Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi

Ya da diğer adıyla plazalar arasında bir vaha. Beybi Giz Plaza'da bulunan Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi gerçekten nefis çalışmalara ev sahipliği yapıyor.  Özel koleksiyon müzesi niteliğinde olan bu küçük ama çok güzel müze, koleksiyoner Elgiz ailesinin çağdaş sanatı desteklemek amacıyla açtıkları, kâr amacı gütmeyen ilk müzelerden biri. Süreli ve sürekli sergilerin yayıldığı geniş bir kapalı alan katının dışında bir de açık hava sergi alanı  bulunan müzenin Teras Sergileri'ndeki gencecik sanatçıların yaptıkları modern heykeller kesinlikle görülmeye değer.

Ama önce içeriden başlayalım. Yerli ve yabancı birçok çağdaş sanatçının eserinin bulunduğu bu iç kısımda ilginç video ve enstalasyon çalışmaları da bulunuyor. Türk sanatçılardan birkaç örnekle başlayayım. Üstteki iki yağlıboya tablo Mustafa Karyağdı'nın plaj ve sahil temalı çalışmaları. Bu aralar ben de plajlardan bir günlüğüne kalkıp da sandığa gelmeye üşenenlere özel bir çalışma ortaya çıkararak çağdaş sanatçılar arasına zirveden giriş yapmayı planlıyorum!  


Üstteki kolajın alt sırasının ortasında bulunan pembe kapı elbette Burhan Doğançay'a ait (nur içinde yatsın). Hemen sağındaki Kimlik adlı çalışma Bedri Baykam'ın; solundaki Kumsalda ise Kezban Arca Batıbeki'nin eserleri. 

Aşağıdaki kolajda aynı isimli iki çalışma bulunuyor: Zaman. Biri Julian Opie'nin açılan, içilen ve boş olarak buruşturulup atılan sigara paketleri şeklinde zamanı yorumladığı çelik üzerine yağlı boya yerleştirmesi. Diğeri en sağdaki Elke Krystufek tablosu. Ortadaki kadın figürüne bayıldım bu arada: Luca Zampetti'nin ahşap üzerine kara kalem ve reçine çalışmasının adı Dominique'in Utangaç Cinselliği. David Lachapelle'in kırmızı rujlu Uma Thurman'ının adı Dedikodu. Hemen yanındaki Çok Demokratik Bir Resim, İnfilak Etmek adlı çalışma ise Volkan Diyaroğlu'na ait. 


Terasa geçmeden Jan Fabre'nin şu ilginç heykeline de göz atmak ister misiniz? Adı Meleklerin Yükseliş Duvarı, açıklama ise aşağıda yer alıyor. 


Şimdi açık havaya çıkma zamanı. Bu aralar İstanbul'da saçma sapan yağan sağanak yağmurlar, fırtınalar ve hortum tehlikeleri göz önüne alınarak belki de bu terasın biraz daha korumaya alınması gerektiğini düşünmedim değil. Gerçi belki de uzun uzun plazaların yarattığı beton duvarlar arasından herhangi bir hava koşulu buraya geçebilmeyi başaramıyordur! Her neyse... Teras Sergileri'nin bu sene üçüncüsü gerçekleştiriliyormuş (şimdiye kadar neden bilmiyordum ben burayı diye kızıyorum kendime!) ve buradaki eserlerin hepsinin ortak özelliği yapan sanatçıların yaşlarının 40'ın altında olması.  


Gerçekten çok güzel modern heykellerin olduğu, 1500 metrekarelik bu terastaki çalışmalar çakıl taşlarının üzerine yerleştirilmiş. Aralarında harika işler var. En favorilerim alt sırada yer alıyor: Ahmet Özparlak'ın plaza uzunluğu yarışına gönderme yaparak plazanın üstüne eşek diktiği (1) Benimki Daha Uzun; Aycan Güler'in Yağmur adlı mermer pelerini; ve Derya Özparlak'ın üzerinde renkli mikrofonlar olan kürsüsü Renkli Yalanlar.

Bu güzel müzeyi gezmek için mutlaka zaman ayırın derim. Ulaşım metroyla da çok kolay (İTÜ Ayazağa durağı). Giriş ücretsiz. Saatleri öğrenmek için buraya bakın, çünkü bazı günler kapalı ve diğer günler de erken saatlerde kapanabiliyor. Girişte Teras Sergisi katalogunu alabiliyorsunuz, kapalı alandaki çalışmaların isimleri ve açıklamaları zaten yanlarında var. Daha ne olsun? Size sadece tadını çıkarmak kalıyor işte. Çıkarın! ;) 

Not: Çok daha fazla fotoğrafı Facebook sayfama albüm olarak yükleyeceğim, ilgilenenleri beklerim. 

İyi haftalar... 

2 yorum:

Buket dedi ki...

istanbula gelsekte şöyle doya doya gezsek. ama bu sıcaklarda imkansız

Imge dedi ki...

Buket,

Sonbahar, hatta mümkünse Ekim ayı içinde gelin derim. Öyle böyle değil, feci sıcak gerçekten! O yüzden hiç acele etmeyin, bu sergi nasılsa kaçmıyor. ;)