Sokakları ve Lezzet Molalarıyla Atina

Atina'ya ikinci turumuzda yıllar öncesinde sokaklarında dolaşmaktan çok keyif aldığımız Plaka ile başlayalım dedik yine. Aynı keyfi alamadık bu kez diyebilirim. Galiba buz gibi bir hava ve tatile denk geldiğimiz için öyle oldu. Ya da tıpkı bizim Beyoğlu'nun keyfinin kaçması gibi bir durum söz konusu orada da. Butikler, restoranlar, vs gözüme çok özellikli gelmedi bu kez. 17 yıl önce bizi iki gece nefis bir şekilde ağırlayan, yıllar sonrada HSBC bombalanması olduğunda "iyi misiniz, sizi merak ettim" diye dört arkadaş hepimizi ayrı ayrı telefonlarımızdan arayan Dimitris'nin meyhanesini de bulmaya çalıştık, ama iki yıl önce kapandığını öğrendik ne yazık ki. Şehrin en eski meyhanelerinden biri olan Platanos da denemek istediklerimdendi, ama üç gün üç gece kapalı olunca Plaka'da kısmetimiz kapalıymış demek ki dedik. ;) Yine de siz gitmek isterseniz diye afişini ve üstte ortada fotoğrafını ekledim aşağıya. Şirin bir avluda yer alıyor, yemekleri de çok övgü almış, aklınızda olsun. 


Yürüyüş turuna Monastiraki üzerinden devam ediyoruz. Burası kaosuyla, kubbeli ve kemerli yapıları, bozacısı, güvercinleri, bitpazarı sokağı, trafiğiyle falan mini Eminönü tadında geldi bana. Bitpazarına büyük umutlarla gitmiştim, ama kayda değer dükkanlar yok, söyleyeyim. 


Oradan Psiri'ye geldik - ki bu gidişimde en sevdiğim yer burası ve Kolonaki oldu diyebilirim. Kolonaki bir tık daha tiki, burası bildiğin Galata, Karaköy, Şişhane havasında. (Ay her gittiği yerde her şeyi illa memleketinden bir köşeye benzeten tiplere döndüm niyeyse. ;P


Sık sık şarap ve sıcak şarap molası verdiğimiz kafeleri, restoranları, dükkanları çok güzeldi. Burada sokaklarda dolaşmanızı ve mutlaka bol bol keyif molası vermenizi öneririm. Akşam yemeği için de burayı düşünebilirsiniz. Biz genelde çok geçe kalmadan, akşamüstü yemekleri yediğimiz için gece bir şeyler içmek için geldik buralara. 

Takh 13 de tesadüfen bulduğumuz -hadi itiraf edeyim, okuyunca kızmasın: İsocum'un bulduğu ;) - ve beklemediğimiz kadar güzel bir canlı müzik gecesi geçirdiğimiz, minicik bir bar oldu. Oturunca önce dalga geçmiştim "amaan bizde de gençler iki gitar alıp Akdeniz Akşamları'nı tıngırdatır ya, öyle bir yer galiba burası" diye. Hani ben bulmadım ya mekanı, illa bi "benim seçtiğim yerler gibi değildir buralar" havaları. ;)) Ama çok yanılmışım. Genç ve kıpır kıpır bir işletme. Canlı müzik yapan çocuklar çok eğlenceli, birinin sesi pek bir harika hatta. Kendileri de içiyorlar, eğleniyorlar, sohbet ediyorlar, arada coşup tekli ya da çoklu sirtaki yapıyorlar. Benden size kesin tavsiye mutlaka gidin buraya bir akşam. Akşamüstü başlıyorlar hatta canlı müziğe. Gece ona kadar falan genç ekip, sonra daha orta yaşlarda bir ekip başlıyor. Gençlerin enerjisinden sonra diğerleri fazla bir ağırdan alınca bekleyemedik onları. Ama gece geç saatlerde de tıklım tıklım doluydu burası. Müzikler arasında bir ara "Çifteteellii...aman amaaan, yaalellli..." falan gibi sözler duyarsanız alkol sınırını aştığınızdan ya da memleket hasretinden falan değil, emin olun. Kültürler benziyor, n'aparsınız. ;) (Tek ve önemli bir farkla tabi: onlarda eğlence faktörü korunuyor, yok olmamış!)


video

Çok lezzetli ve manzaralı ve soğuk bir gün olmasına rağmen çok keyifli bir yemek molasını da Pire'de verdik. Yıllar öncesinde hatırladığım haliyle duruyordu bu Mikrolimano bölgesi. PireAtina'ya 12 km mesafede bir liman şehri. Metroyla 20 dakikada ve 1,40 Euro'ya büyük gemilerin durduğu limanda iniyorsunuz. Orası kaotik ve curcuna ve estetikten uzak bir yer. Buradan taksiyle 5 Euro'ya Mikrolimano'ya gidiyorsunuz ve işte orada koya sıra sıra dizilmiş bütün balık restoranları sizi bekliyor. Hepsi az çok aynı ayarda olan bu restoranlarda deniz ürünlerine doyabilirsiniz. Biz 4 Brothers'ı tercih ettik ve hem yemeklerinden hem hizmetten hem de fiyattan çok memnun kaldık.


