Kısacık Bir St. Petersburg Kaçamağı

(Bu ülkede yaşanan baş döndürücü ve korkunç gelişmeler her gün sabahtan akşama haber ve analiz takip ederek başım çatlayarak sızarcasına uyumama neden oluyorsa da ruh sağlığım açısından başka bir şeylerle de uğraşmamın iyi olacağını düşünerek bloguma sığındım yine. Hafta sonu birkaç yazı yazıp, fotoğrafları düzenledim. Biraz iyi de geldi, kafa dağıtmamı sağladı en azından birkaç saatliğine. Yoksa Suruç Katliamı'ndan bu yana kendime gelebilmiş değilim. İyi değilim, iyi olmayacağım, iyi olmayın. Nasıl bir kötülük ve şiddet batağının içinde olduğumuzu ve daha ne kadar derine batacağımızı düşündükçe çıldırıyorum öfkeden, mutsuzluktan, umutsuzluktan. Ülke olarak bu dönemden minimum zararla kurtulabilmeyi, bu şeytani planları yapan ve destekleyen herkesin de şeytanın ta kendisinin tokatını yemelerini diliyorum yürekten.Başka da elden bir şey gelmiyor işte. Seçim sonuçlarına falan da umutlanmamak gerektiğini öğrenmiş olduk kaderimiz olan bu berbat coğrafyada!)

Geçtiğimiz bayramın kısa olması ve bizim de öncesinde deniz tatilimizin ilk kısmını yapmış olmamızdan dolayı bu kez gözümüzü başka rotalara çevirdik. Tatil için üç günlüğüne St. Petersburg'a kaçmaya karar verdik. Madem Temmuz ayının ortalarındayız Beyaz Geceler'i de kıyısından yakalamış oluruz diye düşündük. İyi ki de gitmişiz. Bu dönemde gidilebilecek en güzel yerlerden biri oldu St. Petersburg. Ama üç gün yeterli miydi derseniz koca bir HAYIR diye cevap verebilirim size. Burada görülmesi gereken saraylar, katedraller, müzeler, köprüler ve binalar o kadar çok ki, etraflıca gezmek isteyenler için üç günün hiç yeterli olmadığını söylemeliyim. Bana kalırsa tam tadını çıkarmak için en az beş gün, yok çok fazla derseniz en az dolu dolu dört gününüzü buraya ayırmalısınız. Biz üç gün içinde -insanüstü bir çabayla- yapılabilecek şeylerin önemli bir kısmını yaptık. 



Onlardan bahsetmeden önce tur, program ve otel bilgisi vermek istiyorum. Bayram dönemi olduğu için maliyet açısından hem de Rusya'nın meşhur Kiril alfabesinden korktuğumuzdan dolayı turla gezdik St. Petersburg'u. Gerçi çok da korkmamıza gerek yokmuş, çünkü burası Moskova gibi değilmiş. Metroda ve saraylarda/müzelerde hep İngilizce isimler ve açıklamalar, her yerde audioguide'lar falan mevcut. Yani sıkı bir çalışmayla ve Hermitage ve Saray gezileri için iyi bir rehberli tur ayarlayarak kendiniz de gelebilirsiniz bence buraya.  Biz tur olarak Setur'u seçtik ve genel anlamda turu başarılı bulduk. Önceden ofislerinden ve çağrı merkezlerinden aldığımız hizmetten, tur rehberimiz ve ayarladıkları yerel rehberimiz Palina'dan, merkezi konumda seçtikleri otelimizden, ilgili ve bilgilendirici olmalarından çok memnun kaldık. 

Otelimiz Novotel St. Petersburg Center idi. Yeri St. Petersburg'un restoranlar, kafeler ve alışveriş açısından en canlı caddesi olan Nevsky Caddesi'ne ve metroya iki dakika yürüme mesafesinde, odaları, temizliği ve kahvaltısı harika bir oteldi. Kendi başınıza gidecek olursanız da kesinlikle tavsiye ederim. 

