara rağmen yine de şarap meraklıların uğrak noktası olmaya devam eden adreslerin en başında Corvus geliyor. Burada tadamadan, ama halihazırda bildiğiniz şaraplardan ya da satış görevlilerinden bilgi alarak listeden istediklerinizi sepete atabiliyorsunuz. İstanbul'da olmayan çeşitlerin olduğunu söyleyeyim.

  
Adadaki diğer şarap duraklarınız Çamlıbağ ve Talay olmalı. Akşamüstü yemek öncesi molalarınızdan birinde aperatif olarak Talay'ın rose şarap likörünü deneyin derim.

Şarap, şarap aksesuarları ve doğal ürünler alışverişi için favori mekanım yol üstünde Eceabat'taki Suvla oldu. Buraya mutlaka uğramalısınız ve kolilerce şarap dışında, peynir tahtaları, doğal sabun ve kolonyalar, lavanta demetleri, zeytin ezmesi ve reçel çeşitlerinden de almalısınız. 


Çamlıbağ'ın dükkanında gördüğüm sözü de bir kez daha hatırlatarak şarap konusunu kapatıyorum: "İçmek kötü bir huy değil, iyi bir alışkanlıktır. İyi bir alışkanlık, çok içmek değildir."

Adadan başka neler alalım?

-Güler Ada'dan reçel, en çok da adaya özgü domates reçeli alabilirsiniz. Gelincik reçeli, karpuz kabuğu reçeli gibi enteresan alternatifler de mevcut. Şu an domates reçelinin mevsimi olmadığı için daha sonra  bu adresten sipariş verebileceğimizi söylediler, heyecanla bekliyoruz. ;)

-Dönerken evinizdeki kahve molalarınız için Çiçek Ekmek ve Pasta Fırını'nın meşhur kurabiyelerinden alın derim. Favorilerim damla sakızlı bademli kurabiye ve badem lokumlu kurabiye oldu. 


-Şarap Takıları adlı butikte her türlü şarap aksesuarı bulmanız mümkün. 

-Dantela'nın takılarına ve giysilerine bakmayı unutmayın. Ben kocaman siperli bir şapka aldım, nasıl? Yakışmış mı? ;)


-Hayal Tacirleri de hediyelik ve takı almak için ideal butiklerden.

-Hemen merkezde yer alan stantlardan kendinize ya da hediyelik, yazlık ya da bahçeye daha uygun duvar süsleri, dekoratif objeler ve takılar alabilirsiniz. 

-Sanat severler Bozcaada Sanat Galerisi ve Itırlı Bahçe'ye uğramayı unutmasınlar. Burada sergiler, sohbet akşamları ve çeşitli sanat etkinlikleri düzenlendiğini hatırlatırım. 

Tadı damağımda bir gezinin daha sonuna geldik, sevgili okur. Gezmenin en kötü yanı dönmek; en güzel yanı gelince gezip gördüklerini yazmak ve bir sonraki gezinin hayallerini kurmaya başlamak bana göre. O zaman hayallere dalıyorum ben izninizle. Büyük hayallerim var, şimdiden başlamalıyım, ancak etki eder. :)

2 yorum:

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Bozcaada'ya kalabalık grupla gittiğimiz için restoranlarda oturma zamanımız olmadı. Yemekleri Çapraz Resort'ta aldık. Şarap mekanlarımız ortak. Domates reçeli bulamadığınız söylüyorsunuz. gördüğüm bol miktada vardı. Çiçek Pasta Fırını iyi ama süper kalite değil. Çınaraltı bir harika. Hakan Gürüney'in Yerel müzesi'ni atlamışsınız galiba. Sevgiler.

Imge dedi ki...

Mehmet Bilgehan Merki,

Yerel Müze'yi bir dahaki sefere bıraktığımız doğrudur; arkadaşlarla gelince kültür-sanattan çok eğlenceye zaman ayırdık galiba. Güler Ada'daki domates reçelleri de geçen senenin olduğu için 2,5 kiloluk alamadık, ama stantlarda satılan miniklerden yeni tarihli aldık birkaç tane elbette.