Yemeklerine bayıldığımız diğer bir restoran da Melilotos oldu. Evet, aşağıdaki tabelada bu yazıyor. ;) Burayı birkaç "en iyi 10 restoran" listesinde görüp aklıma not etmiştim. Hakkında yazılan değerlendirme notları da hep çok iyiydi. Gidince servisi, yemeklerinin lezzeti ve dekorasyonuyla beklediğimden de iyi olduğunu gördüm. Fava, mandalina marmelatı üzerine yatırılmış ve susama batırılarak kızartılmış feta peyniri, ev yapımı ekmekleri ve şarapları, deniz ürünlü siyah tagliatelle denedik ve hepsine bayıldık. Geleneksel yemeklerin modern yorumu için mutlaka denemenizi önereceğim yerlerden biri de burası. Hem de merkezde, Plaka'ya ve alışveriş caddesi Ermou'ya çok yakın. 


İlk akşam, çok yorgun ve çok acıkmış ve çok üşümüş halde tamamen tesadüfen oturduğumuz, ortamı kilimlerle, otantik süslerle ve ahşap duvarlarıyla falan buram buram Anadolu tadında bir yer olan ama şöminesi ve nefis yemekleriyle gönlümüzde taht kuran To Kafeneio'dan da söz etmeden geçmeyeyim. Bu kez yüzde yüz geleneksel bir yerdeyiz. Sıcak ve soğuk mezelerden ortaya karışık yapıp, ouzo ile demlenip, ev yapımı ekmeklerle favanın kalanını sıyırma savaşı verdiğimiz bir yer. ;) 


Yunan mutfağına hem büyük çoğunlukla aşinayız hem de bayılırız. Siz de eminim gittiğiniz her yerde yabancılık çekmeden damak tadınıza uygun lezzetler bulabilirsiniz. Favaya pek bayılmam ama onların favasını bizimkinden daha çok beğendim ve bayıla bayıla yedim bu kez. Benim için yeni keşif bu oldu. Gelirken bol bol ouzo ve feta cheese almayı unutmayın. Belki burada Yunan geceleri yaparken cheese saganaki de yaparsınız meze olarak.;) Ah, bir de o muhteşem yoğurtlarından depolayabilseydim eve, süper olurdu. Ouzo olarak bizim favorimiz Plomari. Ama İsocum bu gidişte tavsiye üzerine Barbayanni çeşitlerinden de deneyip, beğenip, aldı. Bana açıkçası daha sert geldi Barbayanni, daha bizim rakıya yakın bir tadı var. Plomari'nin ise hafif tatlımsı, tek başına bile içilebilecek yumuşaklığı benim hoşuma gidiyor. Yine de deneyin bakalım, siz o kadar çeşitten hangilerini beğeneceksiniz. 


O kadar yemeğin üstüne bu yukarıdaki fotoğraflar ne diyorsanız, inanın ben de bilmiyorum. Sokaklarda dolaşırken birkaç kez karşımıza çıkan, çeşitli açılardan görüp hoşuma gittiği için fotoğrafını çekip durduğum iki kilise. Ama ikisinin de adını sanını bilmem. Olur da yolunuz düşerse oralara ikisine de selamımı söyleyin, bir de adlarını öğrenip bana iletin olur mu? Benim için "bilinmeyen bir cisim yaklaşıyor" konseptinden öteye geçemediler zira ;)

O zaman sıradaki geziye kadar hoşça kalın. En sevdiğim Komşu'ya da buradan selam olsun bir kez daha. Bize yine çok iyi baktı, sağ olsun. O zaman yine görüşmek üzere diyerek kapanışı yapalım. Yassou!

4 yorum:

Işın dedi ki...

Atina'ya ilk kez bu yaz gittim ve başta çok ısınasam da sonradan çok sevdim. Kolonaki ile ilgili büyük beklentilerim vardı ama hayal kırıklığına uğradım. Psirri'ye bayıldım. Bir daha gidersen Aya İrini meydanı ve çevresi çok hoş. Son yıllarda düzenlenmiş sanırım. Bol bol lokanta, kahve ve bar var.Yine bu meydana çok yakın olan Noel de harika bir cafe-bar. Hem çok sevdiğim için hem de 15 temmuzda burada otururken darbe haberini aldığımız için hayat boyu bırayı unutmam mümkün değil. Özrllikle yeme-içme ve Türkiye'de maalesef kaybettiğimiz
doğal dekorlu, basit menülü lokantaları ve kahveleri için, çok yakındaki, Türklerin henüz pek keşfetmediği adaları için Atina'ya tekrar tekrar gidilir.

Imge dedi ki...

Işın,

Atina'ya ve Yunan Adaları'na kesinlikle çok kez gidilir. Ben sadece Rodos ve Meis'i gördüm henüz ama onlar bile yeterince fikir sahibi olmama yetecek güzellikteydi. Atina'ya bir dahaki gidiş için Aya İrini meydanını aklımda tutacağım ve mutlaka Noel'e uğrayacağım. teşekkürler öneri için.
Sevgiler.

Melike Kutlay Cengiz dedi ki...

Sevgili İmge, uzo seviyorsanız Plomari ve Barbayani'nin ana vatanı Midilli'ye de gidin mutlaka. Zaten Plomari orada bir şehrin adı. Midilli'nin mutfağı da muhteşem, keyif alacağınız bir destinasyon olacağına eminim. Sitem Ayağımın Tozuyla'dan okuyabilirsin :) Sevgiler...

Imge dedi ki...

Melike Kutlay Cengiz,

Mutlaka bakacağım Ayağımın Tozuyla'ya.Zaten Instagram'dan tanıdık geldi sanki, doğru mu hatırlıyorum. ;) Midilli de aklımızda olan ama bir türlü fırsat bulamadığımız yerlerden. Umarım bu bahar veya yaz minik bir kaçamak yapabiliriz Ada'ya.
Sevgilerimle.