Haftanın Filmleri

Benim için unutulmaz kitaplardan biri olan Lizbon'a Gece Treni'nin filminin çıktığını 2013 Şubat sonunda Berlin'de gezerken görmüştüm. Festivale katılacağı için afişleri her yerdeydi. Benim de o andan itibaren izlenmek üzere aklımın bir köşesine yazıldı.  Pascal Mercier'in bu nefis romanını daha önce de edebi eserleri sinemaya uyarlayan yönetmen Bille August beyazperdeye uyarlamış. Konusunu linkte verdiğim kitap yazısında detaylıca anlattığım için tekrar anlatmıyorum, ama şunu söylemeliyim ki ikisinden biri için zamanınız varsa Profesör Raimund'un Lizbon'a yaptığı hem fiziksel hem ruhsal yolculuğun romanını okumanızı kesinlikle öneririm. Hatta önce romanı okursanız, sadece onunla kalabilirsiniz ki o tat bozulmasın. Ama filmi izlediyseniz ya da illa izleyecekseniz de kitabı okumayı ihmal etmeyin. Filmden sıkılmayacaksınız, hatta sırf Lizbon görüntüleri ve Jeremy Irons için bile izlenmeye değer bir film. Ancak kitapla karşılaştırma şansı olanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklar. Kitap o kadar sizi alıp götüren bir derinliğe sahip ki eminim iki saatlik hiçbir uyarlama okurunu kesmeyecektir. Yani önerim: izleyecekseniz izleyin, ama mutlaka okuyun! ;)

Diğer film önerim ise The Best Offer olacak. Orijinal adı La Migliore Offerta olan bir İtalyan yapımı olan bu güzel filmin başrolünde Geoffrey Rush var ve nefis bir oyunculuk sergiliyor. Keyifle izleyebilmeniz için film hakkında çok az şey söylemem gerekiyor. Sadece şunu bilin: bir gün deneyimli ve kuralları olan profesyonel bir antika uzmanı ve müzayedeci olan Virgil'in (Geoffrey Rush) karşısına onu çok etkileyecek, gizemli bir müşteri çıkar. Güzel ve genç bir kadın olan bu müşterinin gizemini çözmek için birtakım ilkelerinden taviz vermeyi bile göze alan Virgil, ilerleyen zamanlarda feci bir şekilde kendini kaptırmıştır. Bu durumun onun hayatında nelere mal olacağını görmek için filmi izlemelisiniz. Ya da duyguların da tıpkı sanatın kendisi gibi taklit edilebilirliğini görerek bunalmak için filmi izleyebilirsiniz. Karar sizin. Ama bu filmi  mutlaka izleyin.


Şimdilik bu kadar. Yarın kaprisli ayağım izin verirse (!) Pera Müzesi'ndeki Duvarların Dili sergisini gezerek sokak sanatı örneklerini görmek istiyorum. Bilahare paylaşırım. 

İyi haftalar...

3 yorum:

oZGe dedi ki...

The Best Offer gerçekten harika bir film, ben de izleyip yazmıştım hatta. Arkadaşlarıma da sürekli tavsiye ediyorum :) Diğer filmi de listeme aldım, teşekkürler, sevgiler...

Buket dedi ki...

Kitabı zevkle bir çırpıda okumuştum, şimdi netten filmi de araştıracağım. var mı acaba ?

Imge dedi ki...

Özge,

Gökçe izin verirse kitabını al derim, ama minik çocuklu annelerin mazeretleri kabulümüz. ;)
Sevgiler.

Buket,

Benim buraya henüz gelmeyen filmler için adresim genelde Beşiktaş pasajdaki Dejavu oluyor. Öneririm. ;)