Londra'da Yeme İçme (2)

Birincisi için buraya bakabilirsiniz.:)

Londra'ya bu gidişimizde de gerçekten çok özel üç yer keşfettim ve hepsini sırayla tavsiye edeceğim size. Birincisi dim sum sevenler için Soho'da bir adres: Chuen Cheng Ku. Tamamen içgüdülerimize güvenerek girdiğimiz bu albenisi olmayan, küçücük gibi görünen ama içeri girdiğinizde aslında bir sürü odadan oluşan geniş bir restoran olduğunu fark ettiğiniz bu Uzakdoğu mutfağında menüden çok gördüklerinizin içinizde uyandırdığı hislere güvenerek dim sum çeşitlerini seçeceksiniz. Önünüzden geçen arabaların tepsilerinde taptaze çıkan dim sum çeşitlerinden denediğimiz hepsinden çok memnun kaldık. Daha pek çok yorum, görsel ve adres için Tripadvisora bakabilirsiniz.  


Ambiyans anlamında harika bir yer olmadığı için öğlen gitmenizi tavsiye ederim. Ya da bizim yaptığımızı yapıp bir akşam üstü karnınızı bu leziz yemeklerle doyurup, üstüne pub'dan puba dolaşabilirsiniz. İlk pub çıkışında kendinizin, ikinci pubın içinde biranızın fotoğrafını çeker, sonra ritüellerini tamamlamış olmanın mutluluğu içinde içmeye devam edersiniz. :)


Bu gezinin bana göre en başarılı yemeğini ise Busaba Eathai adlı Thai restoranında yedik. Thai mutfağı seviyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Biz Dido&Ongun tavsiyesiyle birçok yerde şubesi bulunan bu restoran zincirinin Leicester Square yakınlarındaki (35 Panton Street) şubesine gittik. Burası genişliği, dekorasyonu ve ışıklandırmasıyla ambiyansı en başarılı olan şubelerden biriymiş. Yemekler ve fiyatlar web sayfalarının menü bölümünde bulunuyor. Bizim seçtiklerimiz, test edip tam not verdiklerimiz ise aşağıda.

Son olarak İso'cuğumun daha önce gittiği ve çok özel bir yer olduğunu düşündüğü için beni de götürmek istediğini başından beri söyleyip, gitmeden Cumartesi akşamına rezervasyon yaptırdığı Benares var sırada. Ama hiç fotoğraf olmadığı gibi Gezi'den gelen haberlerle yediklerimizin de adeta boğazımıza dizildiği üzücü bir geceydi o 15 Haziran gecesi. O yüzden elimizde telefon, gözümüz Twitter'da, boğazımız düğüm düğüm geçirdik o akşamı. Burası Hint mutfağı olarak geçiyor, ama bildiğiniz Hint restoranlarındaki gibi  yemekler, porsiyonlar, sunumlar beklemeyin. Michelin yıldızlı şef Atul Kochar, Hint mutfağına çağdaş dokunuşlar ekleyerek bambaşka lezzetler çıkarmış ortaya. Ve burası oldukça şık -ve biraz da pahalı sayılabilecek- bir restoran. Ayrıca ben bildiğimiz Hint restoranlarının göz ve gönül doyuran lezzetlerin, kokularını ve rahatlığını pek sevdiğim için böyle şıkır şıkır, beyaz kumaş peçeteli masalar, süslü tabaklar beklentime pek uymadı diyebilirim.:) Hepsini kendi web sayfalarından aldığım aşağıdaki fotoğraflara bakarsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.  Ama yediğimiz her şey gerçekten çok lezzetliydi. Değişik tatlardan hoşlanıyorsanız, şık ve güzel bir ortamda özel bir yemek için burayı tercih edebilirsiniz. Elbette her şeyden önce ağzınızın tadı yerinde olsun ki tadını çıkarabilin.


Bu ana yemekler dışında bol bol Pret a Manger ve pub molası verdik. Pret'in zencefilli kurabiyesi Godfrey ile ilk tanışmamızdı, pek bayılmadım kendisine. Ama geri kalan her şeyi yine her zamanki gibi harikaydı.


Beş çayı yine yapamadık. O saatleri yine beş birası ile değerlendirdik. Ama Fortnum&Mason'ın o harika  Piccadilly mağazasına uğrayıp çay almayı unutmadık elbette. Fish&chips'e sıra gelmedi ama olsun, pek İngiltere'ye özgü olmasa da nachos&Guinness yaptık biz de. Ve inanılmaz lezzetli bir nachos'tu. Hangisi olduğunu hatırlamamakla birlikte 112 adet Taylor Walker pub'ından biri olduğunu biliyorum.:)

Sonuç olarak tadı damakta kalan bir Londra turunun daha sonuna geldik 16 Haziran itibariyle. Vay be, tam 5 hafta önce dönmüşüz demek. Zaman ne hızlı geçiyor. Ve ben sürekli önümüzdeki geziler, tatiller, kaçamaklar için heyecanlanmaya devam ediyor; hayat böyle heyecanlarla dopdolu geçsin istiyorum.







   

5 yorum:

Yeşim - Nils Mum dedi ki...

Pret A Manger bizim de kurtarıcımız olmuştu. Hatta ben de yazmıştım. Diğerlerini de inş bir dahaki sefere deneyeceğim. Londra bir aşk:) Hiç bıkmam sanırım

Anonim dedi ki...

İşte beklediğim post lar. paylaşımların için teşekkürler. Notlarımı aldım, Kısıtlı zamanda bir yeri gezip görmek, keşfetmek için bu tecrübelerin öyle faydası oluyor ki.....
Londra ile tanışmama 5 hafta kaldı, zaman benim için de çabuk geçsin lütfen.
sevgiler,
nilgün.

Imge dedi ki...

Yeşim,

Evet, sabahları bir günlük English breakfast kaçamağımız dışında hep Pret'te buluyorduk kendimizi. Ben bir de alışveriş molalaında mangolu smoothie molası için uğruyordum tabi..:)

Nilgün,

Londra ile harika bir şekilde tanışacağınıza eminim ama zaman o kadar da çabuk geçmesin ya, yaz biter yoksa..;) Umarım hem şimdiki hem de önceki Londra notlarının faydası olur. Hepsine birden imgegeziyor.blogspot.com'da Londra etiketinden ulaşabilirsin bu arada, biliyorsundur ama kolaylık olsun diye yine hatırlatmak istedim.
Dönüşte izlenimlerini ve notlarımla ilgili yorumlarını bekleyeceğim, ona göre.:)

Sevgiler..

Zeugma dedi ki...

Bu Londra tanıtımların kadar detaylı olanıyla henüz hiçbir yerde karşılaşmadım.
Rehberliğin mükemmel!

Ellerine sağlık İmge.
Sevgiler...

Imge dedi ki...

Zeugma,

Çok teşekkürler. Böyle güzel yorumlar duymak da benim bonusum olsun. :)