Son 10 Günün Lezzet Durakları

İki hafta önceki hafta sonu hem annem hem babam buradaydı. Bizden çok torunu görmeye geldiler tabi. :) Gündüzleri fırsat buldukça Duru Hanım'la birlikte AVM turları yapıldı kız kıza. Hepimizin bir arada olduğu bir Cuma akşamı ise Ongun'un önerisiyle Kireçburnu'ndaki Mer Balık'a gittik. Tarabya'yı geçer geçmez tam sahilde yer alan Mer Balık gerçekten çok başarılı bir yer.Hepsi birbirinden özellikli mezeleri ve ara sıcakları var. Garsonları çok ilgili ve güler yüzlü. Balıklar taptaze. Sadece servis biraz fazla hızlı. O hızı ayarlayabilirlerse her şey çok daha güzel olabilir. Malum rakı sofrasında sohbet bitmek bilmez, o yüzden önümüzdeki yiyecekler de sohbet süresince gözümüzün önünde kalsalar iyi olur elbette. Gerçi artık her yerde rakının yanında çok fazla yemek yenmemesi gerektiğinden, rakı adabının bu olduğundan söz ediliyor ama bizler ne yazık ki bunu başaramadık şu ana kadar. Yine de ümitliyim, bir gün sadece birkaç minik meze ve rakı ya da sadece balık&salata ve rakı yapmayı başaracağım. Ama herhalde aile ortamlarının dışında bir yerlerde başarabileceğim. Çünkü bizim ailenin erkeklerinin hepsi şu da gelsin, bu da gelsin diye dev bir masa oluşturma eğilimindedir. Kadınları ise "ne gerek var canım bu kadar şeye, çatlarız valla" diye geceye başlayıp, tabaklarını silip süpüren cinstendir. O yüzden işimiz gerçekten zor bizim. :)

Ne yazık ki bir girişte bir de en son tatlılar geldiğinde fotoğraf çekmeyi akıl etmişim. Ha bir de ara sıcaklardan birini (galiba karidesi) görüntülemişim. Toplu haldeki fotoğrafımız bile annemin telefonundan çekilenlerden. Kendimi feci kaptırdığım gecelerden biri olduğu buradan da anlaşılıyor herhalde.:) Ama hemen önerilerimi söyleyeyim: mısır ekmeği, levrek marine, soya soslu uskumru, lakerda, tereyağda karides güveç, sarıkanat ızgara ve ayva tatlısı ile kabak tatlısı harikaydı. Detaylı bilgi ve rezervasyon için buraya.


Babamı hafta başı gönderdikten sonra annem o hafta arası kalmaya devam etti. Hafta sonu da iki gün bizde kaldı. Bunun birinde özlenen Beyoğlu tatlarıyla dolu bir Cuma günü geçirdik birlikte. Alışveriş ve sanat dolu bir gün olarak planladığımız bu güne vazgeçilmez lezzet molalarımızı da ekledik. Yani Mercan'a, Kızılkayalar'a, artık olmayan İnci'ye ve Koska'ya uğradık. Pera Müzesi'ndeki Altın Çocuklar ve FlashBack sergilerini anneme de gezdirdim. Odakule Sanat Galerisi'nde ne varmış diye içeri daldık ve Ruşen Eşref Yılmaz'ın İçimde Kalanlar sergisini de birlikte gezdik. Hava karardığında evde olmak gerekirmiş gibi bir düşünceye sahip olan ve hemen domestiğe bağlayarak "kocan eve gelince yemek  ister, gidip eve bir şeyler hazırlayalım" havasına giren anneciğimi acilen İstanbul ayarlarına döndürdüm. Ve hava kararırken Mercan'da biralarımızı tokuşturacak kıvama getirdim. :) Gördüğünüz üzere solda resimler, sağda biz:


Cumartesi günü de o korkunç Doğum Günü Partisi deneyiminden sonra kendimizi attık Ortaköy Banyan'a. Yıllar önce Nişantaşı'ndaki Banyan'a bayılmıştık. Sonra orası kapanmıştı ve biz birkaç sefer niyetlensek de ya yer bulamamış ya planımız iptal olmuş ve Ortaköy'dekine hiç gidememiştik. Hazır değişik tatları denemeye açık olan annem de buradayken şansımızı deneyelim dedik ve aynı günün akşamına yerimizi ayırttık. Kışın avantajları! :) Banyan rezervasyon tel: 0-212-259 90 60.


Banyan'da ortaya söylediğimiz satay çeşitleri, dim sum, değişik soslu ve harika bir tadı olan kuzu kaburga ve çerez niyetine edamame sonrasında iki ana yemek seçtik. Biri İso'cumun en bayıldığı yemeklerden biri olan yeşil köri soslu tavuk, diğeri ise fırında dört saatte pişirilmiş nefis bir ördek but tabağı oldu. Banyan'ın yemekleriyle ilgili beklentim daha yüksekti sanırım. O yüzden benim değerlendirmeme göre o beklenti seviyesini ve fiyat-kalite dengesini tutturamadı burası. Yani oralarda bu fiyat ayarında bir yer seçeceksem Zuma'yı tercih ederim. Ama kötü müydü? Hayır, değildi. Yine de İso'cumun kendi yemeğine benim de sataylara pek bayılmadığımızı söyleyebilirim. Onun dışında her şey güzeldi. Manzaramız güzeldi. Sohbet güzeldi. Hatta eve geldikten sonra balkonda müzik, purolar, konyak (annem için elbette çay!) eşliğinde  bazen gözümüzden yaşlar gelerek gülme krizlerine girdiğimiz, bazen de sosyoloji/psikoloji esirgemeden her konuya el atarak gecenin ikisine kadar devam eden sohbetimiz bence en güzeliydi. Tabi Pazar günü bir anne çorbası gerektirecek kadar çok içildi o akşam ama her yudumuna değerdi.

Haftaya leziz bir başlangıç yapalım dedim. Hepimiz için ağız tadımızın yerinde olduğu, güzel bir hafta olsun. Sırada harika bir tiyatro oyunu var, tavsiye edeceğim, ona göre.:)












2 yorum:

Buket dedi ki...

geçen sene istanbula gelince eşimle banyana bizde gitmiştik. ama beklentimizi karşılamamıştı..

Imge dedi ki...

Buket,

Bir dahaki sefere Zuma'yı deneyin. Bayılacaksınız..
Sevgiler.