Ama eleştireceğim noktalar var elbet. Turu bir gün daha uzun yaparak Puskin ve Peterhof kasabalarını aynı güne sıkıştırmamaları çok daha iyi olabilirdi en basitinden. Hermitage'ı da isteyenlerle daha uzun gezme planı eklenmeliydi. Müzenin içinde iki saat aslında hiçbir şey demek çünkü. Uzun gezmek istemeyenlere bir rehber dışarı kadar eşlik edebilir, diğer rehberse kalmak isteyenlerle daha uzun bir sanat turu yapabilirdi. Sonuçta saat 23.00'e kadar gökyüzü aydınlık olduğuna göre koşarak Neva Nehri turu yapmamıza gerek yok, öyle değil mi? Ayrıca ekstra olarak isteyenleri gece 1.30'ta köprülerin açılışını izlemeye de götürebilirlerdi. Ne bileyim işte, ben turizm sektöründeki iyi firmalardan "Götürüp gezdirdik mi? Gezdirdik. E hadi öyleyse dönelim," yaklaşımı görmek istemiyorum. Fark yaratmalarını, gezi kültürü adına misafirlerine bir şeyler katmalarını istiyorum. O yüzden bunlar bana göre eksikliklerdi. Ama dediğim gibi pek çok açıdan da gayet memnun kaldık aldığımız hizmetten. 



Gezdiğim yerleri ayrıca yazmaya başlamadan önce aklıma gelen birkaç not:

* Hırsızı bol bir yerdesiniz. O yüzden pasaportları ve fazladan paranızı otelin kasasında tutmanızda yarar var. 

* Havaalanında para bozdurmayın. Kur berbat. Nevsky Caddesi gibi merkezi yerlerde 24 saat bile açık olan döviz büroları bulunuyor. Her yerde kredi kartı da geçiyor ve güvenle kullanabilirsiniz.

* Kısacık kalıyor olsanız bile yağmur göreceksiniz, kaçış yok! ;) O yüzden bir yağmurluk ya da şemsiye olsun yanınızda. 

* Votkayı keyif için değil kafayı bulmak için içen bir milletle karşı karşıyasınız. Öyle votka-portakal ya da votkalı kokteyller falan beklemeyin. Kokusu bile sarhoş edebilecek kadar sert, sek votka gelecek önünüze, hazır olun!



* Metro kullanın. Duraklar ve haritalar Latin alfabesiyle de yazıldığı için kullanması çok kolay. 31 rubleye (yani yaklaşık 1,5 TL) alacağınız tek jetonla istediğiniz kadar durak değiştirerek gideceğiniz yere gidebilirsiniz. Üstelik trafik çekmeden. Çünkü trafik gerçekten İstanbul'u aratmıyor! Ayrıca gerçek Rus halkını ve dünyanın en derin metrolarından birini görmek için bile metroya binmeye değer bence. Admiralteyskaya durağı 86 metre ile en derine inilen durak. Yürüyen merdivenlerde inerken de çıkarken de soldan hızlı gitmeyi tercih eden aktif, dinamik, heyecanlı insanlara rastlanmıyor buralarda. Herkes paşa paşa sağa çekip bekliyor. :P


* Dünyanın 6. en pahalı şehrindesiniz, unutmayın. İstanbul 12. imiş, öyle düşünün. Ama "eyvah eyvah, her şey iki katı, n'apacağım ben" diye düşünmeyin. Her bütçeye göre yeme-içme-alışveriş olanağı var. Sadece Ruslarda da biraz görgüsüzce gösteriş düşkünlüğü olduğu için lüks tüketim ve eğlence alternatiflerinin de bol olduğunu bilin. Yani limuzin kiralayıp, şampanya ve havyarla da gezinebilirsiniz sokaklarda; metrodan inip şarap eşliğinde güzel bir yemek de yiyebilirsiniz İstanbul'daki gibi fiyatlarla. Ya da oradaki lüks restoranlarla buradaki lüks restoranları kıyasladığınızda aradaki farkı çarpıcı bir şekilde görebilirsiniz belki. Ama demek istediğim burada para savurmadan da yiyip, içip, eğlenebileceğiniz seçenekler çok fazla. 


Başlangıç olarak bu kadarı yeterli bence. Yazılar sırasında aklıma geldikçe eklemeler yaparım. Artık ara sıcaklara geçebiliriz, ne dersiniz? ;)

3 yorum:

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

3 güne bakalım neler sığdırmışsınız bakalım. Puşkin köyüne gidememiştim.

Buket dedi ki...

dün gece internette en ucuz yerlerden biri olarak gördüm ptersburg'u. uçak
biletleri çok pahalı zaten. turlar bazen iyi olabiliyor

Imge dedi ki...

Mehmet Bilgehan Merki,

Ona da gittik.;) Çok şey sığdırdık ama biz de bittik. Geldiğimden beri hasta yatıyorum maalesef, ama pişman değilim. Yine olsa yine yaparım. ;)

Buket,

Öncelikle St. Petersburg'dan "en ucuz yerlerden biri" olarak bahseden o siteden uzak durmanı tavsiye edeceğim. :P Ama tur fiyatları bazen gerçekten daha avantajlı olabiliyor, o konuda sana katılıyorum.

Sevgiler